Boşanma Davası Devam Ederken Eşlerin Bir Araya Gelmesi

Boşanma Davası Devam Ederken Eşlerin Bir Araya Gelmesi

Boşanma Sürecinde Eşlerin İletişimi ve Riskler

Türk Medeni Kanunu kapsamında yürütülen boşanma davaları, sadece dava dilekçesinin verilmesiyle biten bir süreç değil, kararın kesinleşmesine kadar devam eden dinamik bir hukuki süreçtir. Bu süreçte tarafların en sık hataya düştüğü ve hak kaybına uğradığı nokta, boşanma davası devam ederken eşlerin bir araya gelmesi durumudur. Dava açıldıktan sonra eşlerin görüşmesi, aynı evde kalması veya tatile gitmesi gibi eylemler, hukukumuzda “Af” (Hoşgörü) kapsamında değerlendirilmekte ve davanın reddedilmesine neden olabilmektedir.

Bu makale, boşanma kararı almış ancak süreç içerisinde çeşitli nedenlerle eşiyle iletişim kurmak zorunda kalan veya barışma girişiminde bulunan bireyler için hazırlanmıştır. Özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerdeki barınma sorunları veya çocuklarla ilgili zorunluluklar, boşanma davası devam ederken eşlerin bir araya gelmesi sonucunu doğursa da, bu durumun hukuki faturasının ne olacağı Yargıtay’ın emsal kararları ışığında incelenmelidir.

Boşanma Davasında “Kusur” ve “Af” İlişkisi

Boşanma davalarında temel prensip, davanın açıldığı tarihteki kusur durumuna göre karar verilmesidir. Ancak bu kuralın en önemli istisnası “af” kurumudur. Eğer davacı taraf, dava açtıktan sonra davalı eşin kusurlarını affederse veya hoşgörü ile karşılarsa, dava hakkı ortadan kalkar. İşte bu noktada, hangi davranışların af sayılacağı sorusu gündeme gelir. Hukuk sistemimizde boşanma davası devam ederken eşlerin bir araya gelmesi, genellikle “örtülü af” olarak yorumlanma riski taşır ve ispat hukuku açısından davacıyı zor durumda bırakabilir.

Türk Hukukunda Boşanma Davası Devam Ederken Eşlerin Bir Araya Gelmesi ve Af Sayılan Haller

Af, eşin kusurlu davranışlarını bilerek evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koymasıdır. Bu irade bazen “Seni affettim” diyerek açıkça (sarih), bazen de eylemlerle örtülü (zımni) olarak gösterilir.

Hangi Davranışlar Af Sayılır?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerin yerleşik içtihatlarına göre, boşanma davası devam ederken eşlerin bir araya gelmesi şu hallerde af olarak kabul edilir ve davanın reddine sebep olur:

  • Cinsel İlişki: Tartışmasız en güçlü af karinesidir. Tek bir sefer dahi olsa, dava sürecinde yaşanan cinsel birliktelik, geçmişteki tüm şiddet, hakaret veya sadakatsizlik olaylarının affedildiği anlamına gelir.
  • Birlikte Tatile Gitmek: Eşlerin dava sürerken baş başa tatile gitmesi, otel odasında kalması, evlilik birliğini sürdürme iradesinin en net göstergesidir.
  • Uzun Süreli ve İradi Olarak Aynı Evde Yaşamak: Zorunluluk hali olmaksızın, ekonomik durumu elverişli olduğu halde aynı yatağı ve sofrayı paylaşmak af sayılır.

Boşanma Davası Devam Ederken Eşlerin Bir Araya Gelmesi: Aynı Evde Yaşama Sorunsalı

İstanbul gibi metropollerde yaşayan müvekkillerimizin en büyük çekincesi, ekonomik şartlar nedeniyle evlerini ayıramamaktır. Yüksek kira bedelleri ve gayrimenkul piyasası, boşanma aşamasındaki çiftleri aynı çatı altında yaşamaya mecbur bırakabilmektedir.

Zorunluluk Hali ve Yargıtay’ın Bakış Açısı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, boşanma davası devam ederken eşlerin bir araya gelmesi konusunda şekilci davranmamakta, olayın özüne inmektedir. Eğer taraflar aynı evde yaşıyor ancak;

  • Odalarını ayırmışlarsa,
  • Yemeklerini ayrı yiyorlarsa,
  • Ev içinde iletişim kurmuyorlarsa,
  • Ve en önemlisi, gidecek başka yerleri olmadığı için (ekonomik zorunluluk) orada kalıyorlarsa,

Bu durum “af” sayılmaz. Burada kritik olan, “bir araya gelme” eyleminin iradi bir barışma mı, yoksa mecburi bir ev arkadaşlığı mı olduğunun ispatlanmasıdır.

Müşterek Çocuklar Nedeniyle İletişim

Çocukların varlığı, boşanma sürecindeki ebeveynleri zorunlu olarak bir araya getirebilir. Çocuğun okul gösterisi, mezuniyet töreni, hastalığı veya doğum günü kutlaması gibi nedenlerle boşanma davası devam ederken eşlerin bir araya gelmesi, Yargıtay tarafından genellikle “ebeveynlik görevi” olarak değerlendirilir ve af sayılmaz.

Ancak sınırların iyi çizilmesi gerekir. Çocuğun doğum günü partisinden sonra eşlerin baş başa yemeğe gitmesi veya geceyi birlikte geçirmesi, ebeveynlik sınırını aşar ve eşlik ilişkisine girer; bu da davanın reddine yol açabilir.

Boşanma Davası Devam Ederken Eşlerin Bir Araya Gelmesi ve Sosyal Paylaşımlar

Günümüzde sosyal medya kullanımı ve sosyal çevre baskısı, boşanma davalarında delil yapısını değiştirmiştir. “Elalem ne der” düşüncesiyle düğünlere, cenazelere veya davetlere kol kola katılmak, mahkeme nezdinde aleyhinize delil oluşturabilir.

Düğün ve Tatil Farkı

Bir yakının cenazesine katılmak insani bir görevdir ve af sayılmaz. Ancak bir arkadaş düğününe gidip samimi pozlar vermek, dans etmek veya tatile gitmek keyfi eylemlerdir. Yargıtay kararlarında, keyfi nedenlerle boşanma davası devam ederken eşlerin bir araya gelmesi, evlilik birliğinin sarsılmadığı ve tarafların barıştığı şeklinde yorumlanmaktadır.

Barışma Girişimi ile Barışmanın Farkı

Hukukumuzda “Barışma Girişimi” ile “Barışma (Af)” birbirinden kesin çizgilerle ayrılmıştır. Bir eşin evliliği kurtarmak adına adım atması, “belki düzeliriz” diye konuşmak istemesi af değildir. Yargıtay, “Barışma girişimi kabulle sonuçlanmazsa af yoktur” ilkesini benimser.

Ancak, bu görüşmelerin içeriği çok önemlidir. Eğer görüşme sırasında cinsel ilişki yaşanırsa veya “seni her şeye rağmen seviyorum, affettim” mesajları atılırsa, bu artık bir girişim değil, sonuçlanmış bir aftır. Dolayısıyla boşanma davası devam ederken eşlerin bir araya gelmesi durumunda, niyetin sadece “sorunları konuşmak” olduğu net bir şekilde, gerekirse tanıklarla veya mesaj kayıtlarıyla ortaya konulmalıdır.

Cinsel Birliktelik ve Sadakat Yükümlülüğü

Dava sürecinde sadakat yükümlülüğü devam eder. Eşlerin birbirlerine karşı sadakatsiz davranması (zina) yeni bir boşanma sebebi iken, birbirleriyle cinsel ilişki yaşamaları ise mevcut boşanma davasını düşüren bir sebeptir.

Özellikle boşanma davası devam ederken eşlerin bir araya gelmesi ve bu birlikteliğin cinsel ilişkiyle sonuçlanması, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin istikrar kazanmış kararlarına göre “Kayıtsız Şartsız Af” niteliğindedir. Bu durumda, davacı eşin daha önceki darp, hakaret veya aldatma olaylarına dayanarak boşanma talep etme hakkı ortadan kalkar. Çünkü kanun koyucu, eşiyle en mahrem paylaşımı sürdüren kişinin, onunla yaşamayı çekilmez bulduğu iddiasını samimi bulmaz.

İspat Yükü ve Deliller

Davalının (kusurlu olduğu iddia edilen eşin), davacının kendisini affettiğini ispatlaması gerekir. Eğer davalı, “Biz davadan sonra barıştık, tatile gittik, otelde kaldık” savunmasını yaparsa, bunu otel kayıtları, uçak biletleri, fotoğraflar veya tanık beyanları ile kanıtlamalıdır. Davacı taraf ise, boşanma davası devam ederken eşlerin bir araya gelmesi durumunun zorunluluktan kaynaklandığını (örneğin çocuğun ani rahatsızlığı veya evden çıkacak maddi gücün olmaması) ispatlamakla yükümlüdür.

Sonuç ve Değerlendirme

Boşanma süreci, stratejik adımların atılması gereken hukuki bir satranç oyunudur. Duygusal kararlarla veya anlık boşluklarla yapılan eylemler, haklıyken haksız duruma düşmenize neden olabilir.

Özetlemek gerekirse;

  1. İrade Önemlidir: Eyleminiz “evliliği sürdürme iradesini” mi yansıtıyor, yoksa “zorunluluğu” mu?
  2. Kırmızı Çizgiler: Cinsel ilişki ve tatil, tartışmasız af sebebidir.
  3. Profesyonel Destek: İstanbul gibi karmaşık dinamikleri olan bir şehirde, davanızın selameti için her adımınızı avukatınıza danışarak atmanız elzemdir.

Unutulmamalıdır ki, boşanma davası devam ederken eşlerin bir araya gelmesi, hukuken davanızı “tehlikeye atan” en riskli davranıştır. Eğer boşanma konusunda kararlıysanız, fiziksel ve duygusal mesafeyi korumanız, zorunlu haller dışında iletişimi minimumda tutmanız gerekmektedir.

Sık Sorulan Sorular

Boşanma davası açtıktan sonra eşimle yemeğe çıkarsam davam düşer mi? 

Eğer bu yemek, evliliği kurtarmak için bir “müzakere” niteliğindeyse ve sonuçta barışma sağlanamazsa davanız düşmez. Ancak romantik bir akşam yemeği, kutlama veya keyfi bir sosyalleşme ise “af” sayılabilir ve davanız reddedilebilir.

Çocuğumun doğum günü için eşim eve geldi, sorun olur mu?

Hayır, müşterek çocuğun özel günlerinde bir araya gelmek ebeveynlik görevidir. Ancak kutlama sonrası eşiniz evde kalmaya devam ederse veya ebeveynlik sınırını aşan samimiyetler yaşanırsa risk oluşur.

Param olmadığı için eşimle aynı evde kalıyorum, hakim bizi boşamaz mı?

Ekonomik zorunluluk nedeniyle aynı evde kalmak boşanmaya engel değildir. Ancak odalarınızı ayırdığınızı, evlilik hayatı yaşamadığınızı ve evden ayrılamadığınızı (maddi imkansızlık vb.) ispatlamanız gerekir.

Eşimle bir kez cinsel ilişkiye girdik ama sonra yine kavga ettik, davam devam eder mi?

Hayır, Yargıtay bir kez bile olsa cinsel ilişkiyi “af” kabul eder. O ilişkiye kadar olan olaylara dayanarak boşanma kararı alamazsınız. İlişkiden sonraki kavga “yeni bir olay” ise, bunun için yeni bir dava açmanız gerekir.

Sonuç

Boşanma davaları, detayların hayati önem taşıdığı süreçlerdir. Özellikle İstanbul aile mahkemelerinde, iş yükü yoğunluğu nedeniyle dosyanızdaki delillerin ve durumunuzun net bir şekilde ortaya konulması gerekir. “Zorunlu bir arada olma” ile “barışma” arasındaki ince çizgiyi mahkemeye doğru anlatamazsanız, yıllar süren çabanız boşa gidebilir.

Bu nedenle, sürecin başından sonuna kadar Avukat İstanbul arayışınızda, aile hukuku alanında deneyimli, Yargıtay’ın güncel içtihatlarına hakim ve stratejik danışmanlık verebilecek bir hukukçu ile çalışmanız, hak kaybı yaşamamanız adına en doğru karar olacaktır. Unutmayın, Avukat İstanbul ve çevresindeki karmaşık hukuki süreçlerde sizin en güçlü savunucunuzdur.

Bu Yazıyı Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir