Hukuk sistemimiz bireylerin ve kurumların haklarını güvence altına almak adına çeşitli mekanizmalar geliştirmiştir ve bu mekanizmaların en önemlilerinden biri şüphesiz ihtirazi kayıt kurumudur. Günlük ticari hayattan işçi işveren ilişkilerine kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkan bu kavram hak kaybı yaşamak istemeyen herkesin bilmesi gereken hayati bir öneme sahiptir. Hukuki süreçlerle karşı karşıya kalan pek çok vatandaşımız İhtirazi Kayıt Nedir? sorusunu sormakta ancak bu sorunun yanıtını tam olarak kavrayamadığı için geri dönüşü olmayan maddi kayıplar yaşayabilmektedir. Bu makale hukuki terimlerin karmaşasından uzaklaşarak konuyu en ince detayına kadar ele almayı ve hak arama mücadelesinde nasıl bir kalkan olarak kullanılabileceğini açıklamayı hedeflemektedir. Bir alacağın veya hakkın saklı tutulması iradesinin resmiyete dökülmüş hali olan bu kavram doğru zamanda ve doğru şekilde kullanıldığında milyonlarca liralık tazminatın veya haksız yere ödenen vergilerin geri alınmasını sağlayabilmektedir.
Potansiyel hak kayıplarının önüne geçmek isteyen her birey ve tacir için bu kavramın derinlemesine anlaşılması büyük bir gerekliliktir çünkü zamanında ileri sürülmeyen bir kayıt ileride telafisi imkansız sonuçlar doğurabilir. Özellikle İstanbul gibi ticaretin ve hukuksal ihtilafların son derece yoğun yaşandığı metropollerde karmaşık hukuki süreçleri yönetecek uzman desteğine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu rapor İhtirazi Kayıt Nedir? sorusuna sadece teorik bir yanıt vermekle kalmayacak aynı zamanda iş hukuku vergi hukuku ticaret hukuku ve icra hukuku gibi spesifik alanlardaki uygulamalarını Yargıtay içtihatları ışığında detaylandırarak hak arama mücadelesinde nasıl stratejik bir araç olarak kullanılabileceğini ortaya koyacaktır. Hukuk düzeninde bir borcun ifası sırasında alacaklının sessiz kalması genellikle ifanın tam ve eksiksiz kabul edildiği şeklinde yorumlanabilir ve bu durum zımni feragat varsayımını doğurur. İşte bu varsayımı çürüten ve alacaklının iradesini tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya koyan hukuki kalkan ihtirazi kayıttır.
İhtirazi Kayıt Nedir ve Hukuki Niteliği
Hukuk doktrininde ve yargı kararlarında sıkça atıf yapılan İhtirazi Kayıt Nedir? sorusunun cevabı alacaklının borçludan gelen ifayı kabul ederken bu ifanın borcu sona erdirmekte yetersiz olduğunu veya borcun yan haklarına ilişkin talep hakkının devam ettiğini açıkça bildirmesi şeklinde tanımlanabilir. Bu beyan hukuki niteliği itibarıyla tek taraflı varması gerekli ve koruyucu bir irade beyanıdır yani hüküm doğurması için karşı tarafın bunu kabul etmesi şart değildir. Alacaklının bu iradesini ödeme anında veya işlem sırasında muhataba ulaştırması yeterlidir ve bu sayede yeni bir sözleşme kurulmaz veya mevcut sözleşme değiştirilmez sadece mevcut hukuki ilişkinin alacaklı aleyhine sona ermesi engellenir. Böylece hak sahibi dava açma yetkisini ve ileride doğabilecek ek taleplerini koruma altına almış olur.
Türk Borçlar Kanunu sistematiğinde asıl borcun sona ermesiyle birlikte kural olarak feri hakların da düşeceği ilkesi benimsenmiştir ancak bu kuralın istisnasını ihtirazi kayıt oluşturur. Örneğin bir para borcunun anaparası ödenip kabul edildiğinde eğer faiz hakkı saklı tutulmamışsa hukuk düzeni alacaklının faizden vazgeçtiğini varsayar. Bu noktada İhtirazi Kayıt Nedir? sorusu devreye girer ve asıl alacak ile feri haklar arasındaki bu kader birliğini koparan bir makas işlevi görerek alacaklının haklarını korur. Alacaklı anaparayı tahsil ederken faiz hakkım saklıdır diyerek ihtirazi kayıt koyduğunda asıl borç sona erse bile faiz borcu varlığını sürdürür ve bağımsız bir dava konusu yapılabilir.
Türk Borçlar Kanunu Madde 131 Kapsamında Faiz ve Ceza Koşulu
Türk Borçlar Kanunu madde 131 hükmü İhtirazi Kayıt Nedir? konusunun yasal dayanaklarından birini oluşturmakta ve asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde rehin kefalet faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçların da sona ermiş olacağını düzenlemektedir. Ancak kanun koyucu bu kuralın mutlak uygulanmasının hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceğini öngörerek işlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkının sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulması halinde bu hakların istenebileceğini belirtmiştir. Bu hüküm alacaklının uyanık olmasını ve hakkını aktif bir şekilde korumasını zorunlu kılar çünkü aksi takdirde hak kaybı kaçınılmaz hale gelebilir.
Yargıtay uygulamalarında özellikle taksitli ödemelerde veya geç yapılan ödemelerde alacaklının ödemeyi kabul ederken sessiz kalması geçmişe dönük işlemiş faizlerden ve cezai şarttan feragat ettiği şeklinde yorumlanmaktadır. Örneğin bir senet borçlusu vadesinden altı ay sonra borcunu ödemeye geldiğinde alacaklı sadece senedi geri verip parayı alırsa o altı aylık gecikme faizini bir daha talep edemez duruma düşer. Ancak parayı alırken verdiği makbuza veya senedin üzerine gecikme faizi haklarım saklıdır şerhini düşerse ihtirazi kayıt sayesinde faiz alacağı için ayrıca icra takibi yapabilir. Bu durum ticari ilişkilerde nakit akışını yönetirken hak kaybına uğramamak isteyen tacirler ve bireyler için kritik bir detaydır.
Dönemsel Edimlerde Karine ve Hakların Saklı Tutulması
Türk Borçlar Kanunu madde 88 kira ve faiz gibi dönemsel edimlerde özel bir karine düzenlemiş ve buna göre faizden veya kira bedelinden ya da diğer dönemsel edimlerden biri için alacaklı tarafından çekince ileri sürülmeksizin bir makbuz verilmişse önceki dönemlere ait edimlerin de ifa edilmiş sayılacağını öngörmüştür. Bu düzenleme borçlu lehine bir ispat kolaylığı getirir ve eğer bir kiracı Mart ayı kirasını ödediğine dair ev sahibinden kayıtsız şartsız bir makbuz almışsa hukuk düzeni Ocak ve Şubat kiralarının da ödendiğini varsayar. Ancak bu durum bir adi karine niteliğindedir yani aksinin ispatı mümkündür fakat ispat yükünün yer değiştirmesi davanın seyrini zorlaştırır.
Ev sahibi Mart ayı makbuzunu verirken hata yaptığını aslında Ocak ve Şubat aylarının ödenmediğini başka delillerle kanıtlamak zorunda kalabilir ki bu süreç oldukça meşakkatlidir. Bu nedenle kira ödemelerini elden alan veya makbuz düzenleyen mülk sahiplerinin geriye dönük alacakları varsa güncel makbuzu düzenlerken mutlaka geçmiş dönem kira alacaklarımız saklıdır şeklinde bir kayıt düşmeleri gerekir. Aksi takdirde birikmiş kira alacaklarının tahsili uzun ve masraflı bir yargılama sürecini gerektirecek ve mülk sahibi mağduriyet yaşayabilecektir. İhtirazi Kayıt Nedir? sorusunun cevabını bilen bir mülk sahibi bu tür basit önlemlerle büyük hak kayıplarının önüne geçebilir.
İş Hukukunda İbraname ve İhtirazi Kayıt Uygulamaları
İş hukuku İhtirazi Kayıt Nedir? sorusunun en sık sorulduğu ve cevabının işçinin ekonomik geleceğini doğrudan etkilediği alanların başında gelir çünkü iş ilişkisinin sona ermesiyle birlikte işverenler işçilerden tüm haklarını aldıklarına dair ibraname adı verilen belgeleri imzalamalarını talep ederler. İbraname teknik olarak borcu sona erdiren bir sözleşmedir ancak iş hukukunda işçinin korunması ilkesi gereği ibranameler sıkı şekil şartlarına ve yargısal denetime tabidir. İşçinin hak ettiği tazminatları tam olarak almadığını düşündüğü halde ödemenin yapılabilmesi için ibraname imzalamaya zorlandığı durumlarda ihtirazi kayıt hayat kurtarıcı bir rol oynar.
Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre ihtirazi kayıt içeren bir ibraname borcu sona erdiren bir ibra sözleşmesi niteliğini kaybeder ve sadece ödenen tutarı belgeleyen bir makbuz hükmüne dönüşür. Yani işçi ibranameye fazlaya ilişkin haklarım saklıdır veya kıdem tazminatı eksik ödenmiştir dava hakkım saklıdır gibi notlar düşerek imza atarsa ibranamede yazan hiçbir alacağım kalmamıştır ifadesini geçersiz kılmış olur. Bu durumda mahkeme ibranameyi bir feragat belgesi olarak değil yapılan kısmi ödemenin ispatı olarak değerlendirir ve işçinin bakiye alacakları için dava açmasına olanak tanır. Bu sayede işçi hakkını tam olarak alabilme imkanına kavuşur.
İşçinin okuma yazma bilmemesi irade fesadı veya baskı altında olması durumlarında ise ihtirazi kayıt aranmaksızın ibraname geçersiz sayılabilir ancak bu durumların tanıkla ispatı zor olduğundan yazılı bir ihtirazi kayıt her zaman en güvenli limandır. İbraname üzerinde yer alan alacak kalemleri ile işçinin ihtirazi kaydı arasında bir çelişki varsa Yargıtay çelişkili davranış ilkesi gereği ibranameye değer vermemektedir. Savunma ile ibraname içeriğinin çelişmesi veya miktar içermeyen ibranameler de makbuz hükmünde sayılmaktadır bu nedenle işçinin her halükarda belgeyi imzalarken kendi el yazısı ile şerh düşmesi en sağlam zemini oluşturur.
Vergi Hukukunda İhtirazi Kayıtla Beyan ve Dava Hakkı
Vergi hukuku devletin egemenlik gücüne dayanarak tek taraflı işlem tesis ettiği bir alan olduğundan mükellef haklarının korunması açısından ihtirazi kayıt büyük önem taşır. Türk vergi sisteminde beyana dayalı tarh esastır yani mükellef ne kadar kazandığını ve ne kadar vergi ödeyeceğini kendisi beyan eder ve kural olarak kendi beyanlarına karşı dava açamazlar. Ancak bu kuralın çok önemli bir istisnası vardır ki bu da ihtirazi kayıtla beyandır. İhtirazi Kayıt Nedir? diye merak eden bir mükellef için bu yöntem haksız vergi ödemekten kurtulmanın yegane yoludur.
Mükellef vergi kanunlarının yorumunda idare ile görüş ayrılığına düşebilir veya bir vergi düzenlemesinin Anayasa hükümlerine aykırı olduğuna inanabilir. Eğer beyanname vermezse vergi incelemesi ve cezalarla karşılaşabilir normal şekilde verirse dava açma hakkını kaybeder. Bu ikilemden kurtulmanın yolu beyannameyi verirken ihtirazi kayıtla veriyorum şerhini düşmektir. Günümüzde elektronik beyanname sistemlerinde bu işlem için özel bir seçenek bulunmaktadır ve ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilere karşı otuz gün içinde vergi mahkemesinde dava açılabilir. Bu yöntem mükellefe hem yükümlülüğünü yerine getirme hem de yargı yoluna başvurma imkanı sağlar.
İhtirazi kayıtla beyan verginin tahakkuk etmesini ve ödeme emrinin çıkmasını engellemez yani mükellef dava açsa bile tahakkuk eden vergiyi ödemek zorundadır aksi takdirde gecikme zammı işler. İdari yargıda açılan iptal davaları kural olarak işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz ancak ihtirazi kayıtla beyan üzerine açılan davalarda mahkemeden yürütmenin durdurulması talep edilebilir ve bu talep genellikle telafisi güç zarar şartı aranmaksızın daha kolay kabul edilebilir. Davanın mükellef lehine sonuçlanması durumunda haksız yere ödenen vergiler yasal faiziyle birlikte iade alınır.
Gümrük İşlemlerinde İhtirazi Kayıt ve Süre Tuzağı
Gümrük vergileri dış ticaret erbabı için maliyetlerin önemli bir kalemini oluşturur ve gümrük idaresi beyan edilen kıymeti düşük bularak ek vergi tahakkuk ettirebilir. İthalatçı firma mallarını gümrükten çekebilmek için bu vergileri ödemek zorunda kalır ancak ödeme yaparken ihtirazi kayıt koymazsa Danıştay kararlarına göre kendi beyanını kabul etmiş sayılır ve sonradan itiraz etme hakkı ortadan kalkar. Gümrük Kanunu uyarınca gümrük vergilerine ve cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde idari itiraz yoluna başvurulması zorunludur.
Vergi mahkemelerinde dava açma süresi genel olarak otuz gün iken gümrükteki bu on beş günlük idari itiraz süresi hak düşürücüdür ve çoğu zaman gözden kaçırılır. İhtirazi kayıtla beyan edilen gümrük vergilerinde süreç beyanname tescil edilirken ihtirazi kayıtla olduğunun belirtilmesiyle başlar. Vergiler ödenir ve mal çekilir ardından tahakkuk eden vergiye karşı on beş gün içinde ilgili makama itiraz dilekçesi verilir. Eğer beyanname aşamasında kayıt konulmazsa veya itiraz süresi kaçırılırsa artık o vergiler kesinleşir ve geri alınması hukuken imkansız hale gelir.
İcra ve İflas Hukukunda Baskı Altında Ödeme
İcra hukuku alacaklının alacağına kavuşması için devlet gücünü kullandığı sert bir alandır ve bazen kişiler aslında borçlu olmadıkları halde haklarında başlatılan bir icra takibi nedeniyle mallarının haczedilmesi riskiyle karşı karşıya kalırlar. Takip kesinleşmişse borçlunun haczi kaldırmak için borcu ödemekten başka çaresi kalmayabilir. İşte bu noktada yapılan ödemenin rızayla değil cebri icra tehdidi altında yapıldığını belgelemek için ihtirazi kayıt kullanılır.
İcra dairesine yapılan ödeme sırasında veya ödeme emri tebliğ alındıktan sonra dosyaya sunulacak bir dilekçe ile borcu kabul etmemekle birlikte haciz tehdidi altında ve ihtirazi kayıtla ödeme yapıyorum denilmesi borçlunun daha sonra açacağı istirdat davası için hukuki yararını korur. Eğer borçlu menfi tespit davası açmadan ödeme yapmışsa bu dava istirdat davasına dönüşür ancak Yargıtay menfi tespit davası açılmış olmasını ödemenin ihtirazi kayıtla yapıldığının en güçlü karinesi olarak kabul eder. Dava açılmadan yapılan ödemelerde ihtirazi kayıt şarttır aksi takdirde ödeme borcun kabulü sayılabilir.
Ticaret Hukukunda Fatura ve Teslimlerde İhtirazi Kayıt
Ticari hayatın dinamizmi içinde fatura sadece mali bir belge değil aynı zamanda sözleşmenin ifa edildiğini ve bedelinin talep edildiğini gösteren bir ispat aracıdır. Türk Ticaret Kanunu faturayı alan tacirin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriğine itiraz etmemesi halinde faturayı kabul etmiş sayılacağını öngören bir kabul karinesi getirmiştir. Bu düzenleme ticari güvenliği sağlamayı amaçlar ancak faturayı alan taraf için ciddi bir risk oluşturur. İhtirazi Kayıt Nedir? sorusunun cevabı burada da tacirlerin imdadına yetişir.
Tacir kendisine gelen faturadaki malın miktarını veya birim fiyatını kabul etmiyorsa sekiz gün içinde noter veya kayıtlı elektronik posta yoluyla itiraz etmelidir ve bu itiraz niteliği itibarıyla faturaya konulmuş bir ihtirazi kayıttır. Süresinde itiraz edilmeyen fatura içeriğiyle birlikte kesinleşir ve artık malın teslim edilmediğini iddia etmek zorlaşır. Ayrıca ticari satışlarda malın teslim alınması sırasında yapılan kontrol ve bildirim yükümlülükleri de bu kavramla ilişkilidir. Tacir malı teslim alırken açıkça görülebilen ayıpları teslim tutanağına şerh düşmelidir aksi takdirde açık ayıplar yönünden satıcı sorumluluktan kurtulur.
Gayrimenkul Hukukunda Tapu ve Kamulaştırma İşlemleri
Gayrimenkul mülkiyetinin devri resmi senetle tapu müdürlüğünde yapılan şekle sıkı sıkıya bağlı bir işlemdir ve tapu siciline güven ilkesi gereği kayıtlara itibar edilir. Gayrimenkul satışlarında satış bedelinin tamamen ödenmediği durumlarda ihtirazi kayıt koymak mülkiyet hakkının korunması için kritiktir. Yargıtay kararlarında satış bedeli ödenmediği takdirde taşınmazın iade edileceğine dair tapu senedine bir ihtirazi kayıt konulmadığı için daha sonra açılan tapu iptal ve tescil davalarının reddedildiği görülmektedir.
Tapu memuru senede şerh düşmeyi kabul etmiyorsa taraflar işlemden hemen önce noterde bir protokol düzenleyerek veya birbirlerine ihtarname göndererek tapu devrini yapıyoruz ancak bakiye bedel ödenmezse devir geçersizdir şeklinde iradelerini belgelemelidirler. Kamulaştırma işlemlerinde de idarenin teklif ettiği bedeli alırken fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması yani ihtirazi kayıt konulması daha sonra bedel artırım davası açabilmenin ön şartıdır. Benzer şekilde kentsel dönüşüm projelerinde daire teslim alınırken eksik ve ayıplı işler nedeniyle haklarım saklıdır şerhi düşülmeden imzalanan tutanaklar ev sahiplerini zarara uğratabilir.
İhtirazi Kayıt Nasıl Yapılır ve Pratik Örnekler
İhtirazi kayıt için kanunda belirlenmiş sihirli bir cümle veya matbu bir form yoktur önemli olan iradenin açık anlaşılır ve ispatlanabilir olmasıdır. İspat hukuku açısından yazılı yapılması şarttır ve banka havalesi yapılırken açıklama kısmına geçmiş dönem bakiye alacak ve faiz haklarımız saklıdır şeklinde not düşülmesi geçerli bir yöntemdir. Makbuz imzalanırken imzanın hemen üstüne veya yanına el yazısı ile fazlaya ilişkin haklarım saklı kalmak kaydıyla tahsil ettim yazılması da hakları korur.
İbraname imzalanırken ise işçinin işbu ibranameyi fazla mesai ve yıllık izin alacaklarım saklı kalmak kaydıyla sadece bankaya yatan tutar için makbuz hükmünde imzalıyorum şeklinde bir şerh düşmesi gerekir. Faturaya itiraz edilirken tarafımıza gönderilen faturayı kabul etmiyoruz içeriğindeki mallar teslim edilmemiştir şeklinde noter kanalıyla bildirim yapılması faturanın kesinleşmesini engeller. Bu pratik yöntemler İhtirazi Kayıt Nedir? sorusunun hayattaki karşılığıdır ve bireyleri büyük yüklerden kurtarır.
Sonuç
Hukuk sisteminin karmaşık yapısı içinde İhtirazi Kayıt Nedir? sorusunun cevabını bilmek ve bunu doğru uygulamak bireylerin ve kurumların haklarını güvence altına alan en önemli stratejilerden biridir. Bir imza bir açıklama satırı veya bir dilekçe ile ileri sürülen bu basit beyan hak sahibinin geleceğini koruyan güçlü bir sigortadır. İşçinin alın terinin karşılığını tam alabilmesi tacirin ticari risklerini yönetebilmesi vergi mükellefinin haksızlığa karşı durabilmesi ve alacaklının faiz kaybına uğramaması doğru zamanda konulacak bir ihtirazi kayda bağlıdır.
Bu rapor boyunca incelendiği üzere hukukun her dalı hakların korunması için bireylere uyanık olma ve iradelerini beyan etme yükümlülüğü yüklemektedir. Yargıtay ve Danıştay kararları ihtirazi kaydın yokluğunu genellikle hak kaybı sebebi saymakta ancak varlığını da hakkın teminatı olarak görmektedir. Karşılaşılacak hukuki süreçlerin zorluğu ve her somut olayın kendine özgü dinamikleri düşünüldüğünde hak kaybı yaşamamak için profesyonel destek almak elzemdir. Özellikle bu tür karmaşık davalarda uzman bir Avukat İstanbul desteği ile hareket etmek sürecin lehinize sonuçlanmasını sağlayacaktır. Unutulmamalıdır ki atılan imza geri alınamaz ancak atılırken konulan bir kayıt geleceğinizi kurtarabilir ve bu süreçte tecrübeli bir Avukat İstanbul ile çalışmak en doğru karar olacaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
İhtirazi kayıt cümlesi tam olarak nasıl olmalıdır?
En garantili ifade fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkım saklı kalmak kaydıyla cümlesidir ve duruma göre faiz haklarım saklıdır veya cezai şart talebim saklıdır şeklinde özelleştirilebilir.
İhtirazi kayıt sözlü olarak söylenirse geçerli olur mu?
Hukuken sözlü beyan da bir irade açıklamasıdır ancak mahkemede ispatı neredeyse imkansızdır bu yüzden mutlaka belge üzerine yazılmalı veya yazılı bir bildirimle yapılmalıdır.
İbranameyi imzaladım ihtirazi kayıt koymayı unuttum hakkım yandı mı?
Otomatik olarak yanmış sayılmaz eğer ibraname yasal şekil şartlarını taşımıyorsa zaten geçersizdir ayrıca baskı tehdit veya kandırılma varsa ibraname iptal edilebilir ancak bir avukata danışmakta fayda vardır.
Vergi dairesine ihtirazi kayıtla beyanname verdikten sonra ne yapmalıyım?
Beyannameyi verdikten sonra otuz gün içinde vergi mahkemesinde dava açmalısınız eğer dava açmazsanız ihtirazi kaydınızın bir hükmü kalmaz ve vergi kesinleşir.
Tapuda imza atarken memur şerh düşmeme izin vermiyor ne yapmalıyım?
Bu durumda işlemden hemen önce veya işlem sırasında noterden karşı tarafa bir ihtarname çekerek tapu devrini şu şartlarla yapıyorum haklarım saklıdır diyebilirsiniz ya da taraflar arasında noter onaylı bir ek protokol düzenleyebilirsiniz.
Faturaya sekiz gün içinde itiraz etmezsem borcu kabul etmiş mi olurum?
Evet Türk Ticaret Kanunu gereği faturanın içeriğini kabul etmiş sayılırsınız ancak malın hiç teslim edilmediğini veya faturanın sahte olduğunu iddia ediyorsanız menfi tespit davası açabilirsiniz.
Çek veya senet öderken ihtirazi kayıt gerekir mi?
Evet senedi geri alırken veya ödeme yaparken feri haklarım saklıdır demezseniz senedin iadesi ile birlikte faizden de vazgeçmiş sayılırsınız.
İşverenim ihtirazi kayıt koyarsan paranı yatırmam diyor ne yapmalıyım?
Bu bir baskı durumudur ve parayı alabilmek için kayıtsız imzalamak zorunda kalsanız bile daha sonra zorda kalma halinde imzalandığı iddiasıyla dava açabilirsiniz ancak bu durumu tanıklarla ispatlamanız gerekir.
Banka dekontuna yazdığım açıklama mahkemede delil olur mu?
Kesinlikle olur banka dekontları yazılı delil niteliğindedir ve açıklama kısmına yazılan fazlaya ilişkin haklar saklıdır ibaresi Yargıtay tarafından geçerli bir kayıt olarak kabul edilir.
İhtirazi kayıt işlemin karşı tarafını bağlar mı?
İhtirazi kayıt tek taraflı bir beyandır karşı tarafın bunu kabul etmesi gerekmez sizin beyanınız hakkınızı korumak için yeterlidir.





