Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması

Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması

Evlilik birliğinin kurulması sırasında eşlere takılan ziynet eşyaları, Türk toplumunun köklü geleneklerinden biri olmasının yanı sıra çiftlerin ekonomik geleceği için de büyük bir önem taşımaktadır. Çoğu zaman bu birikimler, yeni bir hayat kurarken bir gayrimenkul yatırımına dönüştürülmekte ve Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması süreci yaşanmaktadır. Ancak evlilik birliğinin beklenmedik bir şekilde boşanma ile sonuçlanması durumunda, bu ekonomik değerlerin akıbeti en büyük hukuki tartışma konularından biri haline gelmektedir. Özellikle 2024 ve 2025 yıllarında Yargıtay’ın ziynet eşyalarının mülkiyeti konusunda yaptığı köklü içtihat değişiklikleri, hak arama sürecini daha teknik ve uzmanlık gerektiren bir alana taşımıştır. Bu makalede, bir avukata ihtiyaç duyan potansiyel müvekkillerimiz için sürecin tüm detaylarını, değişen yasal kriterleri ve haklarınızı nasıl koruyabileceğinizi en ince ayrıntısına kadar ele alacağız.

Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması ve Ziynetlerin Mülkiyet Statüsü

Hukuki açıdan Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması durumunu analiz etmeden önce, ziynet eşyalarının kime ait olduğunun netleştirilmesi gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 220. maddesi uyarınca, eşlerden birinin yalnızca kişisel kullanımına yarayan eşyalar “kişisel mal” olarak kabul edilmektedir. Ziynet eşyaları da kural olarak bu kapsamda değerlendirilir. Ancak bu ziynetlerin bozdurularak evlilik birliği içerisinde edinilen bir eve sermaye yapılması, kişisel mal ile edinilmiş malın birbirine karışmasına neden olur. Bu noktada hukuk sistemimiz, kişisel malın (altının) edinilmiş mala (eve) dönüşmesi sırasında değerinin korunmasını ve boşanma aşamasında bu değerin iadesini öngörür. Dolayısıyla, Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması eylemi, aslında hukuki bir “değer kayması” ve “ikame” işlemidir. Bu işlem sonucunda, evi alan eşin üzerinde diğer eşin bir alacak hakkı doğmaktadır. Bu alacak hakkının doğru hesaplanması ve talep edilmesi ise davanın kazanılmasındaki en kritik aşamadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Yeni İçtihatlarına Göre Ziynet Mülkiyeti

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024 yılında verdiği 2023/5704 Esas ve 2024/2402 Karar sayılı ilamı ile ziynet eşyalarının paylaşımında devrim niteliğinde bir değişikliğe gitmiştir. Eskiden “kadına takılan kadının, erkeğe takılan da kadının” şeklindeki genel kabul, artık yerini çok daha detaylı ve delile dayalı bir sisteme bırakmıştır. Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması durumunda hesaplama yapılırken artık öncelikle bu yeni kriterlere göre kimin ne kadar altını olduğu tespit edilmektedir. Yeni sisteme göre öncelik taraflar arasındaki anlaşmaya, yoksa yerel örf ve adete, bu da yoksa takının niteliğine verilmektedir. Kadına özgü olan bilezik, küpe ve gerdanlık gibi takılar kime takılırsa takılsın kadına ait sayılmaktadır. Ancak erkeğe özgü olan saat ve kol düğmesi gibi eşyalar erkeğe aittir. En önemli değişiklik ise çeyrek altın, yarım altın, tam altın ve nakit para gibi “cinsiyete özgü olmayan” yatırım araçlarında yaşanmıştır. Artık bu değerler, düğün videolarında ve fotoğraflarında kime takıldığı görülüyorsa o kişiye ait sayılmaktadır. Eğer takılar bir keseye veya sandığa atılmışsa ve kime takıldığı belli değilse, bu takılar eşlerin ortak malı (paylı mülkiyet) olarak kabul edilmektedir.   

Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması Halinde Değer Artış Payı Talebi

Boşanma aşamasında mal paylaşımı yapılırken en sık karşılaşılan senaryo, kadının kişisel malı olan bileziklerini veya altınlarını bozdurarak kocası adına alınan bir evin peşinatını ödemesidir. Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması sonucunda tapu koca üzerinde olsa bile, kadın bu eve yaptığı katkı oranında hak sahibidir. Hukukumuzda buna “Değer Artış Payı Alacağı” denilmektedir. Bu alacak türü, basit bir borç alacağı değildir. Altınların bozdurulduğu tarihteki değerinin, evin alındığı tarihteki ev değerine oranı bulunur ve bu oran boşanma tarihindeki evin güncel piyasa değeri ile çarpılır. Böylece enflasyon karşısında paranın erimesi önlenmiş olur ve gayrimenkuldeki değer artışından katkı sağlayan eş de yararlanmış olur. Bu nedenle Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması durumunda açılacak dava, “Katılma Alacağı” davası ile birlikte veya terditli olarak “Değer Artış Payı” davası şeklinde kurgulanmalıdır. Yanlış dava türünün seçilmesi, evin prim yapan değerinden mahrum kalınmasına yol açabilir.   

Ziynetlerin Bağışlanması İddiası ve İspat Yükümlülüğü

Erkek tarafı genellikle Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması sürecinde, kadının bu altınları “evin ortak ihtiyaçları için kendi rızasıyla verdiğini ve geri istemediğini” iddia etmektedir. Yani bir nevi bağışlama (hibe) savunması yapmaktadır. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarına göre, hayatın olağan akışında bir kadının gelecekteki tek ekonomik güvencesi olan ziynet eşyalarını, geri almamak üzere erkeğe bağışlaması kabul edilmemektedir. İspat yükü burada tamamen erkeğin üzerindedir. Erkek, kadının bu altınları “geri almamak üzere ve hibe kastıyla” verdiğini çok güçlü delillerle veya yazılı bir belgeyle kanıtlamak zorundadır. Eğer erkek bu durumu ispatlayamazsa, altınlar evin borcu, düğün masrafı veya balayı gideri için harcanmış olsa bile, bunların bedelini kadına ödemekle yükümlüdür. Dolayısıyla Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması olayı, erkeğin bu altınların bedelini iade borcunu ortadan kaldırmaz, aksine bu borcu somut bir gayrimenkul değerine endeksler.   

Boşanma Davasında Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması İddiasının Kanıtlanması

Bir boşanma veya mal rejimi davasında Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması iddiasını ispatlamak, davanın kaderini belirleyen en önemli unsurdur. Mahkemeler bu konuda somut ve denetlenebilir deliller aramaktadır. En güçlü delil, düğün videoları ve fotoğraflarının uzman bilirkişilerce incelenmesiyle oluşturulan listelerdir. Bu listelerde hangi takının kime takıldığı saniye saniye tespit edilir. İkinci aşamada ise bu altınların bozdurulduğu tarih ile evin satın alındığı tarih arasındaki “illiyet bağı” kurulmalıdır. Örneğin, altınların kuyumcuda bozdurulduğu gün veya bir gün sonra tapu devrinin yapılması veya banka hesap hareketlerinde yüklü miktarda nakit giriş çıkışının görülmesi, hayatın olağan akışına göre bu paranın ev için kullanıldığını gösterir. Tanık beyanları da bu süreci destekleyen yan delillerdir. Ancak tanıklar, ziynetlerin miktarından ziyade, ziynetlerin bozdurulup eve yatırıldığına dair görgüye dayalı bilgiler vermelidir. Profesyonel bir hukuki destek, bu delil zincirinin hatasız kurulmasını sağlar.   

Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması Davalarında Zamanaşımı ve Usul

Hukuk sistemimizde hak düşürücü süreler ve zamanaşımı kuralları hayati öneme sahiptir. Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması nedeniyle doğan alacak hakları için dava açma süresi, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıldır. Bu süre Borçlar Kanunu’nun genel zamanaşımı hükümlerine tabidir. Eğer ziynet eşyaları fiziksel olarak mevcutsa ve aynen iadesi isteniyorsa, bu bir istihkak davası (mülkiyet davası) olduğu için herhangi bir zamanaşımı süresi yoktur, her zaman açılabilir. Ancak söz konusu ziynetler bozdurulup bir eve dönüştüğü için, ortada fiziksel bir altın kalmamıştır. Bu nedenle talep “bedel iadesi” veya “değer artış payı” niteliğindedir ve 10 yıllık süreye tabidir. Davanın, Aile Mahkemelerinde açılması gerekmektedir. Dava dilekçesinde taleplerin net olması, ziynetlerin gram, ayar ve adetlerinin doğru belirtilmesi, harçların eksiksiz yatırılması davanın reddedilmemesi için zorunludur. Yanlış mahkemede veya eksik harçla açılan davalar, yıllarca süren yargılamaların boşa gitmesine neden olabilir.   

Kredi İle Alınan Evlerde Düğün Takılarının Etkisi

Günümüzde evlerin büyük çoğunluğu banka kredisi kullanılarak alınmaktadır. Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması senaryolarında genellikle altınlar peşinat olarak verilirken, kalan kısım için kredi çekilmektedir. Bu durum hesaplamayı daha karmaşık bir hale getirir. Yargıtay uygulamasına göre, peşinat olarak verilen ziynetler “kişisel mal”, kredi taksitleri ise eşlerin maaşlarıyla ödendiği için “edinilmiş mal” olarak kabul edilir. Boşanma anında evin toplam değerinden, henüz ödenmemiş kredi borcu düşülür. Kalan net değer üzerinden, peşinatı ödeyen eşe hem peşinatın güncel değeri (değer artış payı) verilir hem de kalan miktarın yarısı (katılma alacağı) ödenir. Yani Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması durumunda peşinatı veren eş, evin mülkiyetinin büyük bir kısmını finansal olarak garanti altına almış olur. Bu hesaplamaların yapılması, uzmanlık gerektiren aktüeryal bilirkişi raporlarına dayanmaktadır.

Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması Konusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler

Eşlerin, evlilik birliği devam ederken yaptıkları ekonomik manevraların hukuki sonuçlarını bilmeleri gerekmektedir. Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması işleminde, altını veren eşin bu durumu yazılı bir belge ile kayıt altına alması en güvenli yoldur. Ancak Türk kültüründe eşler arasında senet veya protokol yapılması hoş karşılanmadığından bu pek mümkün olmamaktadır. Bu nedenle, altınların bozdurulduğuna dair kuyumcu fişlerinin saklanması, paranın elden değil banka yoluyla “ev peşinatı” açıklamasıyla gönderilmesi büyük önem taşır. Ayrıca, boşanma davası açılırken veya açıldıktan sonra ziynet talebinin “terditli” (kademeli) olarak yapılması, yani “önce evin üzerindeki pay, olmazsa altınların bedeli” şeklinde istenmesi, hak kaybını önleyen stratejik bir hamledir. Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması konusu, basit bir alacak verecek meselesi değil, teknik detaylarla örülü bir mülkiyet paylaşımı davasıdır.

Sonuç

Özetle, evlilik birliği içerisinde Düğünde Takılan Altınlar İle Ev Alınması, boşanma hukuku ve mal rejimleri hukukunun en çetrefilli alanlarından birini oluşturmaktadır. 2024 ve 2025 yıllarında Yargıtay’ın getirdiği yeni kriterler, ezbere dayalı dava dilekçelerinin reddedilmesine ve ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Artık “kadındır haklıdır” veya “tapu kiminse onundur” devri kapanmış, “ispat eden kazanır” devri başlamıştır. Ziynet eşyalarının kişisel mal niteliğini koruyarak gayrimenkul içindeki değerini talep edebilmek, doğru hukuki stratejinin kurulmasına ve delillerin eksiksiz sunulmasına bağlıdır. Bu süreçte yapılacak en küçük bir usul hatası veya eksik talep, yılların birikimi olan ziynetlerin ve evin üzerindeki hakkın kaybedilmesiyle sonuçlanabilir.

Bu karmaşık süreçte haklarınızı tam ve eksiksiz olarak alabilmek, güncel Yargıtay kararlarına hakim, tecrübeli bir hukuki destekle mümkündür. Hukuki sürecinizi profesyonel ellerde yönetmek ve geleceğinizi güvence altına almak için Avukat İstanbul bölgesinde hizmet veren uzman ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. Unutmayın ki adalet, haklı olanın değil, hakkını hukuka uygun şekilde arayanın yanındadır. Avukat İstanbul ve çevresindeki tüm müvekkillerimiz için en güncel hukuki donanımla yanınızdayız.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. Düğünde takılan altınlarla alınan ev kimin olur? Tapu kimin üzerine olursa olsun, altınlarını vererek evin alınmasına katkı sağlayan eş, verdiği altın oranında evin değerinden “Değer Artış Payı” talep etme hakkına sahiptir. Evin tapusu erkekte olsa bile kadın, altınlarının güncel değeri oranında hak sahibidir.

2. 2024 ve 2025 Yargıtay kararlarına göre düğün takıları kime aittir? Yeni içtihatlara göre; kadına özgü takılar (bilezik, küpe vb.) kadına, erkeğe özgü takılar (saat vb.) erkeğe aittir. Cinsiyete özgü olmayan çeyrek altın, yarım altın ve paralar ise düğün videolarında kime takıldığı görülüyorsa o kişiye aittir. Kime takıldığı belli olmayanlar veya sandığa atılanlar ortak mal sayılır.

3. Kocam altınlarımı zorla alıp ev aldı, geri alabilir miyim? Evet, alabilirsiniz. Altınlarınızın rızanız dışında alındığını veya rızanızla verse bile “geri verilmek üzere” verildiğini ispatlarsanız, mahkeme bu altınların bedelinin veya evdeki payının size ödenmesine hükmeder. Bağışlama iddiasını ispat yükü kocadadır.

4. Düğün takıları davası ne zaman açılmalıdır? Bu dava boşanma davası ile birlikte açılabileceği gibi, boşanma davası bittikten sonra da açılabilir. Ancak ziynetlerin bedeli veya evdeki değer artış payı isteniyorsa, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde dava açılmalıdır.

5. Düğün videosu yoksa altınların verildiğini nasıl ispatlarım? Düğün videosu yoksa, düğün fotoğrafları, o dönemdeki tanıkların (akrabalar, arkadaşlar) beyanları, kuyumcu kayıtları veya banka dekontları ile ispat yapılabilir. Hakim tüm delilleri birlikte değerlendirerek karar verir.

Bu Yazıyı Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir