Tam Yargı Davası İdareye Başvuru Süresi

Tam Yargı Davası İdareye Başvuru Süresi

Hukuk devletinin en temel gereklerinden biri idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararları tazmin etmekle yükümlü olmasıdır. Vatandaşların devlet karşısında haklarını koruyabilmeleri ve uğradıkları maddi veya manevi zararları giderebilmeleri için idari yargı yolu hayati bir öneme sahiptir. İdare hukukunda bu tazminat taleplerini içeren davalara tam yargı davası adı verilmektedir. Ancak bu davaların açılabilmesi ve hak edilen tazminatın alınabilmesi için kanun koyucu tarafından belirlenen çok sıkı şekil şartları ve süreler bulunmaktadır. Bu şartların en başında ise davanın esasına girilebilmesi için aşılması gereken kritik bir eşik olan Tam Yargı Davası İdareye Başvuru Süresi gelmektedir. İdari yargılama usulünde süreler kamu düzenine ilişkindir ve mahkemeler tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Bu nedenle haklı olmanız tek başına yetmemekte ve usul kurallarına harfiyen uymanız gerekmektedir. Bu makalede idari yargıda tazminat davası açmayı düşünen potansiyel müvekkillerimiz için sürecin tüm detaylarını, dikkat edilmesi gereken tuzakları ve 2025 yılı itibarıyla güncel uygulamaları ele alacağız.

İdari Yargıda Hak Arama Özgürlüğü ve Sürelerin Hayati Önemi

İdari yargılama hukuku özel hukuktan çok daha farklı dinamiklere sahip olan katı kuralların hakim olduğu bir alandır. Vatandaşlar genellikle idare ile yaşadıkları sorunlarda haklı olduklarına inandıkları için davanın sonucunda mutlaka kazanacaklarını düşünürler. Oysa idari davalarda davanın reddedilmesinin en büyük sebebi davanın esası değil süresinde açılmamış olmasıdır. İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında belirlenen süreler hak düşürücü niteliktedir. Bir gün bile geçirilmiş olsa mahkeme dosyanın kapağını bile açmadan davayı süre aşımı nedeniyle reddeder. Bu noktada Tam Yargı Davası İdareye Başvuru Süresi kavramı davanın kaderini belirleyen en stratejik unsur haline gelmektedir.

İdarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır ilkesi Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Ancak bu güvencenin kullanılabilmesi için yasaların belirlediği takvime uyulması şarttır. İdari makamların işleyişi ve bürokrasinin yapısı gereği vatandaşların hangi tarihte hangi kuruma başvurması gerektiğini bilmesi zor olabilir. Özellikle zarar doğuran olayın üzerinden zaman geçtikçe ispat imkanları zorlaşmakta ve zamanaşımı riskleri artmaktadır. Bu sebeple bir idari eylem veya işlem nedeniyle zarara uğradığınızı düşündüğünüz anda profesyonel bir hukuki destek alarak süreci başlatmanız büyük önem taşır.

İdari Eylem Kaynaklı Zararlarda Başvuru Zorunluluğu ve Süreç

İdari yargıda tazminat davaları zararın kaynağına göre iki ana başlık altında toplanır. Bunlardan ilki idari eylemlerden kaynaklanan zararlardır. İdari eylem idarenin fiziksel olarak dış dünyada bir değişiklik meydana getirmesi veya hareketsiz kalarak bir zarara yol açmasıdır. Örneğin bir devlet hastanesinde yapılan hatalı ameliyat sonucu oluşan zarar, belediyenin yol çalışması sırasında evinize verdiği hasar veya kolluk kuvvetlerinin müdahalesi sırasında yaşanan yaralanmalar idari eylem kategorisine girer. Bu tür durumlarda dava açmadan önce idareye başvurmak yasal bir zorunluluktur.

Kanun koyucu idari eylemlerden zarar gören kişilerin doğrudan mahkemeye gitmesini engellemiş ve öncelikle idareye başvurarak zararın tazminini istemelerini şart koşmuştur. Buna ön karar şartı denilmektedir. İlgililer idari eylemi ve zararı öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmak zorundadır. Bu başvuru yapılmadan açılan davalar idari merci tecavüzü nedeniyle reddedilir. Bu aşamada yapılan başvurunun içeriği, talep edilen miktar ve başvurunun tarihi Tam Yargı Davası İdareye Başvuru Süresi açısından belirleyicidir. Başvurunuzun idareye ulaştığı tarih sürelerin durduğu ve idarenin cevap verme süresinin başladığı andır.

İdari İşlem Kaynaklı Zararlarda Seçimlik Haklar

Zararın kaynağı idarenin bir eylemi değil de yazılı bir işlemi ise süreç farklı işlemektedir. İdari işlem idari makamların kamu gücüne dayanarak tek yanlı irade beyanıyla hukuk düzeninde değişiklik yapmasıdır. Örneğin haksız yere verilen bir disiplin cezası, işyeri kapatma kararı, ruhsat iptali veya imar uygulaması gibi durumlar idari işlemdir. Bu işlemler nedeniyle maddi veya manevi zarara uğrayan kişiler için idareye başvuru zorunluluğu bulunmamaktadır. Kişiler işlemin kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren doğrudan dava açma hakkına sahiptir.

İdari işlemlerden doğan zararlarda genel dava açma süresi altmış gündür. Bu süre içinde doğrudan idare mahkemesinde iptal ve tam yargı davası birlikte açılabileceği gibi sadece tam yargı davası da açılabilir. Ancak dileyen vatandaşlar bu süre içinde idareye başvurarak işlemin geri alınmasını veya değiştirilmesini de talep edebilirler. Bu başvuru dava açma süresini durdurur. İdarenin vereceği cevaba göre duran süre kaldığı yerden işlemeye devam eder. Burada yapılan en büyük hata duran sürenin yeniden sıfırdan başladığının sanılmasıdır. Oysa Tam Yargı Davası İdareye Başvuru Süresi hesabında idareye başvurana kadar geçen günler toplam süreden düşülür ve kalan süre içinde dava açılması gerekir.

Zımni Ret Süresinin Kısalması ve Vatandaş İçin Riskleri

İdari yargılama hukukunda 2021 yılında yapılan köklü değişiklikler başvuru süreçlerini ve süre hesaplamalarını derinden etkilemiştir. Daha önce idareye yapılan başvurularda idarenin cevap vermesi için beklenen süre altmış gün iken bu süre otuz güne indirilmiştir. Bu değişiklik idarenin daha hızlı çalışmasını hedeflese de süreci takip etmeyen vatandaşlar için ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Artık idareye bir dilekçe verdiğinizde idare otuz gün boyunca sessiz kalırsa otuz birinci gün talebiniz reddedilmiş sayılır.

Bu duruma hukukta zımni ret adı verilir. Zımni ret süresinin dolmasıyla birlikte dava açma süresi işlemeye başlar. Eski alışkanlıkla idarenin cevabını altmış gün bekleyen bir vatandaş aslında dava açma süresinin otuz gününü kaybetmiş olur. Özellikle vergi davaları gibi otuz günlük kısa dava açma süresine tabi olan durumlarda bu hata davanın tamamen kaybedilmesine neden olabilir. Bu nedenle idareye yapılan her türlü başvurunun tarihi not edilmeli ve otuz günlük sessizlik süresi titizlikle takip edilmelidir. Tam Yargı Davası İdareye Başvuru Süresi hesaplanırken bu yeni düzenleme mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

Tıbbi Malpraktis Davalarında Öğrenme Tarihi Kriteri

Sağlık hizmetlerinin sunumu sırasında meydana gelen hatalar nedeniyle açılan tam yargı davaları idare hukukunun en karmaşık alanlarından biridir. Tıbbi malpraktis olarak adlandırılan bu durumlarda zararın hemen ortaya çıkmaması veya hasta tarafından anlaşılamaması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Örneğin bir ameliyat sırasında vücutta unutulan bir cismin verdiği zarar yıllar sonra ortaya çıkabilir. Bu tip durumlarda sürelerin ne zaman başlayacağı hususu büyük tartışma konusudur.

Danıştay içtihatlarına göre tıbbi hatalarda başvuru süresi ameliyatın yapıldığı tarihte değil zararın ve bu zararın doktor hatasından kaynaklandığının kesin olarak öğrenildiği tarihte başlar. Bu öğrenme genellikle hastanın şikayetleri üzerine başka bir sağlık kuruluşuna başvurarak aldığı ve önceki tedavinin hatalı olduğunu gösteren sağlık kurulu raporu veya adli tıp raporu ile gerçekleşir. Raporun hastaya tebliğ edildiği tarih Tam Yargı Davası İdareye Başvuru Süresi için başlangıç kabul edilir. Ancak burada da eylem tarihinden itibaren beş yıllık mutlak süre sınırı bulunmaktadır. Bu sürenin dolması durumunda ne yazık ki iç hukukta dava açma imkanı kalmamaktadır.

Kamulaştırmasız El Atma ve Mülkiyet Hakkı İhlalleri

İdarenin özel mülkiyete konu taşınmazlara kamulaştırma yapmaksızın fiilen el koyması veya imar planlarında kamu alanı olarak ayırıp yıllarca işlem yapmaması mülkiyet hakkının ağır bir ihlalidir. Bu tür durumlarda açılacak tam yargı davalarında süreler el atmanın niteliğine göre değişir. Fiili el atmalarda idarenin haksız eylemi sürekli nitelikte olduğu için herhangi bir süreye tabi olmaksızın her zaman dava açılabilir. Çünkü mülkiyet hakkına yapılan tecavüz devam ettiği sürece dava hakkı da devam eder.

Hukuki el atmalarda ise durum daha farklıdır. İmar planının kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde idare tarafından kamulaştırma yapılmazsa malikin tazminat talep hakkı doğar. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararları sonrasında bu davalarda uzlaşma başvurusu şartı kaldırılmıştır. Vatandaşlar beş yıllık bekleme süresinin dolmasıyla birlikte doğrudan yargı yoluna başvurarak taşınmazlarının bedelini talep edebilirler. Bu davalarda doğru mahkemenin tespiti ve Tam Yargı Davası İdareye Başvuru Süresi kullanımı gayrimenkulün değerinin tam olarak alınabilmesi için uzmanlık gerektirir.

2025 Yılı İtibarıyla Faiz Başlangıç Tarihinde Devrim Niteliğinde Değişiklik

Tam yargı davalarında tazminat miktarı kadar bu tazminata işleyecek faiz de enflasyonist ortamda büyük önem taşır. Yıllardır süregelen uygulamada dava açılırken talep edilen miktar ile sonradan bilirkişi raporuna göre artırılan miktar için farklı faiz başlangıç tarihleri uygulanıyordu. Bu durum davası uzun süren vatandaşların ciddi maddi kayıplar yaşamasına neden oluyordu. Ancak Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu tarafından alınan ve 2025 yılında Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile bu adaletsizlik giderilmiştir.

Yeni içtihada göre artık tam yargı davalarında sonradan yapılan miktar artırımı yani ıslah edilen tutar için de davanın açıldığı tarih veya idareye başvuru tarihi esas alınarak faiz işletilecektir. Bu karar vatandaşların enflasyon karşısında ezilmesini önleyen tarihi bir adımdır. Davacının en başından itibaren gerçek zararının tamamını talep etme iradesinde olduğu kabul edilerek tüm tazminat miktarı için geçmişe dönük faiz işletilmesi sağlanmıştır. Bu gelişme Tam Yargı Davası İdareye Başvuru Süresi içinde davasını açan herkes için tazminat miktarını önemli ölçüde artıracak bir unsurdur.

Dava Dilekçesinde Bulunması Gereken Zorunlu Unsurlar

İdari yargıda dava dilekçeleri şekil şartlarına sıkı sıkıya bağlıdır. Bir dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar kanunla tek tek sayılmıştır. Tarafların kimlik bilgileri, adresleri, davanın konusu, olayların anlatımı ve hukuki sebepler eksiksiz olarak yazılmalıdır. Ayrıca tam yargı davalarında talep edilen tazminat miktarının net olarak belirtilmesi gerekir. Fazlaya ilişkin haklar saklı tutulamaz ancak yargılama sırasında miktar artırımı yapılabilir.

Dilekçede yapılan en ufak bir hata veya eksiklik davanın reddine değilse bile dilekçe ret kararı verilerek sürecin uzamasına neden olur. Özellikle idari işlemin tebliğ tarihi ve Tam Yargı Davası İdareye Başvuru Süresi ile ilgili bilgilerin doğru ve net bir şekilde dilekçede yer alması gerekir. Mahkeme hakimi dilekçeyi ilk incelemede bu unsurlar üzerinden denetler. Süre aşımı veya başvuru şartı eksikliği tespit edilirse davanın esasına girilmeden dosya kapatılır. Bu nedenle dilekçe hazırlığı hukuki bilginin en yoğun kullanıldığı aşamadır.

Görevli ve Yetkili Mahkemenin Doğru Tespiti

Davanın süresinde açılması kadar doğru mahkemede açılması da önemlidir. İdari yargıda genel görevli mahkemeler idare mahkemeleridir. Ancak vergi uyuşmazlıklarında vergi mahkemeleri ve bazı özel durumlarda Danıştay ilk derece mahkemesi olarak görev yapar. Yetkili mahkeme ise genellikle idari işlemi yapan idarenin bulunduğu yer mahkemesidir. Ancak tam yargı davalarında zararın doğduğu yer veya davacının ikametgahı gibi özel yetki kuralları da bulunmaktadır.

Yanlış mahkemede dava açılması davanın reddedilmesine neden olmaz ancak mahkemenin yetkisizlik veya görevsizlik kararı vererek dosyayı doğru mahkemeye göndermesi aylar sürebilir. Bu zaman kaybı adalete erişimi geciktirir. Ayrıca bazı durumlarda adli yargı ile idari yargı arasında görev uyuşmazlıkları çıkabilir. Örneğin doktor hatası davalarında doktorun kamuda mı yoksa özelde mi çalıştığı görevli mahkemeyi değiştirir. Tüm bu teknik detaylar Tam Yargı Davası İdareye Başvuru Süresi kaçırılmadan doğru hamlelerin yapılmasını zorunlu kılar.

Yargılama Masrafları ve Adli Yardım İmkanı

Tam yargı davaları konusu para ile ölçülebilen davalar olduğu için dava açılırken nispi harç ödenmesi gerekmektedir. Talep edilen tazminat miktarı arttıkça mahkeme veznesine yatırılması gereken harç miktarı da artar. 2025 yılı harç tarifelerine göre yüksek tazminat taleplerinde harçlar ciddi meblağlara ulaşabilir. Ayrıca posta giderleri ve bilirkişi ücretleri de dava maliyetini artıran unsurlardır.

Ekonomik durumu bu masrafları karşılamaya yetmeyen vatandaşlar için adli yardım müessesesi bulunmaktadır. Fakirlik belgesi veya ekonomik durumunu gösterir belgelerle mahkemeye başvuran kişiler harç ve masraflardan muaf tutulabilirler. Adli yardım talebi dava dilekçesi ile birlikte yapılır ve mahkemece öncelikle karara bağlanır. Eğer adli yardım talebi kabul edilirse yargılama giderleri devlet tarafından karşılanır ve dava sonunda haksız çıkan taraftan tahsil edilir. Bu imkan maddi durumu yetersiz olanların hak araması önündeki engelleri kaldırmaktadır. Ancak bu talebin de usulüne uygun ve Tam Yargı Davası İdareye Başvuru Süresi içinde yapılması şarttır.

Sonuç

İdare hukuku devlet gücü karşısında bireyin haklarını koruyan ancak usul kurallarının labirentinde kaybolma riski taşıyan teknik bir alandır. Bu makalede detaylandırıldığı üzere bir tazminat davasının başarısı sadece haklı olmaya değil sürecin doğru yönetilmesine bağlıdır. İdari başvuru yollarının tüketilmesi, zımni ret sürelerinin takibi, görevli mahkemenin tespiti ve dilekçe hazırlığı uzmanlık gerektiren aşamalardır. Özellikle otuz güne inen zımni ret süresi ve beş yıllık zamanaşımı gibi keskin sınırlar hatayı kabul etmemektedir.

Hak arama mücadelesinde yalnız olmadığınızı ve profesyonel bir desteğin davanın seyrini tamamen değiştirebileceğini unutmamanız gerekir. Karmaşık mevzuat hükümleri ve sürekli değişen içtihatlar arasında hakkınızı kaybetmemek için Avukat İstanbul ve çevresinde tecrübeli bir hukukçu ile çalışmak en güvenli yoldur. Adaletin tecelli etmesi için sadece haklı olmak yetmez aynı zamanda bu hakkı doğru zamanda ve doğru yerde aramak gerekir. Siz de idare ile yaşadığınız uyuşmazlıklarda mağduriyetinizin giderilmesi ve tazminat haklarınızın korunması için Avukat İstanbul bölgesinde uzman desteğine başvurarak sürecinizi güvence altına alabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

İdareye tazminat davası açmadan önce başvuru yapmak zorunlu mudur?

Zararın kaynağına göre değişir. Eğer zarar bir idari eylemden yani doktor hatası veya yol yapımı gibi fiziksel bir olaydan kaynaklanıyorsa başvuru yapmak zorunludur. Ancak zarar bir idari işlemden kaynaklanıyorsa başvuru zorunlu değildir ve doğrudan dava açılabilir.

İdareye başvurdum fakat cevap gelmedi ne yapmalıyım?

2021 değişikliği ile idarenin cevap verme süresi otuz güne indirilmiştir. İdare otuz gün içinde cevap vermezse talebiniz reddedilmiş sayılır. Bu durumda otuz birinci günden itibaren dava açma süreniz başlar ve bu süreyi kaçırmamanız gerekir.

Tıbbi hata davalarında süre ne zaman başlar?

Süre ameliyatın yapıldığı tarihte değil hatanın ve zararın kesin olarak öğrenildiği tarihte başlar. Mahkemeler genellikle sağlık kurulu raporunun hastaya tebliğ edildiği tarihi öğrenme tarihi olarak kabul eder.

Tam yargı davasında tazminat miktarı sonradan artırılabilir mi?

Evet dava açarken belirli bir miktar üzerinden harç yatırılır. Yargılama sırasında bilirkişi raporu ile gerçek zarar tespit edildiğinde davacı bir defaya mahsus olmak üzere harcını tamamlayarak tazminat miktarını artırabilir.

Davayı kazanırsam faiz hangi tarihten itibaren işler?

Yeni Danıştay kararı uyarınca hem ilk talep ettiğiniz miktara hem de sonradan artırdığınız miktara davanın açıldığı tarihten veya idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilir.

Bu Yazıyı Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir