Hayatın doğal akışı içerisinde karşılaşılan ölüm gerçeği, geride kalan aile bireyleri için sadece derin bir üzüntü kaynağı değil aynı zamanda çözülmesi gereken karmaşık hukuki süreçlerin de başlangıcıdır. Günümüz ekonomik koşullarında bireylerin birikimlerini gayrimenkulden ziyade banka mevduatlarında, fonlarda, döviz hesaplarında veya yatırım araçlarında değerlendirmesi yaygınlaşmıştır. Bu durum miras hukuku pratiğinde en sık karşılaşılan sorulardan biri olan ölen eşin bankadaki parası kime kalır meselesini gündeme getirmektedir. Türk Medeni Kanunu hükümleri, bankacılık mevzuatı ve vergi kanunları çerçevesinde şekillenen bu süreç, mirasçıların haklarını koruyabilmesi adına titizlikle yönetilmelidir. Birçok hak sahibi, yasal prosedürleri tam bilmediği için banka hesaplarında bloke olan paralara ulaşmakta güçlük çekmekte veya eksik bilgi nedeniyle hak kaybına uğramaktadır. Özellikle sağ kalan eşin gelecekteki ekonomik güvencesini doğrudan etkileyen bu konu, basit bir veraset işleminden öte stratejik bir hukuk yönetimi gerektirir.
Türk Hukuk Sisteminde Ölen Eşin Bankadaki Parası Kime Kalır Sorunsalı
Miras hukuku, bir kişinin vefatıyla birlikte mal varlığının kimlere ve ne oranda intikal edeceğini düzenleyen son derece teknik bir disiplindir. Vefat eden kişinin yani murisin banka hesaplarında bulunan nakit, altın, döviz veya hisse senedi gibi varlıkları, hukuki olarak “tereke” kavramının en likit parçasını oluşturur. Ölen eşin bankadaki parası kime kalır sorusunun cevabı, temelde Türk Medeni Kanunu’nun mirasçılık zümre sistemine ve eşler arasındaki mal rejimine dayanır. Kanun koyucu, ölüm anında mirasbırakanın tüm hak ve borçlarının bir bütün halinde mirasçılara geçtiğini kabul eden “külli halefiyet” ilkesini benimsemiştir. Ancak bu geçiş teorik olup paranın fiilen hesaptan çekilebilmesi için mirasçıların “elbirliği mülkiyeti” engelini aşmaları ve bürokratik şartları yerine getirmeleri zorunludur.
Bankadaki paranın paylaşımında en kritik nokta, sağ kalan eşin mirasçılık statüsüdür. Eş, kan hısımları gibi belli bir zümreye ait değildir; aksine her zümre ile birlikte mirasçı olabilen imtiyazlı bir konuma sahiptir. Hukuk sistemimiz, ailenin ekonomik bütünlüğünü korumak adına sağ kalan eşi diğer mirasçılar karşısında güçlü bir pozisyonda tutmuştur. Mirasbırakanın çocukları, anne babası veya daha uzak akrabaları ile birlikte mirasçı olmasına göre eşin alacağı pay oranı değişkenlik gösterir. Bu nedenle bankadaki mevduatın kime kalacağı sorusu tek bir cevapla değil, aile ağacının yapısına göre farklı senaryolarla yanıtlanabilir.
Yasal Mirasçılar ve Pay Oranları Çerçevesinde Dağılım
Mirasbırakanın vefatı ile birlikte bankadaki paranın nasıl bölüşüleceği, geride kalan yasal mirasçıların kimler olduğuna göre belirlenir. Eğer vefat eden kişinin altsoyu yani çocukları veya torunları hayatta ise sağ kalan eş birinci zümre ile birlikte mirasçı olur. Bu senaryoda kanun, terekenin dörtte birini eşe, kalan dörtte üçünü ise çocuklara tahsis eder. Örneğin bankada bulunan meblağın çeyreği eşin yasal hakkı iken geri kalanı çocuklar arasında eşit olarak paylaştırılır. Çocuğu olmayan çiftlerde ise durum farklılaşır ve ölen eşin bankadaki parası kime kalır sorusunun yanıtı değişir.
Çocuksuz bir vefatta sağ kalan eş, mirasbırakanın anne ve babası veya onların altsoyu olan kardeşleri ile birlikte mirasçı konumuna gelir. İkinci zümre olarak adlandırılan bu grupta eşin miras payı artarak terekenin yarısına yani yüzde ellisine ulaşır. Geriye kalan diğer yarısı ise anne, baba veya kardeşler arasında pay edilir. Eğer mirasbırakanın ne altsoyu ne de anne babası ve kardeşleri hayatta değilse, mirasçılık üçüncü zümreye yani büyükanne ve büyükbabalara geçer. Bu durumda sağ kalan eş, bankadaki paranın dörtte üçünü alma hakkına sahip olur. Hiçbir mirasçının bulunmadığı durumda ise mirasın tamamı eşe kalır. Bu oranlar sadece miras hukukundan kaynaklanan paylardır ve mal rejimi tasfiyesi hesaba katılmamıştır.
Ölen Eşin Bankadaki Parası Kime Kalır ve Mal Rejimi Tasfiyesi İlişkisi
Müvekkillerin sıklıkla gözden kaçırdığı en önemli detay, miras paylaşımından önce yapılması gereken mal rejimi tasfiyesidir. 2002 yılından sonra yürürlüğe giren yasal düzenlemeye göre eşler arasında “Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi” esastır. Bu rejim uyarınca evlilik birliği içerisinde karşılığı verilerek edinilen her türlü mal varlığı üzerinde eşlerin yarı yarıya hakkı bulunur. Dolayısıyla ölen eşin bankadaki parası kime kalır diye sorulduğunda, öncelikle bu paranın ne zaman ve nasıl kazanıldığına bakılmalıdır. Eğer para evlilik süresince çalışılarak elde edilmişse, sağ kalan eş mirasçı sıfatından bağımsız olarak bu paranın yarısını “katılma alacağı” olarak talep etme hakkına sahiptir.
Hesaplama yapılırken öncelikle bankadaki toplam paranın yarısı sağ kalan eşe mal rejimi gereği verilir. Geriye kalan diğer yarı ise ölen kişinin terekesi sayılır ve miras paylaşımı bu kalan miktar üzerinden yapılır. Sağ kalan eş, terekeden de miras payını (örneğin çocuklarla birlikteyse dörtte birini) alır. Böylece eşin eline geçen toplam miktar, sadece miras payı hesaplamasına göre çok daha yüksek olur. Bu nedenle bankadaki yüklü mevduatlar söz konusu olduğunda, mirasçılık belgesine dayanarak doğrudan bankaya gitmeden önce bir avukat aracılığıyla mal rejimi hesaplamasının yapılması büyük önem taşır.
Müşterek Hesaplarda Ölen Eşin Bankadaki Parası Kime Kalır
Bankacılık işlemlerinde eşlerin ortaklaşa açtırdıkları müşterek hesaplar, vefat durumunda hukuki karmaşanın en yoğun yaşandığı alanlardan biridir. Genellikle “müteselsil” yani her ortağın tek başına para çekme yetkisine sahip olduğu hesap türü tercih edilir. Ancak ölüm olayı, banka ile müşteri arasındaki temsil yetkisini sona erdirdiği gibi hesap üzerindeki mülkiyet karinesini de gündeme getirir. Hukuken aksi ispat edilmedikçe müşterek hesaptaki paranın hak sahiplerine eşit oranda ait olduğu kabul edilir. Bu bağlamda ölen eşin bankadaki parası kime kalır sorusu müşterek hesaplar özelinde, paranın yarısının terekeye dahil olduğu şeklinde cevaplanır.
Sağ kalan eşin, ölümden hemen sonra bankaya bildirimde bulunmadan müşterek hesaptaki tüm parayı çekmesi durumunda, çektiği paranın yarısı ölen eşin mirası sayılacağı için diğer mirasçılara karşı sorumluluğu devam eder. Yargıtay kararları, banka sözleşmesindeki tek başına imza yetkisinin mirasçılar arasındaki mülkiyet hakkını ortadan kaldırmadığı yönündedir. Bankalar ölüm bilgisini aldıkları anda genellikle hesabı bloke eder ve ölenin payına düşen kısmın çekilmesi için veraset ilamı ve vergi dairesi yazısı talep eder. Sağ kalan eşin kendi payını çekebilmesi ise bankanın iç prosedürlerine göre bazen mümkün olsa da genellikle tüm mirasçıların muvafakati aranmaktadır.
Banka Nezdindeki Paranın Çekilmesi İçin İzlenmesi Gereken Yol
Mirasbırakanın bankadaki parasına hukuken sahip olmak ile o parayı fiilen çekebilmek birbirinden farklı süreçlerdir. Mirasçılar arasında “elbirliği mülkiyeti” söz konusu olduğundan, paranın çekilmesi için tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi veya birbirlerine vekalet vermesi zorunludur. Bankalar, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu gereği son derece sıkı kurallar uygular ve eksik belge ile işlem yapmazlar. Sürecin ilk adımı noterden veya Sulh Hukuk Mahkemesi’nden “Mirasçılık Belgesi” (Veraset İlamı) alınmasıdır. Bu belge kimlerin hak sahibi olduğunu resmi olarak kanıtlar.
Veraset ilamı alındıktan sonraki aşama vergi dairesi ile ilişkilerin düzenlenmesidir. Bankalar, ödeme yapmadan önce mutlaka Veraset ve İntikal Vergisi’nin ödendiğine veya vergiden muaf olunduğuna dair resmi bir yazı görmek ister. “Veraset İlişiği Yoktur” yazısı olmadan bankadaki blokeyi kaldırmak mümkün değildir. Bu belgeyi aldıktan sonra tüm mirasçılar banka şubesine giderek paranın transferini talep edebilir. Eğer mirasçılar arasında anlaşmazlık varsa ve birlikte bankaya gidilemiyorsa, miras ortaklığının giderilmesi davası açılarak mahkeme kanalıyla paranın paylaştırılması gerekir.
Ölen Eşin Bankadaki Parası Kime Kalır Konusunda Vergi Boyutu
Bankadaki paranın mirasçılara intikali, devlet açısından vergi doğuran bir olaydır. Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’na göre, miras yoluyla elde edilen servet vergilendirilir. 2025 yılı itibariyle geçerli olan tarifeler ve istisna tutarları, mirasçıların ödeyeceği vergi miktarını belirler. Her bir mirasçı için belirlenen istisna tutarının (2025 yılı için yaklaşık 2.3 milyon TL civarında olması öngörülmektedir) altındaki miras payları vergiden muaftır. Bu tutarı aşan kısımlar ise artan oranlı vergi tarifesine tabidir. Ölen eşin bankadaki parası kime kalır araştırması yapan kişilerin, net ele geçecek tutarı hesaplarken bu vergi kesintisini de dikkate almaları gerekir.
Vergi dairesine verilecek beyannamede, ölen kişinin bankadaki tüm mevduatı, varsa biriken faizleri ve repo gibi getirileri kuruşu kuruşuna beyan edilmelidir. Beyanname verme süresi ölüm tarihinden itibaren dört aydır. Süresi içinde beyanname verilmemesi usulsüzlük cezalarına yol açabilir. Ayrıca bankadaki paranın kaynağına ilişkin bir inceleme yapılması durumunda, geçmişe dönük vergi riskleri de doğabilir. Bu nedenle beyanname hazırlama sürecinin bir uzman desteğiyle yürütülmesi, olası cezaların önüne geçmek için elzemdir.
Mirastan Mal Kaçırma ve Hukuki Çözümler
Banka hesapları, mirasçılardan mal kaçırmak isteyen kişiler tarafından en sık kullanılan araçlardan biridir. Hukukumuzda “Muris Muvazaası” olarak adlandırılan bu durum, mirasbırakanın sağlığında bankadaki paralarını hileli işlemlerle belirli bir mirasçıya veya üçüncü kişiye devretmesi şeklinde gerçekleşir. Örneğin bir babanın ölümüne yakın tarihte tüm nakit varlığını oğlunun hesabına havale etmesi, diğer mirasçıların hakkını ihlal eden bir işlemdir. Bu tip durumlarda ölen eşin bankadaki parası kime kalır sorusu, ancak açılacak davalar sonucunda netlik kazanır.
Yargıtay içtihatlarına göre, mirasçılardan mal kaçırma kastıyla yapılan bu tür karşılıksız kazandırmalar iptal edilebilir. Hakkı yenen mirasçı, tenkis davası açarak saklı payına tecavüz edilen kısmın kendisine ödenmesini talep edebilir. Banka kayıtları, hesap hareketleri ve dekontlar bu davaların en güçlü delilleridir. Özellikle ölümden önceki son bir yıl içinde yapılan işlemler ve olağan dışı para transferleri mahkemeler tarafından titizlikle incelenir. Mirasçıların bu tür şüpheli durumları fark etmeleri halinde vakit kaybetmeden hukuki yollara başvurmaları, paranın tamamen elden çıkmadan geri alınabilmesi için kritiktir.
Ölen Eşin Bankadaki Parası Kime Kalır Hakkında Yargıtay Kararları
Yargı kararları, mevzuatın soyut hükümlerini somut olaylara uygulayarak hukuki belirlilik sağlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerinin verdiği kararlar, bankadaki paranın paylaşımında rehber niteliğindedir. Örneğin Yargıtay, hayat sigortası olan bir kredi borçlusunun vefatı halinde, bankanın mevduat hesabındaki parayı borca mahsup etmesini haksız bulmaktadır. Sigorta şirketinin borcu karşılaması gerektiği, dolayısıyla mirasçıların bankadaki parayı tam olarak alabileceği yönünde yerleşik içtihatlar mevcuttur.
Benzer şekilde, mirasçılar arasında anlaşmazlık olduğunda bankanın parayı sadece payı oranında ödeyip ödeyemeyeceği konusu da yargı kararlarıyla şekillenmiştir. Yargıtay, elbirliği mülkiyeti devam ettiği sürece bankanın tek bir mirasçıya ödeme yapmamasını haklı bulmakta, ancak mirasçıların mahkemeden “iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesi” kararı getirmeleri halinde paylı ödemenin yapılabileceğine hükmetmektedir. Ölen eşin bankadaki parası kime kalır konusu, bu içtihatlar ışığında sürekli güncellenen dinamik bir hukuki alandır.
Sık Sorulan Sorular
Veraset ilamını nereden almalıyım?
Mirasçılar arasında yabancı uyruklu yoksa ve nüfus kayıtları açıksa notere başvurarak aynı gün içinde alabilirsiniz. Daha karmaşık durumlarda Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurmanız gerekir.
Banka hesabındaki blokeyi kaldırmak için avukat şart mı?
Yasal bir zorunluluk yoktur ancak vergi dairesi işlemleri, mal rejimi hesaplamaları ve banka prosedürleri teknik bilgi gerektirir. Hak kaybı yaşamamak için hukuki destek önerilir.
Ölen eşimin internet bankacılığı şifresini biliyorum, parayı transfer etsem suç olur mu?
Evet, ölümle birlikte yetkileriniz sona erer. Şifreyi kullanarak işlem yapmanız “Bilişim Sistemine Hukuka Aykırı Girme” ve “Güveni Kötüye Kullanma” suçlarını oluşturabilir.
Kredi kartı borçları bankadaki paradan kesilir mi?
Kredi kartı borçları için genellikle hayat sigortası yapılmadığından, banka hesaptaki paradan borcu takas ve mahsup etme hakkına sahiptir.
Miras kalan para üzerinden ne kadar vergi öderim?
2025 yılı istisna tutarlarının üzerinde kalan miktar için %1’den başlayan oranlarla Veraset ve İntikal Vergisi ödenir.
Ölen eşin bankadaki parası kime kalır sorusunda zamanaşımı var mı?
Bankadaki paralar 10 yıl boyunca işlem görmezse ve aranmazsa Zamanaşımına uğrayarak TMSF’ye devredilir. Bu nedenle 10 yıl içinde başvuru yapılmalıdır.
Sonuç ve Hukuki Değerlendirme
Tüm bu açıklamalar ışığında görüleceği üzere, ölen eşin bankadaki parası kime kalır sorusu basit bir matematiksel hesaplamadan ibaret değildir. Mal rejiminden kaynaklanan haklar, vergi mevzuatı, bankacılık kanunu ve miras hukuku kuralları iç içe geçmiş durumdadır. Sağ kalan eşin ve diğer mirasçıların haklarını tam ve eksiksiz alabilmeleri, sürecin başından itibaren doğru bir hukuki strateji izlemelerine bağlıdır. Yapılacak hatalı bir işlem, paranın yıllarca bankada bloke kalmasına veya vergi cezaları ile karşılaşılmasına neden olabilir.
Bu karmaşık süreçte profesyonel bir destek almak, hem maddi kayıpların önüne geçmek hem de aile içi ilişkilerin zedelenmesini engellemek adına en sağlıklı yoldur. Miras hukuku ve bankacılık işlemleri konusunda uzmanlaşmış bir Avukat İstanbul ve çevresinde size en doğru yol haritasını çizecektir. Hukuki prosedürlerin labirentinde kaybolmamak ve miras hakkınıza en kısa sürede kavuşmak için tecrübeli bir Avukat İstanbul desteğiyle hareket etmeniz, sürecin lehinize sonuçlanmasını sağlayacaktır.





