Anlaşmalı Boşanmada Çocuğu Görme Süresi

Anlaşmalı Boşanmada Çocuğu Görme Süresi

Türk hukuk sisteminde evlilik birliğinin sonlandırılması süreci, taraflar arasındaki mali ve şahsi sonuçların yanı sıra, müşterek çocukların geleceğini şekillendiren hassas bir yapıya sahiptir. Özellikle anlaşmalı boşanma davalarında, eşler mal paylaşımı veya tazminat gibi konularda kolayca mutabakata varabilirken, konu çocuğun velayeti ve kişisel ilişki takvimine geldiğinde duygusal çatışmalar yaşanabilmektedir. Bu noktada Anlaşmalı Boşanmada Çocuğu Görme Süresi, sadece ebeveynlerin bir hakkı olarak değil, aynı zamanda çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişiminin teminatı olarak ele alınmalıdır. Hukuki ve pedagojik temellere dayanmayan, sadece günü kurtarmak için yazılan protokol maddeleri, ilerleyen yıllarda çözülmesi zor hukuki ihtilaflara ve velayet davalarına dönüşebilmektedir. Bu kapsamlı rehberde, anlaşmalı boşanma protokollerinde kişisel ilişki süresinin nasıl belirlenmesi gerektiğini, Yargıtay’ın yaş gruplarına göre değişen içtihatlarını, 2022-2025 döneminde değişen çocuk teslimi usullerini ve sürecin psikolojik boyutlarını potansiyel müvekkiller için detaylandıracağız.

Hukuki Temeller ve Çocuğun Üstün Yararı İlkesi

Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen anlaşmalı boşanma, tarafların boşanmanın tüm sonuçları üzerinde özgür iradeleriyle uzlaştıkları bir yöntemdir. Ancak kanun koyucu, tarafların anlaşmasını mutlak ve değiştirilemez bir emir olarak kabul etmez. Hakim, tarafların sunduğu protokolü incelerken özellikle Anlaşmalı Boşanmada Çocuğu Görme Süresi maddelerini, çocuğun “üstün yararı” ilkesi çerçevesinde denetler. Çocuğun üstün yararı, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve ulusal mevzuatımız uyarınca, çocuğun bedensel, zihinsel ve duygusal gelişiminin her türlü kişisel menfaatin üzerinde tutulması demektir. Eğer taraflar protokolde çocuğun babasıyla veya velayet sahibi olmayan annesiyle görüşmesini kısıtlayıcı, hayatın olağan akışına aykırı veya çocuğun eğitimini aksatacak bir düzenleme yapmışlarsa, hakim bu maddeyi onaylamaz ve gerekli değişiklikleri yapar. Bu nedenle, profesyonel bir hukuki destekle hazırlanan protokoller, mahkeme sürecinin hızlı ve sorunsuz ilerlemesini sağlar.

Kişisel ilişki kurma hakkı, çift yönlü bir karakter taşır. Bu hak sadece velayeti almayan ebeveynin çocuğu görme ve sevme hakkı değil, aynı zamanda çocuğun da ebeveyniyle bağını sürdürme, köklerini tanıma ve ondan manevi destek alma hakkıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarına göre, velayet ve kişisel ilişki düzenlemeleri kamu düzenine ilişkindir. Yani taraflar kendi aralarında anlaşarak “baba çocuğu hiç görmeyecek” gibi bir karar alamazlar; zira bu durum çocuğun kişilik haklarına saldırı niteliği taşır. Mahkemeler, Anlaşmalı Boşanmada Çocuğu Görme Süresi belirlenirken ebeveynlerin taleplerinden ziyade çocuğun yaşını, eğitim durumunu, sağlık koşullarını ve ebeveynlerin yaşam standartlarını bir bütün olarak değerlendirir.

Protokolde Kişisel İlişki Düzenlemelerinin Detayları

Anlaşmalı boşanma protokolü, boşanma sonrasındaki hayatın anayasası niteliğindedir ve bu belgede yer alan ifadelerin yoruma kapalı, net ve icra edilebilir olması hayati önem taşır. Muğlak ifadeler, gelecekte icra dairelerinde veya yeni kurulan çocuk teslim merkezlerinde sorun yaşanmasına neden olur. İdeal bir protokolde kişisel ilişki, rutin zamanlar yani hafta sonları ve özel zamanlar olan tatiller veya bayramlar şeklinde iki ana kategoride detaylandırılmalıdır.

Hafta sonu görüşmeleri genellikle ayın belirli haftalarında velayet sahibi olmayan ebeveyne tahsis edilir. En yaygın ve sürdürülebilir model, ayın belirli iki hafta sonunun (örneğin 1. ve 3. hafta sonları) babaya ayrılmasıdır. Yargıtay, genellikle her hafta sonu görüşmeyi, velayet sahibi annenin çocukla hiç tatil yapamamasına ve sosyal aktivite planlayamamasına neden olduğu gerekçesiyle onaylamamaktadır. Velayet görevi sadece hafta içi okul koşturmacası ve ödev sorumluluğuna indirgenmemeli, velayet sahibi de çocukla kaliteli zaman geçirebilmelidir. Alternatif hafta sonu modelleri veya “bir hafta annede bir hafta babada” şeklindeki düzenlemeler ise çocuğun yerleşik düzen algısını bozabileceği için pedagoglar tarafından önerilmemektedir. Hafta içi görüşmeleri ise özellikle aynı şehirde yaşayan ve çocuğun okuluna yakın ikamet eden ebeveynler için bağın kopmaması adına önemlidir. Örneğin Çarşamba günleri okul çıkışından akşam yatma saatine kadar olan süre, ara görüşme olarak belirlenebilir.

Yatılı kalma meselesi, Anlaşmalı Boşanmada Çocuğu Görme Süresi konusunun en kritik noktalarından biridir. Protokolde yatılı ifadesinin açıkça geçmesi gerekir. “Cumartesi sabah 10.00’dan Pazar akşam 17.00’ye kadar” ifadesi, çocuğun geceyi babasında geçireceğini hukuken ima eder ve yeterlidir. Ancak “Cumartesi ve Pazar günleri 10.00-17.00 arası” ifadesi, babanın çocuğu Cumartesi akşamı bırakıp Pazar sabahı tekrar alması gerektiği anlamına gelir ki bu durum hem çocuk hem ebeveynler için yıpratıcı bir trafik yaratır. Çocuğun yaşı uygunsa, kişisel ilişkinin yatılı olması esastır. Amaç, çocuğun babasıyla sadece oyun oynayan bir ilişki değil, aynı zamanda hayatı paylaşan, uyuyan, uyanan ve kahvaltı eden bir ilişki kurmasıdır.

Bayramlar ve tatiller konusunda da protokolün net olması şarttır. Dini bayramlar, aile birliğinin en çok hissedildiği zamanlardır. Dönüşümlü sistem en adil yöntem olarak kabul edilir. Örneğin, “Dini bayramların ilk yarısı annede, ikinci yarısı babada geçirilecektir” veya “Bir yıl Ramazan Bayramı babada, Kurban Bayramı annede; takip eden yıl tam tersi olacaktır” şeklindeki maddeler sürdürülebilirdir. Resmi tatillerde ise okul törenlerine katılım serbest bırakılmalı ancak özel bir görüşme saati şart koşulmamalıdır. Sömestr ve yaz tatilleri, babanın çocukla uzun süreli vakit geçirmesi, tatile gitmesi ve geniş aile ilişkilerini pekiştirmesi için fırsattır. Sömestr tatilinin bir haftası ve yaz tatilinin bir ayı genellikle babaya tahsis edilir. Ayrıca son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı takvimine giren Kasım ve Nisan ara tatilleri de protokolde unutulmamalı, bu tatillerin de ebeveynler arasında paylaştırılması sağlanmalıdır.

Yaş Gruplarına Göre Pedagojik ve Hukuki Yaklaşımlar

Kişisel ilişki süreleri statik bir yapıya sahip değildir; çocuk büyüdükçe değişen ihtiyaçlarına göre evrilmeli ve güncellenmelidir. Hazırlanan protokolde çocuğun o anki yaşına uygun bir düzenleme yapılmalı, ancak gelecekteki değişiklikler için de esneklik payı bırakılmalıdır. Yargıtay’ın yaş gruplarına göre Anlaşmalı Boşanmada Çocuğu Görme Süresi konusundaki yaklaşımı, pedagogların görüşleri doğrultusunda şekillenmiştir.

0-3 yaş dönemi, Türk Yargı pratiğinde en korumacı yaklaşılan ve anne bakımına mutlak muhtaçlık çağı olarak adlandırılan dönemdir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, emzirme dönemindeki ve henüz öz bakım becerilerini kazanamamış bebeklerin anneden gece boyunca ayrılmasına izin verilmez. Bu yaş grubunda babayla ilişki yatısız ve gündüzlü olarak düzenlenir. Bebeğin uyku düzeni, beslenme alışkanlıkları ve güvenli bağlanma ihtiyacı, birincil bakım verenle geceyi geçirmesini zorunlu kılar. Bu dönemde ayda bir veya iki kez yerine, sık aralıklı ve kısa süreli görüşme esastır. Örneğin, her hafta belirli saatlerde görüşme, bebeğin babayı unutmaması ve bağ kurması için gereklidir.

3-6 yaş dönemi, çocuğun sosyalleşmeye başladığı, tuvalet eğitimini tamamladığı ve kendini ifade edebildiği okul öncesi oyun çağıdır. Genellikle 3 yaşın bitimiyle birlikte babayla yatılı görüşmeler başlar. Ancak bu geçişin travmatik olmaması için kademeli bir sistem önerilir. Önce ayda bir hafta sonu, sonra iki hafta sonu şeklinde artırılan süreler çocuğun adaptasyonunu kolaylaştırır. Bu dönemde çocuk cinsiyet rollerini öğrenmeye başladığı için baba modeline olan ihtiyacı artar. Babanın sadece oyun arkadaşı değil, bakım veren ve kural koyan bir figür olması için yatılılık kritik öneme sahiptir.

Okul çağına gelindiğinde, yani 6-12 yaş döneminde, çocuk artık bireysel bir sosyal çevreye sahiptir. Bu dönemde Anlaşmalı Boşanmada Çocuğu Görme Süresi düzenlenirken çocuğun eğitim takvimi mutlaka gözetilmelidir. Standart rejim, ayın belirli hafta sonları Cuma akşamı okul çıkışından Pazar akşamına kadar devam eder. Protokolde, babanın görüşme günlerinde çocuğun ödevlerini yaptırması ve kurslarına götürmesi gibi yükümlülükler dolaylı olarak kabul edilmiş sayılır. Yaz tatili süreleri bu yaş grubunda uzatılabilir, böylece babayla geçirilen kaliteli zaman artırılır.

Ergenlik dönemi olan 12-18 yaş aralığında ise çocuğun iradesi ön plana çıkar. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Yargıtay uygulamaları gereği, idrak çağındaki çocuğun kendisiyle ilgili kararlarda görüşünün alınması zorunludur. Eğer ergenlik çağındaki bir çocuk, hafta sonu babasına gitmek yerine arkadaşlarıyla vakit geçirmek veya kursa gitmek istiyorsa, mahkeme ve ebeveynler buna saygı duymalıdır. Zorla kişisel ilişki tesisi, bu yaşta ters teper ve ebeveyne yabancılaşmayı derinleştirir. Bu nedenle ergenlik dönemi protokollerinde esnek ifadelerin kullanılması, ebeveyn-çocuk çatışmalarını önler.

Yeni Çocuk Teslim Sistemi ve İcra Uygulamasının Sonu

Türkiye’de uzun yıllar kanayan bir yara olan icra yoluyla çocuk teslimi uygulaması, yapılan yasal düzenlemelerle 2022 itibarıyla tarihe karışmıştır. Eski sistemde, çocuğu göremeyen baba icra dairesine başvurur, harç yatırır ve polis eşliğinde çocuğun evine giderek zorla teslim alırdı. Bu durum çocukta derin travmalar yaratmakta ve boşanma sürecini daha da zorlaştırmaktaydı. Yeni sistemde Anlaşmalı Boşanmada Çocuğu Görme Süresi kararlarının infazı, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri tarafından yürütülmektedir.

Yeni sistemin en önemli özelliği işlemlerin ücretsiz olmasıdır. Başvurulardan harç ve masraf alınmamakta, tüm giderler devlet bütçesinden karşılanmaktadır. Teslim süreci artık polis memurları değil; psikolog, pedagog veya sosyal hizmet uzmanları tarafından yönetilmektedir. Teslim işlemleri kapı önlerinde veya karakollarda değil, çocuklar için özel olarak tasarlanmış, içerisinde oyuncakların ve kitapların bulunduğu güvenli Çocuk Görüşme Merkezlerinde gerçekleştirilmektedir. Protokolde yazan saatte çocuk teslim edilmezse, hak sahibi ebeveyn müdürlüğe başvurur ve uzmanlar öncelikle iletişim yoluyla sorunu çözmeye çalışır. Ebeveynle yapılan görüşmelerde ikna yolu denenir, ancak karara uyulmaması durumunda hukuki yaptırımların devreye gireceği hatırlatılır.

Kişisel İlişkinin Engellenmesi ve Hukuki Yaptırımlar

Anlaşmalı boşanma protokolüne rağmen velayet sahibi ebeveynin kişisel ilişkiyi engellemesi, ağır hukuki sonuçları olan bir eylemdir. Bu durum, çocuğun diğer ebeveyniyle bağını koparmaya yönelik bir girişim olarak kabul edilir ve velayet hakkının kötüye kullanılması anlamına gelir. Çocuğun bir ebeveyn tarafından diğerine karşı sistematik olarak kışkırtılması ve sebepsiz yere nefret ettirilmesi, Ebeveyn Yabancılaşma Sendromu olarak adlandırılır ve Yargıtay tarafından çocuğa yönelik duygusal istismar olarak nitelendirilir.

Yeni düzenlemelerle birlikte, çocuk teslim emrine uymayan ebeveyn hakkında şikayet üzerine disiplin hapsi kararı verilebilmektedir. Eylem sadece emre itaatsizlikse kısa süreli, engelleme devam ederse daha uzun süreli disiplin hapsi uygulanabilir. Ayrıca, kişisel ilişkinin ısrarla engellenmesi, velayetin değiştirilmesi davasının en güçlü gerekçelerinden biridir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun emsal kararlarına göre, haklı bir sebep olmaksızın Anlaşmalı Boşanmada Çocuğu Görme Süresi ihlal edilerek çocuk babadan veya anneden kaçırılıyorsa, mahkeme çocuğun menfaatini korumak adına velayeti alıp diğer tarafa verebilir. Bu, mahkemelerin uygulamaktan çekinmediği caydırıcı bir tedbirdir.

Değişen Şartlar ve Protokol Dışı Durumlar

Hayat dinamik bir süreçtir ve boşanma anındaki şartlar zamanla değişebilir. Çocuğun büyümesi, ebeveynlerden birinin başka bir şehre veya ülkeye taşınması, yeniden evlenme gibi durumlar, mevcut protokolün uygulanmasını imkansız hale getirebilir. Bu gibi durumlarda Kişisel İlişkinin Yeniden Düzenlenmesi Davası açılarak protokolün güncellenmesi talep edilebilir. Örneğin, bebeklik döneminde yapılan yatısız görüşme düzeni, çocuk okul çağına geldiğinde babanın talebiyle yatılı hale getirilebilir.

Şehir değişikliği durumunda, hafta sonu görüşmeleri fiilen imkansızlaşacağı için mahkeme görüşme sıklığını azaltıp süreyi uzatma yoluna gidebilir. Örneğin, her ay iki hafta sonu yerine sömestr tatilinin tamamının babaya verilmesi gibi çözümler üretilir. Ayrıca protokolde üçüncü kişilerin yani büyükanne ve büyükbabaların torunlarını görme hakkı da unutulmamalıdır. Türk Medeni Kanunu, olağanüstü hallerde üçüncü kişilerin de çocukla kişisel ilişki kurabileceğini düzenler. Anlaşmalı boşanmada bu hususun belirtilmesi, geniş aile bağlarının korunmasına yardımcı olur.

Protokol hazırlanırken dikkat edilmesi gereken bir diğer kritik nokta, yurt dışı seyahatleridir. Velayet sahibi ebeveynin çocuğu yurt dışına tatile götürebilmesi veya diğer ebeveynin tatil döneminde çocuğu yurt dışına çıkarabilmesi için muvafakatname gereklidir. Protokole “Taraflar, çocuğun turistik amaçlı yurt dışı seyahatlerine muvafakat vereceklerini şimdiden kabul ederler” şeklinde bir madde eklenmesi, pasaport ve vize aşamalarında yaşanacak krizleri ve noter masraflarını önler. Aksi takdirde her seyahat öncesinde izin almak için mahkemeye başvurmak gerekebilir.

Sonuç

Anlaşmalı boşanma süreci, evlilik birliğini medeni bir şekilde sonlandırmanın en hızlı yolu olsa da, çocukların hukuki statüsü ve duygusal dünyası üzerinde bıraktığı etkiler ömür boyu sürmektedir. Hazırlanan protokol, çocuğun bebeklikten ergenliğe kadar uzanan büyüme yolculuğuna eşlik edecek canlı ve uygulanabilir bir metin olmalıdır. Hatalı kurgulanmış, çocuğun yaş özelliklerini gözetmeyen veya muğlak ifadelerle dolu bir Anlaşmalı Boşanmada Çocuğu Görme Süresi maddesi, boşanmış eşler arasında yıllar sürecek yeni çatışmaların fitilini ateşleyebilir. Yargıtay’ın ve modern hukukun ışığında, kişisel ilişki sadece bir ebeveyn hakkı değil, çocuğun ruhsal bütünlüğünün teminatıdır. Ebeveynlerin bu süreçte kişisel hırslarını bir kenara bırakıp çocuğun üstün yararına odaklanmaları hem hukuki hem de vicdani bir zorunluluktur.

Bu karmaşık hukuki süreçte hak kaybına uğramadan, çocuğunuzun geleceğini teminat altına alan, sürdürülebilir ve gerçekçi bir protokol hazırlamak profesyonel bir desteği zorunlu kılar. Özellikle metropollerdeki yaşam koşulları ve ulaşım zorlukları göz önüne alındığında, sürecin deneyimli bir Avukat İstanbul desteğiyle yürütülmesi büyük önem taşır. Alanında uzman bir Avukat İstanbul ile çalışmak, olası krizleri henüz protokol aşamasındayken öngörüp önlemenizi ve çocuğunuzun her iki ebeveyniyle de sağlıklı bağlar kurmasını sağlayacaktır.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

1. Boşandığım eşim çocuğu görmeye gelmiyor, onu zorlayabilir miyim? 

Hukukumuzda kişisel ilişki kurma hakkı aynı zamanda bir yükümlülük olsa da, Yargıtay ebeveyni çocuğu görmeye zorlamanın çocuğun yararına olmadığı görüşündedir. Babanın veya annenin çocuğu görmemesi manevi bir kusurdur ve çocuğun kişilik haklarını zedeler. Bu durumda çocuk adına manevi tazminat davası açılabilir, ancak zorla görüşme tesis edilemez.

2. Protokolde “Babanın isteğine bağlı olarak her zaman görebilir” yazsak olur mu?

Bu tür açık uçlu maddeler, taraflar iyi anlaştığı sürece sorun yaratmaz ancak hukuki koruma sağlamaz. En ufak bir tartışmada velayet sahibi görüşmeyi engelleyebilir ve elinizde belirli gün ve saati içeren bir hüküm olmadığı için hak iddia edemezsiniz. Bu nedenle mutlaka asgari bir takvim belirlenmeli, “ayrıca tarafların mutabakatıyla diğer zamanlarda da görüşülebilir” cümlesi eklenmelidir.

3. Çocuğum 10 yaşında ve babasına gitmek istemiyor, ne yapmalıyım? 

Çocuğun isteksizliğinin sebebi araştırılmalıdır. Eğer babadan kaynaklı bir şiddet, ihmal veya kötü muamele varsa derhal mahkemeye başvurarak kişisel ilişkinin kaldırılması veya refakatçi eşliğinde yapılması istenmelidir. Ancak sebep sadece oyununu bölmek istememesi ise, ebeveyn olarak teşvik edici olmanız ve mahkeme kararına uymanız gerekir; aksi takdirde velayet hakkını kötüye kullanmış duruma düşebilirsiniz.

4. Baba nafaka ödemiyor, çocuğu göstermeme hakkım var mı? 

Hayır, nafaka ve kişisel ilişki birbirinden tamamen bağımsız iki hukuki kurumdur. Babanın nafaka borcunu ödememesi, onun çocukla görüşme hakkını ve çocuğun babasını görme hakkını ortadan kaldırmaz. Nafaka için icra takibi yapabilirsiniz, ancak bunu gerekçe göstererek çocuğu göstermezseniz disiplin hapsi ve velayet kaybı riskiyle karşılaşırsınız.

5. Yeniden evlenirsem eski eşimin çocuğu görme hakkı değişir mi? 

Velayet sahibi annenin yeniden evlenmesi, tek başına velayetin değiştirilmesi veya kişisel ilişkinin kısıtlanması sebebi değildir. Ancak üvey babanın çocuğa kötü muamelesi varsa veya evlilik nedeniyle çocuğun yaşam koşulları ciddi oranda bozulduysa baba velayet davası açabilir. Normal şartlarda kişisel ilişki aynen devam eder.

Bu Yazıyı Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir