Elbir İş Merkezi Kat:9 No:6/11
Mecidiyeköy Şişli/İstanbul

Zina Davası Nasıl Açılır?

Zina Davası Nasıl Açılır?

Zina davası nasıl açılır? Bu makalemizde sizlere Zina Davası Nasıl Açılır sorusunun cevabı hakkında bilgilendirmelerde bulunacağız. Konunun önemli olması sebebiyle makalemizi dikkatle okumanızı tavsiye ederiz. Zina davası kime açılır? Öncelikle belirtmek gerekir ki zina nedeniyle boşanma davasında davacı eşinin zina ettiğini düşünen ve iddia eden eş iken davalı ise zina ettiği iddia edilen eştir.

Zina Davası Nasıl Açılır?
Zina Davası Nasıl Açılır?

Zina Davası Nasıl Açılır?

Zina sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için TMK madde 134 vd. hükümlerine göre usulüne uygun şekilde kurulmuş mevcut bir evlilik ilişkisinin varlığı aranır. Evlilik ilişkisinin butlanla sakatlanmış olmasının önemi bulunmamaktadır. Zira butlanla sakat olan batıl evlilik yalnızca hakimin kararıyla son bulur ve hakimin kararına kadar geçerli bir evliliğin neticelerini doğurur.

Sadece Zina Nedenine Dayanılarak Zina Nedeniyle Boşanma Davası Açılabilir

Zina davası nasıl açılır? Zina sebebiyle boşanma davası yalnızca zina nedenine dayanılarak açılabilir. Bu durumda mahkemece zinanın ispat edilip edilmesi tespit edilecek zina olgusu ispat edildiğinde evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığı değerlendirilmeden boşanma kararı verilecektir. Zina olgusu ispat edilemediyse davanın reddine karar verilecektir. Başka bir deyişle yalnızca zina nedenine dayalı olarak açılan boşanma davasında zina olgusu ispat edilememişse mahkemece davanın reddine karar verilmelidir. Zina nedeniyle boşanma davasında mahkemece kusur değerlendirmesi yapılamaz. Zina özel ve mutlak bir boşanma davasıdır bu sebeple davalının zinaya vücut veren bir eyleminin tespit edilmesi durumunda davacı kusurlu olsa dahi mahkemece kusur kıyaslaması yapılamaz. Zina nedeniyle boşanma davasında ispat hususu hakkında daha detaylı bilgiler için “Zina Nedeniyle Boşanma Davasında İspat” adlı makalemizi okuyabilirsiniz. Yine “Zina Yapan Eşi Affetmek” adlı makalemizi okuyarak hangi davranışların af olarak değerlendirildiği hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Zina Sebebinin Yanında Terditli Olarak Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Sebebiyle Boşanma Davası Açılabilir

Kişiler zina sebebinin yanında terditli olacak şekilde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanarak da boşanma davası açabilirler. Davacı dilekçesine “öncelikle zina sebebiyle mahkemenizce aksi kanaat hasıl olursa evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle ” şeklinde bir ibare ekleyerek boşanma davasını terditli şekilde açabilir. Böyle bir talep halinde mahkeme ilk olarak zina nedenini inceleyecektir. Çünkü zina özel ve mutlak bir boşanma sebebidir. Mahkeme özel boşanma sebebini incelemeden genel boşanma sebebi inceleyemeyecektir. Burada bir hususun altını çizmek istiyoruz, terditli talep sadece iki sebeple sınırlı değildir. Davacı ikiden fazla sebebe dayanarak terditli dava ikame edebilir. Örneğin zina, mahkemece kabul görmemesi halinde hayata kast ve pek kötü muamele yine bu talebinde mahkemece kabul görmemesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanarak dava açılabilir. Yine önemle belirtmek isteriz ki terditli taleplerden birinin genel boşanma sebeplerinden oluşması zorunlu değildir. Yalnızca özel boşanma sebeplerine dayanılarak terditli şekilde dava açılabilir.

Zina sebebinin yanında terditli şekilde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayanılarak boşanma davası açılması halinde zina olgusunun varlığı ispat edildiğinde artık mahkemece evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığı irdelenmeden boşanma kararı verilmelidir. Şayet zina ispat edilememişse terditli talep olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebini mahkeme inceleyecek ve evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına mahkeme kanaat getirdiğinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayanılarak hüküm ihdas edilecektir. Zina davaların en sık rastlanan dava türü bu şekilde açılan terditli davalardır. Bu tip davalarda her iki boşanma sebebine ilişkin olarak hüküm kurulmalıdır. Mahkemece her iki talep hakkında da olumlu yahut olumsuz ayrı ayrı karar verilmemesini Yargıtay bozma nedeni kabul etmiştir.

Önemle belirtmekte fayda var ki zina nedeniyle boşanma davasının yanında birden çok sebep gösterilmiş olması halinde dava terditli olarak açılmış kabul edilmeyecektir. Terditli olarak davanın açıldığının dava dilekçesinden anlaşılmış olması gerekmektedir. Örneğin yukarıda da açıkladığımız üzere davacı dilekçesine “öncelikle zina sebebiyle mahkemenizce aksi kanaat hasıl olursa evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle ” şeklinde bir ibare eklemişse terditli davadan bahsedebiliriz. Fakat davacı dava dilekçesinde birden çok boşanma sebebi göstermişse fakat sebepler arasında terdit ilişkisi yoksa örneğin davacı dava dilekçesinde “zina ve evlilik birliğinin temelden sarsılması nedenleriyle boşanma kararı verilmesini” talep etmişse bu durumda terdit ilişkisi bulunmamaktadır. İlk durumda mahkeme terditli taleplerin tümü hakkında ayrı ayrı değerlendirme yaparak hüküm kurması gerekirken ikinci durumda talepler arasında terdit ilişkisi bulunmadığı için mahkemece tek bir boşanma kararı oluşturulacaktır.

Zina Eylemi Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Sebebi Sayılarak Dava Açılabilir

Davacı, davalının zina eylemini evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni sayarak yalnızca TMK 166. maddesine göre dava açabilir. Örneğin dava açan eş, davalının karşı cinsle gönül ilişkisi olduğunu ve kuvvetle muhtemel zina eylemini işlediğini düşünebilir fakat davacı bunun yanında zina olgusunu tam anlamıyla ispat edemeyeceğini de düşünebilir. Davacı bu sebeple zina nedenine değil TMK 166. maddesine göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanabilir. Görüleceği üzere davacı eş dilekçesinde her ne kadar zina olgusunu açıklayan olayı evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi olarak göstermesi ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayanarak davasını açması mümkündür. Bu şekilde açılan bir dava zina nedeniyle boşanma davası değil, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasıdır. Artık bu davada zina olgusu ispat edilse dahi mahkemece TMK madde 161 hükmüne göre değil TMK madde 166 hükmüne göre karar verilecektir.

Zina Nedeniyle Boşanma Davası Karşı Dava Olarak Açılabilir

Zina nedeniyle boşanma davası karşı dava olarak açılabilir. HMK madde 133/1’e göre karşı dava cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içerisinde ayrı bir dilekçe verilme suretiyle açılır. Örneğin asıl dava zina nedenine dayalı olarak veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı olarak açılmışsa esas davalının davalısı açacağı karşı davada zina nedenine dayanabilir.

Islah Yoluyla Zina Nedeniyle Boşanma Davası Talebinde Bulunulabilir

Tarafların iddia ve savunmaların değiştirilmesi yasağı sebebiyle tarafların yapamadıkları bir usul işlemini yasada belirtilen şartlar yerine getirilmek suretiyle yapılmasına olanak sağlayan hukuk sürece ıslah denilmektedir. Islah tek taraflı irade açıklaması ile kullanılan yenilik doğurucu bir haktır. Bu sebeple ıslah işleminin yapılmasında karşı tarafın izni ya da mahkemenin onayı aranmamakta olup ıslah için belirlenen şartların yerine getirilmesi yeterlidir. Taraflar ıslah ile dilekçesinde öne sürdükleri olayları, dava konusunu ve talep sonucunu değiştirebilirler. Fakat önemle belirtmekte fayda var ki ıslah yoluyla dava tamamen veya kısmen değiştirilebilir ve talep miktarı arttırılabilir. Fakat ıslah ile mevcut davaya yeni bir dava eklenmesi mümkün değildir. Fakat ıslah ile davanın sebebi tamamen değiştirilebilir. Örneğin davacı hayata kast ve pek kötü muamele boşanma sebebine dayanarak açtığı boşanma davasını açtıktan sonra süresinde ıslah ederek dava sebebini “zina nedeniyle boşanma davası” olarak ıslah edebilir. Taraflardan her biri dava ve cevap dilekçesini ıslah ederek yeni vakıa ekleyebilirler. Davanın hukuki sebebinin ıslah ile değiştirilip genişletilmesinde harç ödenmesine gerek bulunmamaktadır. Zira ıslah ile yeni vakıa ve sebep eklenmesi halinde dava konusunun miktar ve değerinin artırıldığından söz edilemez, bu sebeple harç yatırılmasını gerektirir bir sebepte bulunmamaktadır.

Evlilik Öncesi Zina Edenin Durumu

Kişiler boşanma kararı aldıklarında eşim evlenmeden önce zina yapmış bu durum da boşanma nedeni midir şeklinde sorular yöneltmektedirler. Evlilik birliği henüz başlamadan başka bir söylemle resmi nikah kıyılmadan önce meydana gelen zina eylemi ile, evlilik birliği sona erdikten sonra meydana gelen zina eylemi TMK madde 161 hükümüne konu edilemez.

Boşanma Davası Devam Ederken Zina

Boşanma davası devam ederken zina eylemi gerçekleşirse bu husus derdest boşanma davasına vakıa olarak eklenemez. Boşanma davası devam ederken meydana gelen zina eylemi, evlilik sonlanmamışsa başka bir boşanma davasının konusunu oluşturacaktır. Örneğin eşlerden biri evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açmışsa, bu boşanma davasından sonra gerçekleşen zina eylemi derdest davanın konusu yapılamaz. Derdest olan boşanma davası reddedilirse ve evlilik birliği devam ederse bu zina olayına dayalı olarak yeni bir boşanma davası açılabilir. Boşanma davası devam ederken aldatma hususunun meydana gelmesi durumunda mahkemenin nasıl karar vermesi gerektiği hususu Yargıtay kararları ile açıklığa kavuşturulmuştur. Boşanma davası devam ederken aldatma olayının meydana geldiği bir boşanma davasında Yargıtay  her davanın açıldığı tarihteki koşullara tabi olduğunu dava tarihinden sonra meydana gelen olayların eldeki boşanma davasında kusur olarak taraflara yüklenemeyeceği yönünde karar vermiştir.

Eşcinsel Evliliklerde Zina

Eşcinsel evliliklerde zina sebebine dayanılarak boşanma davası açılabilir mi? Önemle belirtmekte fayda var ki ülkemizde eşcinsel evlilikler, yasal bir geçerliliğe sahip olmayan evliliklerdir. Türk hukukunda evliliğin tanımı, eşler arasındaki cinsiyet farkını öngördüğü için eşcinsel çiftlerin yaptığı evliliklerin resmi ve yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bu tür evliliklerde zina gibi sebeplerle boşanma davası açılamamaktadır çünkü, yasal anlamda bir evlilik söz konusu değildir. Bu nedenle, her ne kadar duygusal açıdan birliktelik içinde olsalar da eşcinsel çiftlerin Türk hukuku çerçevesinde evlilik olarak kabul edilmesi mümkün değildir.  Görüleceği üzere bu durumlarda ortada bir evlilik bulunmamakta olup olmayan evliliğin boşanma davasına konu olması da mümkün değildir.

Zina Nedeniyle Boşanma Davasında Görevli Mahkeme

Zina davası nasıl açılır sorusunun cevabı kadar zina davasında görevli ve yetkili mahkeme sorusunun cevabı da çok önemlidir. Zinaya dayalı boşanma davasında görevli mahkeme aile mahkemesi iken aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakacaktır.

Zina Nedeniyle Boşanma Davasında Yetkili Mahkeme

Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesinde boşanma davalarında yetkili mahkemenin hangi mahkemeler olacağı konusunda düzenleme getirilmiştir.

TMK Madde 168: Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

İlgili maddeye göre boşanma davası eşlerden birinin ikamet yeri mahkemesinde açılabilecektir. Eşlerden birinin yerleşmek amacıyla oturduğu yer mahkemesinde de boşanma davası açılabilir. Yine eşlerden biri, dava açılmadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde de zina nedeniyle boşanma davası açabilir. Zina nedeniyle boşanma davası açan eş bu iki yer mahkemelerinden birinde davasını açabilecektir.

Zina Nedeniyle Boşanma Davasında Harç Ve Yargılama Giderleri

Zinaya dayalı boşanma davası maktu harca tabi bir davadır. Maktu harç konusu para ile değerlendirilmeyen durumlarda alınan miktarı tarifede belirlenen harç türüdür. Zina nedeniyle açılan boşanma davasında boşanmanın eki olarak istenen iştirak nafakası, yoksulluk nafakası için ayrıca harç ödenmesine mahkemece karar verilemez. Fakat boşanma davasının dışında haricen açılan tazminat ve nafaka davalarında dava değerine göre nisbi harç yatırılır.

Zina Nedeniyle Boşanma Davasında Vekalet Ücreti

Zina nedeniyle boşanma davasında vekalet ücreti de maktudur. Bu şu demektir, zina nedeniyle açılan boşanma davasında boşanmanın eki olarak istenen iştirak nafakası, yoksulluk nafakası için ayrıca vekalet ücreti ödenmesine mahkemece karar verilemez. Fakat boşanma davasının dışında haricen açılan tazminat ve nafaka davalarında vekalet ücreti de nisbi şekilde belirlenir. Zina nedeniyle boşanma davası sonunda hükmedilecek vekalet ücretinin tayininde tarafların kusur oranının etkisi bulunmamaktadır. Zina nedeniyle boşanma davasında vekalet ücreti boşanma talebinin kabul veya ret durumuna göre takdir edilir. Aşağıda sizler için zina sebebiyle boşanma davası hakkında yargıtay kararları derledik.

Zina Nedeniyle Boşanma Davasında Yazılı Yargılama Usulü

Boşanma davaları açıldığı zaman usuli işlemlerin hukuka uygun olarak eksiksiz şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir. Boşanma davaları yazılı yargılama usulüne tabi olup mahkeme kendiliğinden delil toplayamaz. Mahkeme tarafların ileri sürdüğü delil ve olaylarla bağlıdır. Zina nedeniyle boşanma davası da yazılı yargılama usulüne tabidir.

Zina Davası Dilekçeler Teatisi

Zina davası nasıl açılır sorusuna cevap verirken zina davasında dilekçeler teatisi aşaması hakkında da bilgilendirmede bulunmanın faydalı olacağını düşünüyoruz. Zina nedeniyle açılan boşanma davasında dava dilekçesi ile mahkemece hazırlanan tensip zaptı davalıya tebliğ edilir. Davalının cevap dilekçesi verme süresi içerisinde dava dilekçesine karşı cevap vermesi beklenir. Davalı cevap dilekçesini davanın açılmış olduğu mahkemeye verir. Cevap dilekçesi verilirken, cevap dilekçesine davacı sayısı kadar örnek eklenir. Mahkemeye ibraz edilecek cevap dilekçesi HMK madde 129’a uygun olmalı ve bu maddede belirtilen unsurları taşımalıdır. Cevap dilekçesi verme süresi davalıya dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır. Fakat durum ve şartlara göre cevap dilekçesinin bu süre içerisinde hazırlanması çok zor veya imkansız ise cevap dilekçesi verme süresi içerisinde davalının mahkemeye başvurması halinde cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak üzere bir defaya mahsus olmak ve 1 ayı geçmemek üzere mahkemece ek süre verilebilir. Mahkemece ek cevap süresi hakkında karar verildiğinde bu karar taraflara derhal bildirilir.

Süresinde cevap dilekçesi verilmemesi halinde ne olur? Davalı süresi içerisinde cevap dilekçesi vermezse davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacaktır.

Davalının cevap dilekçesini mahkemeye ibraz etmesinden sonra cevap dilekçesinin örneği mahkeme tarafından davacıya tebliğ edilecektir. Cevap dilekçesinin davacıya tebliğ edilmesinden itibaren davacı iki hafta içerisinde cevaba cevap dilekçesi verebilir. Cevaba cevap dilekçesinin davalıya tebliğ edilmesinden itibaren iki hafta içerisinde de davalı tarafından ikinci cevap dilekçesi verilebilir. İddia ve savunma genişletme yasağı dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra başlamakta olup, taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia ve savunmalarını genişletebilir veya değiştirebilirler.

Zina Nedeniyle Boşanma Davasında Tahkikat ve Duruşma Aşaması

Zina davası nasıl açılır? Zina nedeniyle boşanma davasında ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra taraflar tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet edilerek tahkikat aşamasına geçilir. Tahkikat aşamasında tarafların davada ileri sürdükleri bütün iddia ve savunmalar  mahkemece incelenecektir. HMK madde 143’e göre hakim muhakemeyi basitleştirmek veya kısaltmak için re’sen veya taraflardan birinin talebi üzerine tahkikatın her aşamasında iddia ve savunmalardan birinin veya bir kısmının diğerinden önce incelenmesine karar verebilir. Zina nedeniyle boşanma davasında tahkikat ve sözlü yargılama aşaması sona erdiğinde duruşmanın bittiği belirtilerek mahkemece hüküm verilir.

Zina Davası Açma Süresi

Zina davası nasıl açılır? Zina davası açma süresi nedir? Zina davasında hak düşürücü süre nedir? Zina nedeniyle boşanma davası hak düşürücü süreye tabidir. TMK madde 161/2’de bu husus hüküm altına alınmış olup ilgili düzenlemeye göre davaya hakkı olan eşin, boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve herhalde zina eyleminin üzerinden 5 yıl geçmekle dava hakkı düşecektir. Hakim bu hak düşürücü süreyi kendiliğinden dikkate alır. Bu altı aylık ve beş yıllık süreler hak düşürücü süreler olup, bu süreler içerisinde zina sebebiyle boşanma davası hak sahibi eş tarafından açılmalıdır. Aksi halde zina davasının usulden reddine karar verilir. Dolayısıyla bu süreler geçtikten sonra zina sebebine dayalı olarak boşanma davası açılamazsa da başka nedenlerle boşanma davası açılabilr.

Zina Davası Nasıl Açılır Son Olarak Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bu makalemizde sizlere zina davası nasıl açılır sorusu hakkında genel bilgilendirmelerde bulunduk. Zina davası nasıl açılır sorusunun yanında, zina nedeniyle boşanma davasında görevli ve yetkili mahkeme hakkında açıklamalarda bulunduk. İstanbul Şişli Mecidiyeköy Aile Hukuku Avukatı olarak faaliyet gösteren Çelik & Baştürk Hukuk ve Danışmanlık Ofisi aile hukuku konularında müvekkillerine profesyonel hizmet vermektedir. İstanbul boşanma avukatı , Şişli boşanma avukatıBakırköy boşanma avukatı olarak faaliyet gösteren ofisimiz boşanma davası, velayet davası, soybağı davası vb. bir çok davada müvekkillerini vekaleten temsil etmektedir.

Aldatma Nedeniyle Boşanma Yargıtay Kararları

Boşanma Davası Devam Ederken Aldatma Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 22.05.2019 Tarih 2018/4441 E. 2019/6576 K. sayılı kararında şu sonuca yer verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden ıslah dilekçesi ile iddia edilen zina vakıasının yargılamanın devamı sırasında davacı-karşı davalı erkek tarafından açılan dava tarihinden sonra 04.12.2015 tarihinde gerçekleşen bir olaya ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Her dava açıldığı tarihteki koşullara tabi olup dava tarihinden sonra meydana gelen olaylar eldeki boşanma davasında taraflara kusur olarak yüklenemez. Bu sebeple, davacı ıslah yoluyla, dayandığı vakıaları değiştirebilir veya davaya yeni vakıaları dahil edebilir ise de, boşanma davasının devamı sırasında işlendiği iddia olunan zina fiilinin veya başkaca bir kusurlu davranışın ıslah yoluyla olsa dahi eldeki boşanma davasında davalı-karşı davacı kadına kusur olarak yüklenmesi ve davanın bu sebeple kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan sebeplerle, davacı-karşı davalı erkeğin zina (TMK m. 161) hukuki sebebine dayalı boşanma davasının reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 22.10.2018 Tarih 2017/198 E. 2018/11592 K. sayılı kararında şu sonuca yer verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden ve özellikle de, 04.07.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile kadın vekilinin 14.10.2014 tarihli beyan dilekçesinden, tarafların dava tarihinden sonra yeniden bir araya gelerek evlilik birliğini devam ettirdikleri, ıslah dilekçesi ile dayanılan zina fiilinin ise davanın devamı sırasında tarafların bir araya gelmelerinden sonra gerçekleşen bir olaya ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davanın devamında taraflar arasında evlilik birliği yeniden tesis edilmesi sebebiyle, tarafların eldeki davadan önce gerçekleşen karşılıklı kusurlu davranışlarının taraflarca affedildiğinin, en azından hoşgörü ile karşılandığının kabulü gerekli olup, kusur belirlemesinde dikkate alınması mümkün değildir. Her dava açıldığı tarihteki koşullara tabi olup dava tarihinden sonra meydana gelen olaylar eldeki boşanma davasında taraflara kusur olarak yüklenemez. Bu sebeple, davacı ıslah yoluyla, dayandığı vakıaları değiştirebilir veya davaya yeni vakıaları dahil edebilir ise de, eldeki boşanma davasının devamı sırasında işlendiği iddia olunan zina fiilinin veya başkaca bir kusurlu davranışın ıslah yoluyla olsa dahi eldeki boşanma davasında davalı erkeğe kusur olarak yüklenmesi ve davanın bu sebeple kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan sebeplerle, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Boşanma Davaları Maktu Karar Ve İlam Harcına Tabidir Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 11.01.2016 Tarih 2015/8680 E. 2016/178 K. sayılı kararında şu sonuca yer verilmiştir. Boşanma davaları maktu karar ve ilam harcına tabi davalardandır. Boşanmanın eki niteliğinde olan maddi ve manevi tazminatlar ile nafakalar, boşanma davası ile birlikte istendiği takdirde, talep edilen miktar üzerinden ayrıca nispi harç alınması gerekmez. Mahkemece karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarife uyarınca maktu karar ve ilam harcı alınmasına karar verilecek yerde, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı dikkate alınarak nispi karar ve ilam harcı alınması da isabetsizdir.

Boşanma Davası Ve Fer’i Niteliğindeki Nafaka Ve Tazminat Talepleri Maktu Harca Tabidir Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 18.11.2015 Tarih 2015/7340 E. 2015/21797 K. sayılı kararında şu sonuca yer verilmiştir. Boşanma davalarında yargılama gideri boşanma isteminin kabul veya ret durumuna göre takdir edilir. Harç da yargılama giderlerindendir (HMK.m.323). Boşanma davaları maktu harca tabidir. Boşanma davası içinde istenen, boşanmanın eki niteliğinde olan nafaka (TMK.m.175) ve tazminat (TMK.m.174/1-2) talepleri nispi harca tabi olmadığı gibi, bu taleplerin kabul veya ret durumu ile boşanma davasındaki tarafların kusur dağılım ve derecesi, harç ve yargılama giderlerinin taraflara yüklenmesinde esas alınamaz. Bu durumda; boşanma davası ve fer’i niteliğindeki nafaka ve tazminat talepleri maktu harca tabi iken taraflar aleyhine nafaka ve tazminatların ret ve kabul durumuna göre nispi harca ve yine yargılama giderine hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Boşanma Davaları Maktu Vekalet Ücretine Tabidir Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 30.09.2015 Tarih 2015/2856 E. 2015/16691 K. sayılı kararında şu sonuca yer verilmiştir. Boşanma davaları maktu vekalet ücretine tabidir. Davada kendisini bir vekille temsil ettiren davacı yararına gerekçesi gösterilmeden 4.700 TL. vekalet ücreti takdir ve tayin edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Zina Nedeniyle Boşanma Davasında Vekalet Ücreti Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 13.09.2018 Tarih 2016/22015 E. 2018/9152 K. sayılı kararında şu sonuca yer verilmiştir. Boşanma davalarında vekalet ücreti, boşanma talebinin kabul veya ret durumuna göre takdir edilir. Tarafların boşanmadaki kusur dağılımı, vekalet ücreti tayininde dikkate alınamaz. Davacı erkeğin davasının kabul edilmesine rağmen, davada kendini vekil ile temsil ettiren davalı kadın yararına yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücreti takdir edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Davacı erkek tarafından açılmış bulunan boşanma davası kabul edildiğine göre, kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

Münhasıran Özel Boşanma Sebebine Dayalı Olarak Açılan Bir Boşanma Davasında Genel Boşanma Sebebine Dayalı Olarak Karar Verilemez Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 09.03.2017 Tarih 2015/23248 E. 2017/2548 K. sayılı kararında şu sonuca yer verilmiştir. Davacı tarafından açılan dava, Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde düzenlenen zina hukuksal sebebine dayalıdır. Davacının Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde yer alan evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı bir davası bulunmadığı gibi usulüne uygun olarak yapılmış bir ıslahta bulunmamaktadır. Münhasıran özel boşanma sebebine dayalı olarak açılan bir boşanma davasında genel boşanma sebebine (TMK m. 166/2) dayalı olarak karar verilmesi mümkün değildir. Zira hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ( HMK m. 26/1). Ondan fazlasına veya başka birşeye karar veremez. Gerçekleşen duruma göre, mahkemece delillerin zina hukuksal sebebine dayalı dava çerçevesinde değerlendirilerek gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Özel Boşanma Sebebine Dayalı Boşanma Davalarında; Evlilik Birliğinin Sarsılması Sebebiyle Açılan Boşanma Davalarında Olduğu Gibi Davacının Kusurlu Davranışlarının Dikkate Alınması Suretiyle Kusur Kıyaslaması Yapılamaz Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.04.2016 Tarih 2015/16239 E. 2016/7380 K. sayılı kararında şu sonuca yer verilmiştir. Dava, özel sebebe (TMK m. 161) dayanmaktadır. Kanunda yer alan özel boşanma sebeplerinden biriyle açılmış bir boşanma davasında, bu özel sebebin yanında davacının da boşanmayı gerektirecek ağırlıkta bir kusuru ispatlanmış olsa bile; bu husus, karşı tarafça dava konusu yapılmamış ise artık özel sebebe dayalı boşanma kararı verilmesinde ve sonuçlarında dikkate alınamaz. Somut olayda davalının eyleminin Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde yer alan boşanma sebebini oluşturduğunda duraksama yoktur. Özel boşanma sebebi ispatlanmıştır. Bu bakımdan, artık davalının dayanılan boşanma sebebini çürütmek amacıyla değil de, “davacının da kusurlu olduğunu” ispat etmeye yönelik gösterdiği deliller ve davacının kusuru dikkate alınmaz. Diğer bir ifade ile özel boşanma sebebine dayalı boşanma davalarında; evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle açılan boşanma davalarında olduğu gibi davacının kusurlu davranışlarının dikkate alınması suretiyle kusur kıyaslaması yapılamaz. O halde, somut olayda özel boşanma sebebiyle boşanmaya karar verildiğine göre davalı kadının tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, bu husus nazara alınmadan, davacı erkeğe kusur izafe edilmesi doğru olmamakla beraber verilen boşanma kararı sonucu itibarıyla doğru olduğundan boşanma kararının gerekçesinin değiştirilmesi suretiyle onanması gerekmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 27.10.2015 Tarih 2015/5943 E. 2015/19941 K. sayılı kararında şu sonuca yer verilmiştir. Davacı kadın tarafından terditli olarak Türk Medeni Kanununun 161 ve 166/1. maddeleri uyarınca boşanma davası ikame edilmiştir. Mahkemece tarafların Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmiş, davalı zina yaptığı gerekçesiyle ağır kusurlu bulunmuş, davacı ise birlik görevlerinde ihmalkarlık yaptığı ve eşine hakaret ettiği gerekçesiyle az kusurlu kabul edilmiştir. Zina özel ve mutlak boşanma sebebidir. Mahkemece davacının zina olgusunu ispatladığı kabul olunur ve karşı tarafında açılmış bir boşanma davası yok ise artık kusur kıyaslaması yapılamaz. Bu hale göre mahkemece zinayı ispatlayan davacıya az da olsa kusur yüklenmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

Mahkeme, Tarafların Talep Sonuçlarıyla Bağlı Olup; Her Bir Talep Hakkında Ayrı Ayrı Verilen Hükmü, Kararın Sonuç Kısmında Göstermesi Gerekir Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 18.10.2018 Tarih 2016/25383 E. 2018/11521 K. sayılı kararında şu sonuca yer verilmiştir. Davacı kadın, dava dilekçesinde “zina ve evlilik birliğinin sarsılması” sebeplerine dayalı olarak boşanma talebinde bulunmuştur. Bu durumda davacı kadın davasında hem zina (TMK m. 161) hem de evlilik birliğinin sarsılmasını (TMK m. 166/1) hukuki sebep olarak göstermek suretiyle, özel ve genel boşanma sebeplerine birlikte dayanarak boşanma talep etmiştir. Yapılan yargılama neticesinde mahkemece davacının davası kabul edilerek, evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) hukuki sebebine dayalı olarak boşanma kararı verilmiş, zina (TMK m. 161) sebebiyle açılan boşanma davası yönünden ise olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir. Mahkeme, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup; her bir talep hakkında ayrı ayrı verilen hükmü, kararın sonuç kısmında göstermesi gerekir (HMK m. 26). O halde davacı kadının zina hukuki sebebine dayalı boşanma isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

İkiden Fazla Sebebe Dayanarak Terditli Dava İkame Edebilir Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 13.12.2016 Tarih 2016/6272 E. 2016/15892 K. sayılı kararında şu sonuca yer verilmiştir. Davacı kadın, zina (TMK m. 161), haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163) ve evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) hukuki sebeplerine dayanarak boşanmalarına karar verilmesini istemiştir. Davacı, davalının zinası ve haysiyetsiz hayat sürmesi nedenleriyle hem özel hem de genel sebebe dayanarak boşanma talep edebilir. Evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı dava kabul edilmiş, zina ve haysiyetsiz hayat sürme sebeplerine dayalı boşanma davası konusunda ise bir karar verilmemiştir. Zina ve haysiyetsiz hayat sürme hukuki sebeplerine dayalı taleple ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Yalnızca Özel Boşanma Sebeplerine Dayanılarak Terditli Şekilde Dava Açılabilir Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 01.10.2013 Tarih 2012/25040 E. 2013/22388 K. sayılı kararında şu sonuca yer verilmiştir. Davacı kocanın davası Türk Medeni Kanununun 161. ve 163. maddelerinde düzenlenen zina ve haysiyetsiz yaşam hukuksal sebebine dayalıdır. Son oturumda davacı koca vekili açmış oldukları boşanma davasının zina ve haysiyetsiz yaşam hukuki sebebine dayalı olduğunu açıkça ifade etmiştir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı (TMK md.166) bir davası bulunmamaktadır. Münhasıran özel boşanma sebebine dayalı olarak açılan bir boşanma davasında genel boşanma sebebine (TMK.md. 166/1) dayalı olarak karar verilmesi mümkün değildir. Zira hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. (HMK.md.26/1). Davacı kocanın delillerinin zina ve haysiyetsiz yaşam nedenine dayalı dava çerçevesinde değerlendirilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Aynı Dava İle Birden Fazla Boşanma Sebebine Dayanılmış İse; Hukuki Sebep Birden Fazla Olmakla Birlikte, Tek Bir Dava Mevcuttur Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 14.11.2013 Tarih 2013/12112 E. 2013/26481 K. sayılı kararında şu sonuca yer verilmiştir. Kanunda düzenlenen “özel” ve “genel” boşanma sebeplerine dayalı olarak ayrı ayrı boşanma davası açılabileceği gibi; aynı boşanma davasında birden fazla hukuki sebebe dayanılarak boşanma talep edilebilir. Aynı dava ile birden fazla boşanma sebebine dayanılmış ise; hukuki sebep birden fazla olmakla birlikte, tek bir dava mevcuttur. Aynı davada dayanılan hukuki sebepler arasında bir terdit ilişkisi de mevcut değildir. Bu sebeple, dayanılan hukuki sebeplerden biri incelenmeden diğerinin incelenmemesi gibi bir durum söz konusu değildir. Birden fazla hukuki sebep gerçekleşmiş ise; bu sebeplerinin gerçekleştiği belirtilerek tek boşanma kararı oluşturulacaktır. Dayanılan hukuki sebepler ayrı davalara konu edilmediğinden tek vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilecektir. Diğer yandan kanunda özel boşanma sebebi olduğu belirtilen bazı olaylar; eşlerin bazı kusurlu davranışlarının özellik gösteren hali niteliğinde olduğundan; bunlar kanunda açıklanan özellikte olmasalar bile; Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi uygulaması bakımından; genel boşanma sebebi olarak, evlilik birliğini temelinden sarsan bir kusurlu davranış niteliğinde kabul edilebilir. Türk Medeni Kanununu 161. maddesinde düzenlenen “zina” davranışı; bu özelliği taşımaktadır. Bu nedenle eşin davranışı zina koşullarını taşımasa bile; “sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış” ve “güven sarsıcı davranış” niteliğiyle Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi yönünden, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan bir kusurlu davranış olarak değerlendirilip, boşanma kararına esas alınabilir.

Islah İle Boşanma Sebebinin Değiştirilmesi Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 05.07.2018 Tarih 2018/1484 E. 2018/8676 K. sayılı kararında şu sonuca yer verilmiştir. Somut olayda, davalı-davacı erkek duruşmada ve 08.03.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle davanın hukuki sebebini zina sebebi ile boşanma yanında, haysiyetsiz hayat sürme ve pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma olarak ıslah ettiğini beyan etmiştir. Mahkemece, davalı-davacı erkek tarafından ıslaha ilişkin maktu ıslah harcı yatırılmamış olduğu böylelikle usulüne uygun yapılmış bir ıslah işlemi olmadığı gerekçesiyle davalı-davacı erkeğin haysiyetsiz hayat sürme ve pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebine dayalı boşanma talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Oysa Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176 vd. maddelerine göre, taraflardan herbiri dava/cevap dilekçesini ıslah ederek yeni bir vakıa ekleyebilir, davanın hukuki sebebini genişletip, değiştirebilir ıslah karşı tarafın veya mahkemenin kabulüne bağlı olmadığı gibi bu konularda harç ödenmesine de gerek yoktur.

Boşanma Davalarında Yazılı Yargılama Usulü Uygulanır Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.06.2018 Tarih 2016/19596 E. 2018/7191 K. sayılı kararında şu sonuca yer verilmiştir. Davacı kadın dava dilekçesinde erkeğin ceza aldığı ceza dosyasından başka iddialarını ispata yarayacak hiçbir delil bildirmediği gibi, her iki taraf da tanık deliline dayanmamıştır. Boşanma davaları yazılı yargılama usulüne tabi olup, mahkeme re’sen delil toplayamaz, tarafların ileri sürdüğü vakıa ve delillerle bağlıdır. … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/363 esas ve 2014/409 karar sayılı ilamı davalının küçük çocuğa karşı cinsel taciz suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu olaydan sonra taraflar birlikte yaşamaya devam ettikleri ve bu olayın kadın tarafından affedildiği kanıtlanmamıştır. Bu sebeple, davacı kadının dinlenilmemesi gereken tanıklarının mahkemece alınan beyanlarında geçen … Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/51484 soruşturma nolu dosyanın incelenerek “Bir başka erkeğin davacıya bakması nedeniyle soruşturmaya konu olayların yaşanmasını” birlikte yaşamın devam ettiğine delalet edeceği gerekçesi ile ilk derece mahkemesince kadının davasının kabulüne dair verdiği kararın kaldırarak kadının davasının reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Bu Yazıyı Paylaş

Son Yazılar

Hakkımızda

İstanbul Avrupa yakasının Şişli ilçesinde faaliyet gösteren ve hukukun çeşitli alanlarında uzman avukatları ile hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti veren Çelik & Baştürk Hukuk Ve Danışmanlık Ofisi Av. Tolga ÇELİK ve Av. Müesser Nur BAŞTÜRK tarafından kurulmuştur…