Türkiye’de gayrimenkul hukuku, özellikle son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar ve kira bedellerindeki ani artışlar nedeniyle mülk sahipleri ile kiracılar arasında ciddi ihtilafların odağı haline gelmiştir. Bir mülk sahibi olarak, hakkınızı ararken karşılaşacağınız en büyük engel, Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) kiracıyı koruyan katı yapısı ve usul hukukunun karmaşık labirentleridir. Bu noktada, zaman kaybını önlemek ve maddi zarara uğramamak adına kiracıyı tahliye etmenin en kolay yolu arayışı, sadece bir merak konusu değil, aynı zamanda varlıklarınızı korumak için stratejik bir zorunluluktur. Hukuk sistemimiz, tahliye sebeplerini sınırlı sayıda (numerus clausus) belirlemiş olsa da, doğru hukuki enstrümanların profesyonelce kullanılması durumunda süreç, yıllar süren davalar yerine çok daha kısa sürede sonuçlanan kesin bir zafere dönüşebilir.
Bu makalede, 2026 yılı itibarıyla güncellenen yargı kararları, arabuluculuk şartları ve icra dairesi pratikleri ışığında, tahliye sürecini en hızlı ve en az maliyetle nasıl yönetebileceğinizi detaylandıracağız. Hedefimiz, karmaşık kanun maddeleri arasında kaybolmanızı engellemek ve somut olayınıza en uygun, en pratik çözümü sunmaktır. Unutulmamalıdır ki, her kira ilişkisi kendine özgü dinamikler barındırır ve kiracıyı tahliye etmenin en kolay yolu, elinizdeki belgelerin gücüne, kiracının ödeme alışkanlıklarına ve taşınmazın durumuna göre değişkenlik gösterir. Yanlış bir hukuki adım, haklıyken haksız duruma düşmenize ve sürecin yıllarca uzamasına neden olabilir; bu nedenle atılacak her adımın hukuki bir temele dayanması hayati önem taşır.
Yazılı Tahliye Taahhütnamesi İle Kiracıyı Tahliye Etmenin En Kolay Yolu
Hukuk pratiğinde, mülk sahiplerinin elindeki en güçlü koz tartışmasız yazılı tahliye taahhütnamesidir. Eğer kanuni şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş bir taahhütnameye sahipseniz, mahkemelerin takdir yetkisini ortadan kaldırır ve süreci sadece şekli bir incelemeye indirgersiniz. Bu bağlamda, usulüne uygun alınmış bir taahhütname, kiracıyı tahliye etmenin en kolay yolu olarak kabul edilmektedir.
Taahhütnamenin Geçerlilik Şartları ve Kritik Tarihler
Bir tahliye taahhütnamesinin “altın bilet” değerinde olabilmesi için belirli şartları taşıması zorunludur. Öncelikle taahhütname mutlaka yazılı olmalıdır. Ancak en kritik husus, taahhütnamenin düzenlenme tarihidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, kira sözleşmesi ile aynı tarihte veya sözleşmeden önce alınan taahhütnameler, kiracının “müzayaka” (zor durum) halinde olduğu varsayımıyla geçersiz kabul edilir. Geçerli bir taahhütname, kiracı taşınmaza yerleşip anahtarı teslim aldıktan “makul bir süre” sonra (uygulamada en az 15-30 gün sonrası önerilir) imzalanmış olmalıdır. Ayrıca taahhütnamede tahliye tarihinin net bir şekilde (gün/ay/yıl) belirtilmesi şarttır.
İcra Takibi ve İtiraz Süreçleri
Taahhüt edilen tarih geldiğinde ve kiracı evi boşaltmadığında, mülk sahibi bu tarihten itibaren 1 ay içinde icra takibi başlatmak veya dava açmak zorundadır. Bu 1 aylık süre hak düşürücü niteliktedir; kaçırılması durumunda taahhütname hükümsüz hale gelir. Süresi içinde başlatılan “Örnek 14” tahliye emrine kiracı itiraz etmezse, 15 gün içinde tahliye kesinleşir. Eğer taahhütname noter huzurunda yapılmışsa, kiracının imzayı inkar etme şansı da olmayacağından, süreç İcra Hukuk Mahkemesi’nde tek celsede sonuçlanır. İşte bu hız ve kesinlik, noter onaylı taahhütnameyi kiracıyı tahliye etmenin en kolay yolu statüsüne yükseltir.
Kira Bedelinin Ödenmemesi ve Temerrüt Nedeniyle Tahliye Stratejileri
Kiracının en temel borcu olan kira bedelini ödememesi, mülk sahibi için güçlü bir tahliye gerekçesidir. Finansal yükümlülüklerin ihlali üzerinden ilerleyen bu süreç, dava açmadan önce icra kanalıyla sonuç alma ihtimali sunduğu için oldukça etkilidir.
İcra Yoluyla Tahliye (Örnek 13)
Kirasını ödemeyen kiracıya karşı başlatılacak “Tahliye Talepli İcra Takibi” (Örnek 13), en sık başvurulan yöntemlerden biridir. Kiracıya gönderilen ödeme emrinde, borcu ödemesi için 30 gün süre verilir. Bu süre içinde borcun tamamı (faiz ve masraflar dahil) ödenmezse, temerrüt oluşur ve İcra Hukuk Mahkemesi’nde açılacak dava ile tahliye kararı alınır. Mahkeme bu davada sadece banka dekontlarını inceler; tanık dinlemez veya keşif yapmaz. Sürecin bu denli teknik ve belgeye dayalı olması, ödeme yapmayan kiracılar için kiracıyı tahliye etmenin en kolay yolu seçeneğini bu yöntem haline getirir.
İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye
Kiracı, ödeme emirlerini aldıktan sonra ödeme yapıyor ancak bunu bir alışkanlık haline getirerek kiraları sürekli geciktiriyorsa, “İki Haklı İhtar” formülü devreye girer. Bir kira yılı içerisinde, iki farklı aya ait kira bedelini ödemediği için kendisine iki kez haklı ihtar (noter ihtarnamesi veya icra takibi) gönderilen kiracı, yıl sonunda açılacak dava ile tahliye edilebilir. Bu yöntem, kiracının “ödeyip kurtulma” taktiğini boşa çıkardığı için kötü niyetli kiracılara karşı en etkili silahtır.
Gereksinim (İhtiyaç) Nedeniyle Tahliye: Samimiyetin İspatı
Mülk sahibinin kendisinin, eşinin, altsoyunu (çocukları/torunları), üstsoyunu (anne/baba) veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut veya işyeri ihtiyacı, TBK m. 350 uyarınca geçerli bir tahliye sebebidir.
Bu yöntemde mahkemeler, ihtiyacın “gerçek, samimi ve zorunlu” olup olmadığını araştırır. Örneğin, kirada oturan bir mülk sahibinin kendi evine geçmek istemesi Yargıtay tarafından “samimi ihtiyaç” olarak kabul edilir. Ancak, yazlık olarak kullanma isteği veya eşyaları koymak için tahliye talebi genellikle reddedilir. Eğer ihtiyacınız gerçekse ve bunu ispatlayabiliyorsanız, (örneğin evlilik, sağlık sorunları, lojmandan çıkma vb.) kiracıyı tahliye etmenin en kolay yolu olmasa da, en “meşru” ve vicdani yolu budur. Önemli bir detay olarak; ihtiyaç nedeniyle tahliye edilen taşınmaz, haklı bir sebep olmaksızın 3 yıl boyunca eski kiracıdan başkasına kiralanamaz; aksi takdirde tazminat ödenmesi gerekir.
10 Yıllık Uzama Süresinin Dolması: Sebepsiz Tahliye Hakkı
Türk Borçlar Kanunu, mülkiyet hakkının özünü korumak adına, çok uzun süreli kira ilişkilerinde mülk sahibine sebep göstermeksizin tahliye hakkı tanımıştır. Kira sözleşmesinin süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlayan 10 yıllık uzama süresi dolduğunda, mülk sahibi hiçbir gerekçe (ihtiyaç, tadilat, borç vb.) sunmak zorunda kalmadan kiracıyı çıkarabilir.
Bu yöntemde dikkat edilmesi gereken en önemli husus, 10 yıllık uzama süresini takip eden her uzama yılının bitiminden en az 3 ay önce kiracıya yazılı bildirimde bulunmaktır. İspat yükümlülüğünün olmaması, tanık veya keşif gibi süreçlerle uğraşılmaması nedeniyle, süresi dolmuş sözleşmeler için kiracıyı tahliye etmenin en kolay yolu budur. Ancak bu yolun kullanılabilmesi için kira ilişkisinin toplamda en az 11-12 yıl (1 yıl sözleşme + 10 yıl uzama) sürmüş olması gerekir.
Kentsel Dönüşüm ve Riskli Yapı Tespiti ile Hızlı Çözüm
Eğer taşınmazınız eski, depreme dayanıksız veya riskli yapı statüsünde ise, 6306 sayılı Kanun hükümleri, Borçlar Kanunu’ndaki kiracı koruma kalkanlarını devre dışı bırakır. Binanın “Riskli Yapı” olarak tespit edilmesi ve bu raporun kesinleşmesi halinde, kiracıya tahliye için idari makamlarca süre verilir. Bu süre sonunda tahliye gerçekleşmezse, elektrik ve su kesilir, kolluk kuvvetleri marifetiyle tahliye sağlanır. Bir mahkeme davası gerektirmeyen, tamamen idari ve teknik raporlara dayalı bu süreç, eski binalardaki mülk sahipleri için kiracıyı tahliye etmenin en kolay yolu ve en hızlı yöntemidir.
Arabuluculuk Şartı ve 2026 Yargılama Giderleri
1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile kira uyuşmazlıklarında (ilamsız icra takipleri hariç) dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale gelmiştir. 2026 yılı itibarıyla, Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılacak tahliye davalarında (ihtiyaç, 10 yıl, iki haklı ihtar vb.) arabuluculuk şartının yerine getirilmemesi, davanın usulden reddine neden olmaktadır.
Arabuluculuk süreci, tarafların anlaşması halinde davanın yıllarca sürmesini engelleyen pratik bir çözüm olabilir. Ancak anlaşma sağlanamazsa dava süreci başlar. 2026 yılı avukatlık asgari ücret tarifeleri ve mahkeme harçları göz önüne alındığında, bir tahliye davasının maliyeti artmıştır. Bu nedenle, profesyonel bir hukuki destek alarak süreci en başında doğru kurgulamak, gereksiz harç ve masraflardan kaçınmanızı sağlar.
Hangi Durumda Hangi Yolu Seçmelisiniz? Stratejik Karar Tablosu
Mülk sahiplerinin kafasındaki karmaşayı gidermek adına, kiracıyı tahliye etmenin en kolay yolu sorusunun cevabını somut durumlara göre özetleyen bir strateji belirlemek gerekir:
- Elinizde Noter Onaylı Taahhütname Varsa: Tartışmasız en hızlı yoldur. İcra Hukuk Mahkemesi’nde kısa sürede sonuçlanır.
- Kiracı Kirayı Ödemiyorsa: Temerrüt nedeniyle icra takibi (Örnek 13) en mantıklı yoldur. Ödeme yoksa tahliye kesindir.
- Bina Çok Eskiyse: Kentsel dönüşüm kararı aldırmak, kiracı direncini kıran en etkili yöntemdir.
- Sözleşme 10 Yılı Aştıysa: Hiçbir sebep göstermeden, sadece süreye ve ihtarnameye dayanarak dava açmak en risksiz yoldur.
- Kiracı Düzenli Ödüyor ve Taahhüt Yoksa: Bu durumda “Gereksinim (İhtiyaç)” iddiası tek çaredir.
Görüldüğü üzere, her senaryoda “en kolay yol” değişmektedir. Önemli olan, sizin durumunuza uyan hukuki sebebi doğru tespit etmektir.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Kiracıyı polis zoruyla hemen çıkarabilir miyim?
Hayır. Halk arasında “polisle attım” gibi söylemler olsa da, hukukumuzda mülk sahibinin kendi başına kiracıyı zorla çıkarma yetkisi yoktur. Bu “konut dokunulmazlığını ihlal” suçunu oluşturur. Polis, ancak mahkeme kararı kesinleştikten sonra icra memuru ile birlikte tahliyeyi gerçekleştirmek için gelir.
Kontratsız kiracıyı çıkarmak daha mı kolaydır?
Hayır, aksine daha zordur. Kira sözleşmesinin yazılı olması şart değildir; sözlü sözleşmeler de geçerlidir. Yazılı belge olmadığında kira başlangıç tarihini ve kira bedelini ispatlamak mülk sahibine düşer, bu da süreci uzatır. Ancak kiracı kira ilişkisini inkar ederse ve siz ödemeleri ispatlarsanız fuzuli şagil (haksız işgalci) konumuna düşebilir.
Kiracım “ev bulamıyorum” diyerek çıkmıyor, ne yapmalıyım?
Kiracının ev bulamaması hukuken geçerli bir tahliye engeli değildir. Eğer elinizde mahkeme kararı veya kesinleşmiş bir icra emri varsa, kiracının kişisel mazeretleri tahliyeyi durdurmaz.
Ev satılırsa kiracı hemen çıkmak zorunda mı?
Hayır. Evi alan yeni malik, kiracıyı otomatik olarak çıkaramaz. Tapu devrinden sonra 1 ay içinde ihtarname çekip, 6 ay sonra “yeni malik ihtiyacı” nedeniyle dava açması gerekir.
Bu süreçte avukat tutmak zorunlu mu?
Kanunen zorunlu değildir ancak şiddetle tavsiye edilir. Kira hukuku, sürelerin (hak düşürücü süreler) çok katı uygulandığı bir alandır. Bir günlük gecikme veya ihtarnamedeki bir kelime hatası, haklı davanızın reddedilmesine neden olabilir. Bu nedenle kiracıyı tahliye etmenin en kolay yolu, işini bilen uzman bir avukatla çalışmaktır.
Sonuç
Kiracı tahliye süreçleri, dışarıdan basit gibi görünse de, İcra ve İflas Kanunu ile Borçlar Kanunu’nun iç içe geçtiği, usul hatalarının telafisinin mümkün olmadığı teknik bir alandır. Mülk sahiplerinin duygusal tepkilerle hareket etmesi veya “internetten bulduğum dilekçeyle hallederim” düşüncesi, genellikle sürecin 3-4 yıl uzamasına ve ciddi maddi kayıplara yol açmaktadır. Bu makalede ele aldığımız üzere, kiracıyı tahliye etmenin en kolay yolu, elinizdeki hukuki verileri doğru analiz edip, en hızlı sonucu verecek yasal prosedürü nokta atışı ile başlatmaktır.
Eğer siz de mülkünüzle ilgili hukuki sorunlar yaşıyor, kiracınızla anlaşmazlığa düşüyor ve sürecin en az hasarla, en kısa sürede çözülmesini istiyorsanız, profesyonel bir hukuki destek almanız kaçınılmazdır. Hak kaybına uğramamak, usul hatalarına takılmamak ve mülkiyet hakkınızı en güçlü şekilde savunmak için alanında uzman bir Avukat İstanbul ve çevresinde size rehberlik edebilir. Unutmayın, doğru hukuki hamle, mülkünüzün değerini koruyan en önemli yatırımdır. Sürecinizi güvenilir bir Avukat İstanbul desteğiyle yönetmek, sizi karmaşık adliye koridorlarında kaybolmaktan kurtaracaktır.





