Evlilik Öncesi Cinsel Birlikteliğin Eşten Saklanması

Evlilik Öncesi Cinsel Birlikteliğin Eşten Saklanması

Evlilik öncesi cinsel birlikteliğin eşten saklanması güven sarsıcı davranıştır.

Evlilik Öncesi Cinsel Birlikteliğin Eşten Saklanması Güven Sarsıcı Davranıştır

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi   2025/6195 E. ,  2025/7213 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1270 E., 2024/438 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2017/219 E., 2021/662 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi ve davanın reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı erkek tarafından 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (4721 sayılı Kanun)166 ncı maddesinin birinci maddesinde yer alan “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda, İlk Derece Mahkemesince erkeğin davasının “… davalının davacıdan saklamış olduğu kendisine ait önemli bir durumu davacının başkasından duyması sonucunda taraflar arasındaki güven probleminin yaşandığı, davalı kadının davacı kocaya karşı yalan söylemek ve taraflar açısından önemli bir durum olan, geçmişine ait bir konuda yalan ve yanlış beyanda bulunmak ve saklamak suretiyle davacıya karşı dürüst davranmadığı görülerek, güven sarsıcı bu eylemi dolayısıyla kusurlu olduğu…” gerekçesi ile erkeğin davasının 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci maddesi uyarınca kabulüne, tarafların boşanmalarına ve boşanmanın ferilerine karar verilmiştir. Karar davalı kadın vekili tarafından; erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi ile erkek lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat yönünden istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde “…Davalı kadının evlilik öncesi teyzesinin oğlu ile cinsel ilişki yaşaması ve bunu davacıdan gizlemesi, koşulları var ise evliliğin nisbi butlan nedeniyle iptali davasına konu olabilecek bir husus olup işbu vakıaların boşanma davasında kadına kusur olarak yükletilmesi mümkün değildir. Buna göre davacı davasını ispatlayamamıştır. 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci maddesi koşulları oluşmadığından erkeğin davasının reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir…” gerekçesiyle erkeğin davasının reddine karar verilmiştir. Karar yukarıda gösterildiği şekilde davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmiştir.

4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca evlilik birliği, eşlerin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa boşanmaya karar verilebilir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı kadının, davacı erkeğe yalan ve yanlış beyanda bulunarak evlilik öncesi teyzesinin oğlu ile cinsel birliktelik yaşadığını söylemediği ve davacı erkek başkalarından öğrenene kadar da bu durumu evlilik birliği süresince saklamaya devam ettiği, bu hususun davacı tanığı …’ın beyanları ile de sabit olduğu, bu halde davalı kadının, erkeğe karşı bulunduğu yalan ve yanlış beyanlarını davacı erkek başkalarından öğrenene kadar evlilik süresi boyunca da saklamak suretiyle evlilik birliği içerisinde erkeğe dürüst davranmayarak güven sarsıcı davranışta bulunduğu anlaşılmış olup, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında güven sarsıcı davranışta bulunan kadın tam kusurlu olup davacı erkek dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre davacı erkeğin boşanma davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yanlış ve yanılgılı değerlendirmelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın bozulmasına karar verilmiştir.

KARAR
Açıklanan sebeplerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı erkek lehine BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla verildi.


KARŞI OY YAZISI

Tarafların karşılıkılı iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz edilen hukuka uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması yönünde karar verilmesi gerektiğini düşündüğümden, aksi yöndeki değerli çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum.

Bu Yazıyı Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

Hakkımızda

Bize Ulaşın

Baştürk Hukuk Bürosu olarak tüm sorularınıza cevap vermekteyiz.