
Türkiye hukuk sisteminde aile birliğinin sona ermesiyle gündeme gelen en karmaşık ve ihtilaflı konulardan biri eşlerin evlilik süresince edindikleri malvarlıklarının nasıl paylaşılacağı meselesidir. Özellikle Türk toplumunun geleneksel yapısı gereği ebeveynlerin evlatlarının yuva kurmalarına destek olmak amacıyla yaptıkları maddi yardımlar veya taşınmaz devirleri boşanma aşamasında büyük hukuki tartışmaları beraberinde getirmektedir. Babadan satın alınan ev boşanma davalarında tapu kayıtlarındaki görünür durum ile işlemin gerçekteki hukuki niteliği arasındaki farklar mal rejiminin tasfiyesi sürecini doğrudan etkilemektedir. Bu kapsamlı makale eşlerden birinin babasından veya yakın aile bireylerinden devraldığı gayrimenkullerin boşanma davasındaki akıbetini, edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımlarını, Yargıtay kararlarındaki güncel yaklaşımları ve ispat yükünün dağılımını derinlemesine incelemektedir. İstanbul ve çevresinde yaşayan, hukuki haklarını güvence altına almak isteyen potansiyel müvekkiller için hazırlanan bu çalışma sürecin tüm teknik detaylarını, olası riskleri ve hukuki çözüm yollarını aydınlatmayı amaçlamaktadır.
Türk Medeni Kanunu Kapsamında Mal Rejimlerinin Yapısı ve İşleyişi
Türk Medeni Kanunu hükümleri aile hukukunda köklü değişiklikler getirmiş ve eşler arasındaki ekonomik ilişkileri 2002 yılından itibaren yeni bir zemine oturtmuştur. Bu tarihten önce geçerli olan Mal Ayrılığı rejiminin yerini yasal mal rejimi olarak kabul edilen Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi almıştır. Bu değişiklik evlilik birliği içerisinde emek verilerek elde edilen değerlerin boşanma durumunda adil bir şekilde paylaşılmasını hedeflemiştir. Ancak bu paylaşımın sınırlarını ve kapsamını belirleyen temel prensipler özellikle kök aileden gelen varlıkların statüsü konusunda detaylı bir incelemeyi zorunlu kılmaktadır. Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi eşlerin evlilik birliği süresince karşılığını vererek yani emek, maaş veya ticari kazanç gibi gelirlerle elde ettikleri malvarlıklarının ortak sayılmasını öngörür. Bu sistemde mülkiyet hakkı ile tasfiye payı alacağı birbirinden kesin çizgilerle ayrılmıştır. Bir eş tapuda kendi adına kayıtlı olan bir taşınmazın tek başına maliki olmaya devam eder ancak diğer eş boşanma ve mal rejiminin sona ermesi durumunda bu malın net değeri üzerinden parasal bir alacak hakkına sahip olur. Bu hakka katılma alacağı adı verilir. Katılma alacağı ayni bir hak olmayıp şahsi bir alacak hakkıdır yani diğer eş evin tapusuna ortak olmaz ve evin değerinin yarısını para olarak talep etme hakkı kazanır. Sistemin özü evlilik süresince gösterilen dayanışmanın ve harcanan emeğin ekonomik bir karşılığı olarak birikimlerin paylaşılmasıdır. Ancak kanun koyucu mal rejiminin başlangıcında var olan veya sonradan ivazsız yani karşılıksız olarak elde edilen malları bu havuzun dışında tutmuştur.
Mal paylaşımı davalarının temelini oluşturan en kritik ayrım bir varlığın edinilmiş mal mı yoksa kişisel mal mı olduğunun tespitidir. Türk Medeni Kanunu edinilmiş malları tanımlarken kişisel malları ayrı bir kategoride saymaktadır. Edinilmiş mal çalışma karşılığı elde edilen edinimler, sosyal güvenlik kurumlarından yapılan ödemeler, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerleri kapsar. Buna karşılık kişisel mal eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olan mallar, miras yoluyla geçen mallar ve herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen malvarlığı değerleridir. Bu ayrım babadan satın alınan ev boşanma konusu için hayati bir öneme sahiptir. Eğer bir ev evlilik birliği içinde alınmış olsa bile eşlerden birinin babasından miras yoluyla intikal etmişse veya babası tarafından bedelsiz olarak bağışlanmışsa bu ev tartışmasız bir şekilde kişisel mal sayılır. Kişisel mallar mal rejiminin tasfiyesi sırasında hesaplamaya dahil edilmez ve diğer eş bu mallar üzerinde herhangi bir hak iddia edemez. Ancak tapu kayıtlarında işlemin satış olarak gösterilmesi durumunda malın statüsü karmaşıklaşır ve ispat hukuku kuralları devreye girer.
Babadan Satın Alınan Ev Boşanma Davalarında Mülkiyet ve İspat Sorunları
Türk aile yapısında ebeveynler çocuklarına ekonomik güvence sağlamak amacıyla sıklıkla gayrimenkul devri yapmaktadırlar. Bu devirler bazen doğrudan bağışlama bazen satış bazen de ölünceye kadar bakma akdi gibi farklı hukuki işlemlerle gerçekleştirilir. Ancak boşanma aşamasında tapuda yapılan işlemin türünden ziyade işlemin arkasındaki gerçek irade ve ekonomik gerçeklik önem kazanır. Mahkemeler şekli gerçekten ziyade maddi gerçeği araştırma yoluna giderler. Bir eşin babasından devraldığı evin edinilmiş mal sayılabilmesi ve dolayısıyla boşanmada paylaşıma konu olabilmesi için bu devrin gerçek bir satış işlemi olduğunun ispatlanması gerekir. Yani evin mülkiyetinin geçişi karşılığında evlilik birliği içerisinde edinilmiş varlıklardan babaya gerçek bir bedel ödenmiş olmalıdır. Burada kritik nokta ivaz yani karşılıktır. Eğer eş babasına evin piyasa değerine uygun veya taraflar arasında kararlaştırılan makul bir bedeli ödediğini kanıtlayabilirse bu ev artık bir bağış değil bir yatırımdır. Bu yatırımın kaynağı evlilik birliği içindeki kazançlar olduğu için ev edinilmiş mal statüsüne girer. Örneğin bir koca babasının evini satın almak için bankadan konut kredisi çekmiş ve bu krediyi maaşıyla ödemişse tapuda işlemin baba ile oğul arasında yapılmış olması malın edinilmiş mal olma niteliğini değiştirmez.
Uygulamada en sık karşılaşılan durum babanın çocuğuna evi bedelsiz olarak vermek istemesine rağmen tapu dairesinde işlemin satış olarak gösterilmesidir. Bunun temel nedeni bağış harçlarının satış harçlarına göre daha yüksek olmasıdır. Vatandaşlar daha az vergi ve harç ödemek amacıyla bağış iradelerini satış kisvesi altında gizlerler. Hukuk dilinde buna muvazaa denir. Boşanma davasında diğer eş tapuda satış yazıyor demek ki bu ev parayla alındı ve edinilmiş maldır iddiasında bulunabilir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri bu konuda yerleşik içtihatlar geliştirmiştir. Yargıtay kararlarına göre ana ve babanın çocuklarına yaptıkları mal devirlerinde asıl olan bağışlama iradesidir. Hayatın olağan akışında ebeveynler çocuklarından para alarak mal satmazlar aksine onlara destek olmak için mal verirler. Bu nedenle tapuda satış gösterilse bile aksi ispatlanmadığı sürece bu işlem bir gizli bağış olarak kabul edilir. Babadan satın alınan ev boşanma sürecinde kişisel mal olarak değerlendirildiği takdirde diğer eşin bu mal üzerinden pay alması mümkün olmaz.
Babadan Gelen Taşınmazlarda Gizli Bağış Karinesi ve Yargıtay Yaklaşımı
Gizli bağış kavramı görünürdeki işlemin arkasına saklanmış gerçek bağışlama iradesini ifade eder. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi kararlarında vurgulandığı üzere eşlerden birinin anne veya babasından gelen mallar söz konusu olduğunda satış gösterilse dahi malın bağış olarak değerlendirilmesi gerektiği temel bir prensiptir. Bu yaklaşım mal rejiminin tasfiyesinde adaleti sağlamayı amaçlar. Zira evlilik birliği içinde eşlerin ortak emeğiyle kazanılan paraların dışarı gitmesi durumunda diğer eşin hakkı yenmiş olur ancak babanın kendi malını çocuğuna vermesi durumunda diğer eşin bu malın edinilmesinde bir emeği veya katkısı bulunmamaktadır. Dolayısıyla katkısı olmayan bir maldan pay alması da hakkaniyete aykırı olacaktır. Mahkemeler bu değerlendirmeyi yaparken devir tarihindeki tarafların ekonomik durumlarını paranın el değiştirip değiştirmediğini ve işlemin niteliğini detaylıca inceler. Eğer baba oğluna evi devrederken oğlunun bu evi alacak maddi gücü yoksa bu durum işlemin bağış olduğunun en güçlü karinesidir.
İspat yükü konusunda ise Yargıtay’ın babadan gelen mal bağıştır karinesi ispat yükünü malın edinilmiş mal olduğunu iddia eden tarafa yani genellikle maldan pay isteyen davacı eşe yükler. Tapu sahibi eşin babam bana bağışladı savunmasını ayrıca ispat etmesine gerek yoktur çünkü hayatın olağan akışı zaten bunu desteklemektedir. Davacı eş tapudaki işlemin gerçek bir satış olduğunu babaya gerçek bir ödeme yapıldığını ve bu ödemenin evlilik birliği içinde kazanılan paralarla gerçekleştirildiğini kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlamak zorundadır. Bu ispat külfeti oldukça ağırdır ve soyut beyanlarla yerine getirilemez. İspat sürecinde en belirleyici delil para hareketlerini gösteren banka kayıtlarıdır. Eğer babadan satın alınan ev boşanma davasına konu olmuşsa evin bedelinin babanın banka hesabına gönderildiğine dair dekontlar havale makbuzları veya EFT kayıtları işlemin gerçek bir satış olduğunu kanıtlayan en güçlü belgelerdir. Ancak bu belgelerin de belirli nitelikleri taşıması gerekir. Örneğin ödemenin tapu devir tarihiyle uyumlu olması açıklama kısmında ev bedeli veya gayrimenkul satış bedeli gibi ibarelerin yer alması ispat gücünü artırır. Babanın karşılıksız verdiği para ile alınan ev ‘bağış’ sayıldığı için kişisel maldır. Ancak, eğer tapuda babanızdan satış yoluyla bir mülk devraldıysanız durum tamamen farklılaşır. Bu işlemin mal paylaşımına etkisini öğrenmek için babadan satın alınan ev boşanma sürecinde nasıl değerlendirilir, ilgili yazımızdan okuyabilirsiniz.”
Düğün Takıları ve Ziynet Eşyalarının Ev Alımında Kullanılması
Türkiye’de ev sahibi olmanın en yaygın yollarından biri düğünde takılan ziynet eşyalarının bozdurularak peşinat yapılmasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerin son içtihatlarına göre ziynet eşyaları kime takıldıysa onun kişisel malı sayılır. Ancak 2024 yılında verilen bazı Yargıtay kararları ziynet eşyalarının aidiyeti konusunda daha detaylı ayrımlara gitmiş ve erkeğe takılanların erkeğe kadına takılanların kadına ait olacağı yönünde yeni kriterler getirmiştir. Geleneksel olarak ziynetler genellikle kadında toplanır ve evin alımında kullanılır. Eğer koca babasından aldığı evin bedelini ödemek için kadının ziynetlerini kullanmışsa burada iki önemli sonuç doğar. Birincisi ziynetlerin bozdurulup babaya verilmesi işlemin bağış değil ivazlı yani karşılıklı bir satış olduğunu gösteren güçlü bir delildir. İkincisi kadın kişisel malı olan ziynetleri vererek kocasının mal edinmesine katkıda bulunmuştur. Bu durumda kadın hem ziynetlerinin güncel değerini Değer Artış Payı olarak hem de eğer ev edinilmiş mal kabul edilirse Artık Değer üzerinden katılma alacağını talep edebilir. Babadan satın alınan ev boşanma durumunda ziynetlerin kullanıldığının ispatlanması davanın seyrini tapu sahibi aleyhine çevirebilecek en kritik hamlelerden biridir. Yargıtay ziynetlerin iade edilmemek üzere verildiğinin koca tarafından ispatlanamaması halinde bu ziynetlerin kadına iade edilmesi veya bedelinin ödenmesi gerektiğine hükmetmektedir.
Değer Artış Payı Davası ve Denkleştirme Talepleri
Eşlerin boşanma aşamasında en çok karıştırdıkları iki kavram Katılma Alacağı ve Değer Artış Payı kavramlarıdır. Babadan alınan ev kişisel mal sayılsa dahi diğer eşin bu eve yaptığı katkılar tamamen karşılıksız kalmaz. Kanun koyucu emeğin ve katkının korunması adına özel hesaplama yöntemleri öngörmüştür. Türk Medeni Kanunu uyarınca eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur. Buna Değer Artış Payı denir. Örnek bir senaryoda koca babasından bir evi hibe yoluyla almıştır ve bu ev kişisel maldır. Evlilik devam ederken kadın çalışmış maaşıyla bu evin mutfağını yenilemiş pencerelerini değiştirmiş veya eve doğal gaz tesisatı döşetmiştir. Bu durumda kadın evin mülkiyetinden pay yani katılma alacağı talep edemez çünkü ev kişisel maldır. Ancak yaptığı masrafın evin dava tarihindeki güncel değerine yansıması oranında parasını geri isteyebilir. Böylece enflasyon karşısında paranın değer kaybetmesi önlenmiş olur ve yapılan katkının reel değeri tahsil edilir.
Babadan alınan ev için kısmi ödeme yapılmış veya üzerine kredi çekilmişse hesaplama daha karmaşık bir hal alır. Örneğin baba evi piyasa değerinin yarısına oğluna satmış olabilir. Bu durumda evin yarısı bağış yani kişisel mal yarısı satış yani edinilmiş mal sayılır. Veya ev tamamen babadan hediye edilmiş ancak tapu harçları ve tadilatlar için eşler kredi çekmiştir. Kredinin ödemeleri evlilik birliği içinde maaşlarla yapılmışsa kişisel mala edinilmiş mallardan katkı yapılmış demektir. Bu durumda Denkleştirme yapılır. Kişisel malın edinilmesi veya iyileştirilmesi için harcanan edinilmiş mallar tasfiye hesabında dikkate alınır. Evin güncel değerinin ne kadarının kişisel mala yani babanın hibesine ne kadarının edinilmiş mala yani kredi ödemelerine tekabül ettiği oranlanır. Kredi ile ödenen kısım edinilmiş mal kabul edilerek bu kısmın yarısı üzerinde diğer eşin katılma alacağı hakkı doğar. Babadan satın alınan ev boşanma hesaplamalarında bu oranlama işlemi uzman bilirkişilerce finansal tablolar ve ödeme planları dikkate alınarak titizlikle yapılır.
Mal Kaçırma Amacıyla Yapılan Devirler ve Hukuki Müdahale Yolları
Boşanma sürecinin psikolojik gerginliği ile eşler malvarlıklarını paylaşmamak adına kötü niyetli girişimlerde bulunabilmektedir. Eşlerden birinin üzerine kayıtlı taşınmazları boşanma davası öncesinde veya sırasında babasına kardeşine veya üçüncü şahıslara devretmesi mal kaçırma olarak nitelendirilir. Mal rejiminin tasfiyesi davasında eşin malvarlığının azalmasına neden olan kötü niyetli devirler eklenecek değer olarak kabul edilir. Yani mahkeme koca evi babasına satmış olsa bile sanki o ev hala kocanın elindeymiş gibi hesap yapar ve kadının alacağını belirler. Ancak kocanın elinde bu alacağı ödeyecek nakit veya başka mal yoksa kadın mağdur olabilir. Bu durumda İcra ve İflas Kanunu ile Türk Medeni Kanunu hükümleri kıyasen uygulanarak Tasarrufun İptali davası açılabilir. Bu dava ile mal kaçırma amacıyla yapılan devrin iptali ve malın tekrar borçlu eşin malvarlığına dönmesi veya alacaklı eşe haciz yetkisi verilmesi sağlanır. Tasarrufun iptali davası açabilmek için devrin son beş yıl içinde yapılmış olması alacaklı eşin aciz belgesi alması ve devralan kişinin kötü niyeti bilmesi gibi şartlar aranır. Baba ile çocuk arasındaki devirlerde kötü niyet karinesi bulunduğu için bu davaların başarı şansı yüksektir.
Ayrıca eğer babadan alınan veya eşin üzerine kayıtlı olan ev aile konutu olarak kullanılıyorsa koruma daha güçlüdür. Türk Medeni Kanunu gereği aile konutu olan taşınmazın devri diğer eşin rızasına bağlıdır. Eş rızası alınmadan yapılan devir işleminin geçersiz olduğunu ileri sürerek Tapu İptal ve Tescil davası açabilir. Boşanma davası devam ederken veya öncesinde koca aile konutunu babasına devrederse kadın bu devrin yasaya aykırı olduğunu rızasının alınmadığını belirterek tapunun iptalini ve tekrar koca adına tescilini isteyebilir. Ancak Yargıtay boşanma kararı kesinleştikten sonra aile konutu niteliğinin sona erdiğini bu nedenle boşanma sonrası açılan tapu iptal davalarının reddedilebileceğini bunun yerine tazminat veya alacak davası olarak devam edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Babadan satın alınan ev boşanma davası sürecinde zamanlama kritiktir devir öğrenilir öğrenilmez boşanma davası sürerken müdahale edilmelidir.
Boşanma Davalarında Avukatın Rolü ve Stratejik Önemi
Büyük şehirlerde ve özellikle metropollerde mal rejimi davaları oldukça teknik ve detaylı incelemeler gerektirmektedir. Çağlayan, Kartal ve Bakırköy adliyelerindeki Aile Mahkemeleri mal rejimi davalarında uzmanlaşmış olsalar da iş yoğunluğu nedeniyle süreçler yavaş ilerleyebilmektedir. İstanbul mahkemelerinde mal rejimi davalarının en kritik aşaması bilirkişi incelemesidir. Dosya konusunda uzman genellikle bir hukukçu bir mali müşavir ve bir emlak değerleme uzmanından oluşan bir heyete tevdi edilir. Bilirkişiler tapu kayıtlarını banka dekontlarını evin emsal değerini ve iddiaları inceleyerek bir rapor hazırlarlar. Babadan satın alınan ev boşanma konusunda emlak değerinin doğru tespiti çok önemlidir. İstanbul’un semtleri arasındaki büyük fiyat farkları ve kentsel dönüşüm gibi etkenler evin değerini belirlemeyi zorlaştırır.
Uzman bir avukat bilirkişi raporundaki hatalı değerlendirmelere eksik hesaplamalara veya yanlış emsal kullanımlarına karşı etkili itirazlarda bulunarak raporun düzeltilmesini sağlar. İstanbul gibi metropollerde malvarlıkları sadece bir evden ibaret olmayıp şirket hisseleri döviz hesapları araçlar ve farklı gayrimenkuller içerebilir. Babadan alınan ev bu karmaşık yapının sadece bir parçası olabilir. Eşler arasındaki para transferlerinin izini sürmek gizlenen varlıkları ortaya çıkarmak ve babadan gelen malın gerçek niteliğini ispatlamak ileri düzeyde hukuki bilgi ve tecrübe gerektirir. Sadece dava açmakla kalmayıp sürecin başında Mal Rejimi Sözleşmesi yapılması dava sırasında İhtiyati Tedbir alınması ve dava sonunda İlamın İcrası aşamalarında müvekkillerine stratejik rehberlik sunmak ancak profesyonel bir hukuki destekle mümkündür.

Babadan Satın Alınan Ev Boşanma Sık Sorulan Sorular
Genel kural olarak eşinizin babasından aldığı ev tapuda satış olarak gösterilse bile Yargıtay tarafından bağış ve dolayısıyla kişisel mal olarak kabul edilir. Bu durumda evden pay alamazsınız. Ancak bu evin bedelinin evlilik birliği içinde kazanılan paralarla gerçekten ödendiğini banka dekontları, kredi kayıtları veya diğer güçlü delillerle ispatlarsanız evin edinilmiş mal olduğunu kanıtlayabilir ve değerinin yarısını talep edebilirsiniz. Babadan satın alınan ev boşanma davalarında ispat yükü hak talep eden taraftadır.
Ev resmiyette tapu sahibi eşin üzerine kalır. Ancak siz kişisel malınız olan düğün takılarını vererek bu evin alımına katkıda bulunduğunuz için hak sahibi olursunuz. Öncelikle ziynet eşyalarınızın güncel değerini Değer Artış Payı olarak geri alabilirsiniz. Ayrıca evin satış bedelinin ziynetlerle karşılandığı ispatlanırsa işlemin bağış değil gerçek bir satış olduğu ortaya çıkar ve evin edinilmiş mal statüsüne girmesiyle ayrıca katılma alacağı hakkınız da doğabilir.
Bu eylem mal kaçırma kastıyla yapılmış bir tasarruftur. Boşanma ve mal rejimi davası kapsamında mahkemeden bu devrin mal paylaşımını etkisiz kılmak için yapıldığının tespitini isteyebilirsiniz. Mahkeme ev sanki hiç satılmamış gibi eklenecek değer hesabı yaparak hakkınızı belirler. Alacağınızı tahsil edemezseniz Tasarrufun İptali davası açarak tapu devrini iptal ettirebilir veya evin bedelini babadan tazmin edebilirsiniz. Babadan satın alınan ev boşanma konusu bir mal kaçırma eylemine dönüştüğünde ivedilikle ihtiyati tedbir talep edilmelidir.
Babanızın tapuda eşiniz adına tescil ettirdiği hisse hukuken eşinize yapılmış bir bağış olarak kabul edilir ve eşinizin kişisel malı olur. Babanızın ben sadece kızıma veya oğluma almıştım damadımın veya gelinimin adına formalite icabı yaptık iddiasını ispatlaması oldukça zordur. Genellikle tapu iptali sağlanamaz ve eşiniz o hissenin maliki olarak kalır.
Hayır miras yoluyla intikal eden mallar kanunen mutlak kişisel maldır. Eşinizin miras kalan evinizin mülkiyeti veya değeri üzerinde hiçbir hakkı yoktur. Ancak bu evden elde edilen kira gelirleri aksi yönde bir mal rejimi sözleşmesi yoksa edinilmiş mal sayılır ve eşiniz kira gelirlerinin birikiminden pay talep edebilir.
Evet eşinizin kişisel malı olan bir eve kendi kazancınızla veya kişisel malınızla yaptığınız tadilat bakım ve onarım masrafları için Değer Artış Payı davası açabilirsiniz. Harcamanızın evin değerine katkısı oranında evin bugünkü değeri üzerinden hesaplanacak tutarı faiziyle birlikte talep etme hakkınız vardır.
Babadan Satın Alınan Ev Boşanma Sonuç
Babadan satın alınan ev boşanma sürecinde mal paylaşımının kaderini belirleyen temel unsur işlemin görünürdeki adı değil altındaki gerçek hukuki iradedir. Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay içtihatları aile içi devirlerde bağışlama iradesini esas alarak bu tür malları genellikle paylaşım dışı bırakma eğilimindedir. Bu durum tapu sahibi eş için bir koruma sağlarken malın edinilmesine katkıda bulunduğunu iddia eden diğer eş için ciddi bir ispat yükü getirmektedir. Sürecin sağlıklı yürütülmesi delillerin zamanında ve usulüne uygun sunulmasına, değer artış payı ve katılma alacağı hesaplarının doğru yapılmasına ve mal kaçırma girişimlerine karşı hızlı refleks gösterilmesine bağlıdır. Hak kaybına uğramamak, kişisel mal ve edinilmiş mal ayrımını net bir şekilde ortaya koymak için uzman bir hukuki destek kaçınılmazdır. Özellikle Avukat İstanbul arayışında olan taraflar için İstanbul mahkemelerinin yoğunluğu ve bilirkişi süreçlerinin karmaşıklığı göz önüne alındığında tecrübeli bir hukukçu ile çalışmak davanın seyri açısından hayati önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki mal rejiminin tasfiyesi davaları teknik detayların ve matematiksel hesaplamaların en yoğun olduğu, hatanın telafisinin zor olduğu dava türlerindendir. En doğru hukuki strateji ve temsil için Avukat İstanbul bölgesindeki uzman meslektaşlardan destek almanız tavsiye edilir.





