Boşanma süreci sadece duygusal bir kopuş değil aynı zamanda yılların emeğiyle oluşturulan ekonomik birikimin tasfiye edildiği zorlu bir hukuki süreçtir. Özellikle ticaretle uğraşan ailelerde en büyük tartışma konusu şüphesiz şirket varlıklarıdır. Eşlerden birinin ticaretle uğraşması ve lüks araçlardan gayrimenkullere kadar pek çok varlığı şahsi üzerine değil de vergi avantajları veya ticari itibar gerekçesiyle şirket tüzel kişiliği üzerine kaydettirmesi, boşanma aşamasında büyük bir hukuki kaosa neden olmaktadır. Pek çok mağdur eş, “Tapu şirketin üstüne, benim hakkım yok” yanılgısına düşerek milyonlarca liralık haklarından vazgeçme noktasına gelmektedir. Oysa Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay içtihatları, boşanmada şirket üzerine alınan mallar konusunda eşlerin emeğini ve hakkını koruyan son derece detaylı düzenlemeler içermektedir.
Bu makalede, şirket hisselerinin nasıl paylaşılacağını, şirkete kayıtlı ev ve arabaların akıbetini, kaçırılan malvarlıklarının nasıl geri kazanılabileceğini ve bu süreçte izlenmesi gereken stratejik hukuki yolları bir avukat gözüyle detaylandıracağız. Amacımız, hak kaybına uğramamanız için size hukuki bir yol haritası sunmaktır.
Türk Hukukunda Şirket Tüzel Kişiliği ve Mal Rejimi İlişkisi
Türk hukuk sisteminde şirketler, onları kuran ortaklardan ayrı ve bağımsız bir “tüzel kişilik” statüsüne sahiptir. Bu durum, şirketin borçlarından dolayı kural olarak ortakların şahsi malvarlığı ile sorumlu olmaması prensibine dayanır. Ancak bu kural, aile hukuku ve mal paylaşımı davalarında bazen kötü niyetli bir kalkan olarak kullanılabilmektedir. Eşler, boşanma ihtimali doğduğunda şahsi birikimlerini şirket hesaplarına aktararak veya yeni alınacak malları şirket adına tescil ettirerek mal paylaşımından kaçırmaya çalışmaktadırlar.
Hukuki açıdan bakıldığında, bir şirketin malvarlığı (makineleri, kasasındaki parası, gayrimenkulleri) doğrudan ikiye bölünerek eşlere paylaştırılamaz. Çünkü o malların sahibi eşiniz değil, şirkettir. Ancak burada devreye “Değer Artış Payı” ve “Katılma Alacağı” kavramları girmektedir. Siz şirketin fabrikasını veya arabasını doğrudan alamazsınız; ancak boşanmada şirket üzerine alınan mallar sayesinde şirketin değeri arttığı için, eşinizin o şirketteki hissesinin değeri de artmış olur. Siz de bu artan “Hisse Değeri” üzerinden hakkınız olan nakdi bedeli talep edersiniz. Yani şirket malı satılmaz ama o malın yarattığı zenginliğin yarısı size nakit olarak ödenmek zorundadır.
Bu hesaplamanın yapılabilmesi için şirketin 1 Ocak 2002 tarihinden sonra kurulmuş olması veya 2002 öncesi kurulmuşsa bile bu tarihten sonra kar elde etmiş olması gerekir. Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi gereği, evlilik birliği içerisinde emek karşılığı elde edilen her türlü ticari kazanç “Edinilmiş Mal” kabul edilir ve boşanma halinde yarı yarıya paylaşılır.
Şirket Adına Kayıtlı Gayrimenkul ve Araçların Paylaşıma Etkisi
Boşanma davalarında en sık karşılaşılan senaryo, ailenin fiilen kullandığı lüks cipin, yazlığın veya oturulan evin kağıt üzerinde “Şirket Aktifi” olarak görünmesidir. Davalı eş genellikle “O araba benim değil şirketin, şirket de borçlu” savunması yapar. Bu savunma hukuken geçerli gibi görünse de Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları bu tür muvazaalı (danışıklı) durumların önüne geçmektedir.
Mahkemeler bu tür durumlarda bilirkişi heyetleri aracılığıyla şirketin “Aktif ve Pasif” durumunu detaylıca inceler. Şirket üzerine kayıtlı olan gayrimenkuller ve araçlar, şirketin piyasa değerini (Sürüm Değerini) doğrudan yükselten unsurlardır. Boşanmada şirket üzerine alınan mallar şirketin bilançosunda bir varlık kalemi olarak durduğu sürece, şirketin değeri artar. Şirketin değeri arttığında ise eşinizin sahip olduğu %50 veya %100 hissenin parasal karşılığı yükselir. Dolayısıyla dolaylı yoldan da olsa, o evin veya arabanın değerinin yarısını “Katılma Alacağı” olarak alırsınız.
Burada kritik nokta değerleme tarihidir. Davalar uzun sürdüğü için, davanın açıldığı tarihteki değer ile karar tarihindeki değer arasında uçurumlar olabilir. Uzman bir avukat ile çalışmak, bu varlıkların “Karar Tarihine En Yakın Piyasa Değeri” üzerinden hesaplanmasını sağlayarak enflasyon karşısında erimenizi engeller. Ayrıca bu malların aile konutu olarak kullanıldığı ispatlanırsa, tapu kaydı şirkette olsa bile bazı istisnai durumlarda şerh konulması veya kullanım hakkı talep edilmesi gündeme gelebilir.
Şirket Karlarının ve Dağıtılmayan Temettülerin Hukuki Durumu
Şirketler sadece üzerlerine kayıtlı tapularla değil, aynı zamanda ürettikleri nakit parayla da değerlenirler. Birçok şirket sahibi eş, boşanma davası sürecinde şirketin karını düşürmek için sahte giderler gösterebilmekte veya kar dağıtımı yapmayarak parayı şirket kasasında (Yedek Akçelerde) tutmaktadır. Hukuken şirketin elde ettiği kar, ortağın şahsi malvarlığına (cebine) girmese bile, şirketin bünyesinde kaldığı sürece hisse değerini artırır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin istikrarlı kararlarına göre, şirketin dağıtılmayan karları (olağanüstü yedek akçeler) ve bu karlarla yapılan yeni yatırımlar “Edinilmiş Mal” statüsündedir. Eşiniz “Ben para çekmedim, hepsi şirkette duruyor” dese bile, boşanmada şirket üzerine alınan mallar kapsamında değerlendirilen bu birikmiş karların tasfiyeye dahil edilmesi zorunludur.
Özellikle sermaye artırımlarına dikkat edilmelidir. Şirket, geçmiş yıllar karlarını sermayeye ekleyerek sermaye artırımı yapmışsa, bu artıştan doğan yeni hisseler de sizin hakkınız olan malvarlığı grubuna girer. Bu teknik analizler, mali müşavir ve şirket değerleme uzmanı bilirkişilerce yapılır. Ancak bilirkişiye doğru soruları sormak ve raporu doğru denetlemek avukatın uzmanlığına bağlıdır.
Mal Kaçırma Kastıyla Yapılan Hisse Devirleri ve İptal Davaları
Boşanma davası açılmadan hemen önce veya dava sırasında, eşlerin şirket hisselerini alelacele kardeşlerine, arkadaşlarına veya çalışanlarına devrettiği durumlarla sıklıkla karşılaşmaktayız. Bu işlemlerin tek amacı, diğer eşin hakkını almasını engellemektir. Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesi bu kötü niyetli girişimleri “Eklenecek Değer” başlığı altında düzenleyerek mağdur eşi koruma altına almıştır.
Kanuna göre, boşanma davası açılmadan önceki bir yıl içinde yapılan karşılıksız kazandırmalar veya süre sınırı olmaksızın diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan tüm devirler geçersiz sayılır. Yani eşiniz hisselerini başkasına devretmiş olsa bile, mahkeme sanki bu hisseler hala eşinizin elindeymiş gibi hesaplama yapar. Eğer boşanmada şirket üzerine alınan mallar bu şekilde kaçırılmışsa, mahkeme bu malların gerçek değerini hesaplayarak eşinizi bu bedeli size ödemeye mahkum eder.
Eğer eşinizin malvarlığı bu bedeli ödemeye yetmezse, malı devralan üçüncü kişiye (örneğin kardeşine) karşı da dava açma hakkınız doğar. Bu süreçte “Tasarrufun İptali” benzeri bir dava açılarak kaçırılan malların değeri tahsil edilebilir. Önemli olan, devrin muvazaalı (danışıklı) olduğunu banka kayıtları, tanık beyanları ve hayatın olağan akışına aykırılık ilkeleriyle ispatlayabilmektir.
Limited ve Anonim Şirketlerde Değerleme Yöntemleri
Şirket türü, mal paylaşımı hesaplamasında kullanılacak yöntemi belirleyen en önemli faktördür. Limited şirketlerde hisse devirleri noter kanalıyla yapıldığı ve Ticaret Sicili’nde ilan edildiği için takip edilmesi daha kolaydır. Anonim şirketlerde ise hisse senetlerinin hamiline yazılı olması veya pay defterinin gizlenmesi durumunda ispat süreci daha karmaşık hale gelebilir.
Mahkemeler, şirketin değerini belirlerken sadece “Defter Değeri”ne (Bilançodaki rakamlara) bakmazlar. Çünkü defter değeri, vergi usul kanunu gereği amortismanlar düşüldüğü için şirketin gerçek piyasa değerinin çok altında olabilir. Hukuki mücadelede esas alınması gereken değer “Sürüm Değeri” yani gerçek piyasa değeridir. Bu değer hesaplanırken; şirketin marka değeri, müşteri portföyü, gelecekteki kar beklentisi ve boşanmada şirket üzerine alınan mallar gibi tüm aktifler tek tek piyasa fiyatlarıyla yeniden değerlenir.
Örneğin, şirketin bilançosunda 100.000 TL olarak görünen bir arsa, bugün piyasada 10.000.000 TL olabilir. Bilirkişi incelemesinde bu arsanın güncel ekspertiz değeri baz alınır ve şirketin değeri buna göre güncellenir. Bu nedenle, davanın başında mahkemeden şirketin tüm defterlerinin, banka kayıtlarının ve tapu kayıtlarının celp edilmesini talep etmek hayati önem taşır.
Şirket Borçları ve Pasiflerin Hesaplamaya Etkisi
Mal paylaşımı davalarında davalı tarafın en güçlü savunma mekanizması şirketin borçlarıdır. “Şirketin malı var ama borcu daha çok” savunmasıyla, şirketin değerinin eksi (negatif) olduğu iddia edilebilir. Gerçekten de bir şirketin net değeri, aktiflerinden pasiflerinin (borçlarının) çıkarılmasıyla bulunur. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, borçların gerçekliği ve kaynağıdır.
Eşler bazen şirketi borçlu göstermek için yakın çevrelerinden senetler düzenleyebilir veya şirketi suni borçlar altına sokabilirler. Bu noktada boşanmada şirket üzerine alınan mallar kadar, şirketin üzerine alınan borçların da ne zaman ve ne amaçla alındığı sorgulanmalıdır. Eğer borçlanma boşanma tarihine çok yakın bir zamanda, ticari bir gereklilik olmadan yapılmışsa, mahkeme bu borçları hesaplamada dikkate almayabilir.
Ayrıca şirketin kredi borçlarının şahsi harcamalar için kullanılıp kullanılmadığı da denetlenmelidir. Şirket kredisi çekilip eşin sevgilisine araba alındıysa veya lüks tatillere gidildiyse, bu borç şirketin ticari borcu olarak kabul edilemez ve şirketin değerini düşürmesine izin verilmez. Bu tür detaylı finansal analizler, davanın kaderini değiştiren unsurlardır.
İhtiyati Tedbir ve Şirket Mallarının Korunması
Boşanma davası açıldığında en büyük risk, dava süresince malların elden çıkarılmasıdır. Davacı eşler genellikle mahkemeden “Şirketin tüm mallarına ve banka hesaplarına tedbir konulmasını” talep ederler. Ancak Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay uygulamaları gereği, tüzel kişiliğin ticari faaliyetini durma noktasına getirecek, şirketi kilitleyecek türden tedbir kararları verilmesi çok zordur.
Mahkemeler genellikle şirketin kendisine değil, davalı eşin “Şirketteki Hisseleri” üzerine tedbir koyarlar. Bu tedbir, eşinizin hisselerini başkasına satmasını engeller ancak şirketin günlük faaliyetlerini (alım-satım yapmasını, çek ödemesini) engellemez. Bu durum bazen boşanmada şirket üzerine alınan mallar satıldığında mağduriyete yol açabilir. Çünkü hisse satılamasa da şirket içindeki araba satılabilir.
Bu riski bertaraf etmek için, şirketin üzerine kayıtlı spesifik büyük varlıklar (fabrika binası, çok değerli araziler) için özel tedbir taleplerinde bulunulması ve bu varlıkların mal kaçırma amacıyla satılma ihtimalinin somut delillerle mahkemeye sunulması gerekir. Güçlü bir dilekçe ve delil sunumu ile istisnai de olsa şirket mallarına tedbir konulması sağlanabilir.
Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması Teorisi
Hukukumuzda çok özel ve istisnai durumlarda uygulanan “Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması” teorisi, şirket yapısının tamamen kötü niyetli olarak eşten mal kaçırmak için kullanıldığı durumlarda gündeme gelir. Eğer eşiniz, şahsi cüzdanı ile şirket kasasını ayırt etmeden kullanıyorsa, evinin market alışverişini bile şirket kartıyla yapıyorsa, şirketi tek başına yönetiyor ve dilediği gibi yönlendiriyorsa, artık ortada bağımsız bir şirketten söz edilemez.
Bu durumda Aile Mahkemesi hakimi, şirket tüzel kişiliğini bir kenara bırakarak, doğrudan şirketin içindeki malları eşin şahsi malıymış gibi değerlendirebilir. Özellikle tek ortaklı Limited Şirketlerde veya aile şirketlerinde bu teorinin uygulanması, boşanmada şirket üzerine alınan mallar üzerindeki haklarınızı tam olarak alabilmeniz için en etkili yollardan biridir. Ancak bu teorinin uygulanabilmesi için Yargıtay’ın aradığı katı şartların oluştuğunun ispatlanması gerekir.
Yargılama Usulü ve Zamanaşımı Süreleri
Şirket varlıklarından kaynaklanan katılma alacağı davaları, boşanma davası ile birlikte açılabileceği gibi boşanma davası bittikten sonra ayrı bir dava olarak da açılabilir. Genellikle usul ekonomisi açısından boşanma davası kesinleşene kadar mal paylaşımı davası “Bekletici Mesele” yapılır. Yani mahkeme önce boşanıp boşanmayacağınıza karar verir, boşanma kesinleştikten sonra mal paylaşımı dosyasını ele alır.
Bu davalarda zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıldır. Ancak boşanmada şirket üzerine alınan mallar ile ilgili delillerin kaybolmaması, şirket kayıtlarının geçmişe dönük değiştirilmemesi ve mal kaçırmanın önlenmesi için davanın mümkün olan en erken aşamada, tercihen boşanma davası ile eş zamanlı olarak açılması stratejik açıdan çok daha doğrudur. Geç açılan davalarda şirketlerin içi boşaltılmış, ticari defterler “kaybolmuş” olabilir.
Avukat Desteğinin Önemi ve Stratejik Yönetim
Şirket hisseleri ve ticari varlıkların konu olduğu boşanma davaları, klasik boşanma davalarından çok daha karmaşık, teknik ve finansal bilgi gerektiren süreçlerdir. Sadece hukuk bilgisi yetmez; bilanço okumayı, ticaret kanunu inceliklerini ve şirket değerleme yöntemlerini bilmeyi gerektirir. Karşı tarafın muhtemelen mali müşavirleri ve avukat ordusuyla şirketin değerini düşük göstermeye çalışacağı bu süreçte, sizin de aynı güçte bir hukuki temsile ihtiyacınız vardır.
Sürecin başında yapılacak bir hata, yanlış talep edilen bir tedbir veya eksik incelenen bir bilirkişi raporu, milyonlarca liralık hak kaybına neden olabilir. Özellikle boşanmada şirket üzerine alınan mallar konusunda uzmanlaşmış bir hukuk bürosu ile çalışmak, sadece davanızı kazanmanızı değil, geleceğinizi de garanti altına almanızı sağlar.
Sonuç
Özetle, evlilik birliği içerisinde kurulan veya değeri artan şirketler üzerinde eşlerin yadsınamaz bir hakkı vardır. “Şirket benim değil” savunması, modern aile hukuku sisteminde ve Yargıtay nezdinde geçerli bir savunma değildir. Şirket adına kayıtlı evler, arabalar, bankadaki paralar ve dağıtılmamış karlar, sizin emeğinizin bir parçasıdır ve adil bir şekilde paylaşılmalıdır.
Bu karmaşık süreçte, şirketler hukuku ile aile hukukunun kesiştiği noktaları iyi bilen, finansal okuryazarlığı yüksek ve tecrübeli bir hukuki destek almak hayati önem taşır. Özellikle İstanbul gibi ticaretin kalbinin attığı, şirket yapılarının komplike olduğu bir şehirde yaşıyorsanız, sürecinizi yönetecek profesyonelin yetkinliği davanın sonucunu doğrudan belirler. Haklarınızı korumak, şirket labirentlerinde kaybolan emeğinizi geri almak ve yeni hayatınıza güçlü bir maddi güvenceyle başlamak için Avukat İstanbul bölgesinde uzmanlaşmış kadromuzla iletişime geçebilirsiniz. Unutmayın, adalet kendiliğinden gelmez; doğru strateji ve yetkin bir Avukat İstanbul ve çevresindeki hukuki mücadelenizle kazanılır.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Şirket üzerine kayıtlı arabayı boşanmada üzerime alabilir miyim? Hukuken mülkiyet şirkete ait olduğu için arabanın tapusu veya ruhsatı doğrudan size verilemez. Ancak arabanın değeri hesaplanarak, eşinizin hissesine düşen payın yarısını “nakit para” olarak alırsınız. Yani arabayı değil, parasını alırsınız.
Eşim boşanma davası açmadan önce şirket hisselerini başkasına devretti, ne yapmalıyım? Bu durum mal kaçırma olarak değerlendirilir. Boşanma davasından önceki 1 yıl içinde yapılan devirler veya kasten hakkınızı azaltmak için yapılan tüm işlemler geçersiz sayılır. Mahkeme hisseler hala eşinizdeymiş gibi değer tespiti yapar ve hakkınızı size ödetir.
Şirket 2002 yılından önce kurulduysa hakkım yok mu?
Şirketin kuruluş sermayesi (kök değeri) eşinizin kişisel malıdır, paylaşılamaz. Ancak şirketin 2002 yılından sonra elde ettiği karlar, büyümeler ve bu karlarla alınan mallar “edinilmiş mal”dır. Şirketin 2002’den sonraki değer artışından pay alabilirsiniz.
Mahkeme şirketin banka hesaplarına bloke koyar mı?
Şirketin ticari hayatını bitireceği için mahkemeler genellikle şirket hesaplarına doğrudan bloke koymaz. Bunun yerine eşinizin “şirket hisseleri” üzerine tedbir konulur. Böylece şirket çalışmaya devam eder ama eşiniz hisselerini satamaz.
Şirketin borcu varsa mal paylaşımı nasıl yapılır?
Şirketin değeri hesaplanırken aktiflerden borçlar düşülür. Ancak bilirkişiler bu borçların gerçek ticari borç mu yoksa mal kaçırmak için yaratılmış sahte (muvazaalı) borçlar mı olduğunu inceler. Sahte borçlar hesaplamada dikkate alınmaz.
Boşanma davası ne kadar sürer ve ne zaman paramı alırım?
Çekişmeli boşanma davaları ve ardından gelen mal paylaşımı davaları, şirket incelemeleri nedeniyle ortalama 2-4 yıl sürebilir. Hakkınız olan parayı, mal paylaşımı davası karara bağlandığında ve karar kesinleştiğinde tahsil edebilirsiniz.





