Mobese Kaydı Nasıl İstenir?

Mobese Kaydı Nasıl İstenir?

Günümüzün karmaşık şehir hayatında, özellikle İstanbul gibi metropollerde karşılaşılan hukuki ihtilafların çözümünde en güçlü ispat aracı şüphesiz ki kamera kayıtlarıdır. Trafik kazalarından hırsızlık olaylarına, sokak ortasında yaşanan darp vakalarından ticari anlaşmazlıklara kadar pek çok olayda gerçeği ortaya çıkaran yegane delil elektronik görüntüler olmaktadır. Hukuk sistemimizde “maddi gerçeğe ulaşma” ilkesi gereği, olayın oluş şeklini saniye saniye kaydeden bu görüntüler, tanık beyanlarından çok daha güvenilir ve kesin delil niteliği taşır. Ancak bir suçun mağduru olan veya haksız bir suçlamayla karşı karşıya kalan vatandaşların zihnindeki en büyük soru işareti Mobese Kaydı Nasıl İstenir? olmaktadır. Bu süreç sanılanın aksine basit bir dilekçe ile karakola başvurmaktan ibaret değildir. Kamera kayıtlarının talep edilmesi, toplanması ve delil olarak dosyaya eklenmesi, Ceza Muhakemesi Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu üçgeninde şekillenen son derece teknik ve hassas bir hukuki prosedürü gerektirir. Vatandaşların bireysel çabalarıyla sonuç almaları genellikle mümkün olmadığından, sürecin profesyonel bir hukuki destekle yürütülmesi hak kayıplarının önüne geçmektedir.

Ceza Soruşturmalarında Savcılık Kanalıyla Görüntü Talebi

Bir suç işlendiğinde devletin cezalandırma mekanizması devreye girer ve bu mekanizmanın ilk basamağı soruşturma evresidir. Yaralamalı trafik kazaları, gasp, tehdit, kapkaç veya kasten yaralama gibi adli vaka niteliğindeki olaylarda kamera kayıtlarına ulaşmanın tek yolu Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etmektir. Mağdurların ellerinde bir USB bellek ile en yakın polis merkezine gidip görüntüleri istemeleri hukuken ve fiilen mümkün değildir. Zira bu kayıtlar kişisel veri niteliğinde olduğundan ve kamu güvenliğini ilgilendirdiğinden, sadece adli makamların talimatıyla temin edilebilir. Bu aşamada mağdurların aklına gelen Mobese Kaydı Nasıl İstenir? sorusunun cevabı, nitelikli bir suç duyurusu dilekçesinden geçer. Hazırlanacak dilekçede olayın gerçekleştiği yerin açık adresi, olayın saati ve çevredeki muhtemel kamera noktaları (KGYS, belediye, iş yeri) tek tek belirtilmelidir.

Savcılık makamı, sunulan dilekçedeki talebi yerinde görürse kolluk kuvvetlerine bir müzekkere yazarak görüntülerin toplanmasını emreder. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en kritik husus, savcılığın iş yükü nedeniyle taleplerin bazen genel ifadelerle yazılması ve detayların gözden kaçırılmasıdır. Oysa etkili bir soruşturma için savcılığa sunulan dilekçede, “olay yerini gören tüm kameralar” gibi soyut ifadeler yerine, “X Bankası şubesinin dış cephe kamerası” veya “kavşaktaki KGYS direği” gibi somut işaretlemeler yapılmalıdır. Soruşturma aşamasında bu delillerin toplanmaması, ileride verilecek takipsizlik (Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar) kararlarının da temelini oluşturur. Bu nedenle Mobese Kaydı Nasıl İstenir? sorusunu soran bir vatandaşın, aslında “Etkili bir soruşturma nasıl yürütülür?” sorusuna odaklanması ve sürecin başından itibaren bir avukatla hareket etmesi gerekir. Avukatlar, savcılık kalemleriyle sürekli iletişim halinde kalarak müzekkerelerin zamanında yazılmasını ve görüntülerin silinmeden dosyaya girmesini sağlarlar.

Hukuk Mahkemelerinde Delil Tespiti ve HMK 400 Uygulaması

Özellikle maddi hasarlı trafik kazalarında veya tazminat hukukunu ilgilendiren konularda süreç ceza soruşturmasından farklı işler. Eğer olayda bir yaralanma veya ölüm yoksa, polis olay yerine gelmeyebilir ve savcılık soruşturma açmayabilir. Bu durumda taraflar, kusur oranlarının belirlenmesi ve zararlarının tazmini için hukuk mahkemelerine başvurmak zorundadır. Ancak bir tazminat davasının açılması, duruşma gününün verilmesi ve mahkemenin delil toplama aşamasına gelmesi aylar sürebilir. Oysa kamera kayıtları, sistemlerin kapasitesine bağlı olarak çok kısa sürelerde silinmektedir. İşte bu noktada hukukumuzda “Delil Tespiti” adı verilen hayati bir mekanizma devreye girer. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 400. maddesi, bir delilin kaybolma ihtimali varsa, dava açılması beklenmeksizin mahkeme eliyle güvence altına alınmasına imkan tanır. Dolayısıyla tazminat davası açacak olan kişilerin Mobese Kaydı Nasıl İstenir? konusundaki araştırmalarında karşılaşacakları en etkili yol Sulh Hukuk Mahkemesine başvurmaktır.

Delil tespiti talebi, esas davadan bağımsız olarak “Değişik İş” dosyası üzerinden yürütülür ve genellikle duruşma yapılmaksızın 1-3 gün içinde karara bağlanır. Mahkeme, talebin haklılığına ve aciliyetine kanaat getirirse, derhal kolluk kuvvetlerine yazı yazarak ilgili görüntülerin alınıp mahkeme kasasına (adli emanete) konulmasına karar verir. Bu prosedür işletilmezse, aylar sonra açılacak tazminat davasında mahkeme görüntüleri istediğinde, ilgili kurumlardan “kayıtlar silinmiştir” cevabı gelecektir. Bu durum, haklı olduğu halde ispat edemeyen mağdurlar yaratır. Özellikle sigorta şirketleriyle yaşanan kusur oranı uyuşmazlıklarında (Tramer itirazları), elinde görüntü olan sürücü her zaman avantajlıdır. Sürücülerin kaza sonrası yaşadığı şokla Mobese Kaydı Nasıl İstenir? detaylarını düşünememesi normaldir; bu yüzden profesyonel bir vekilin süreci yönetmesi, delillerin kararmadan toplanması açısından elzemdir.

Kamera Kayıtlarının Saklanma Süreleri ve Silinme Tehlikesi

Kamera kayıtları konusunda en büyük düşman bürokrasi değil zamandır. Dijital veri depolama maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle, hiçbir kurum veya özel işletme görüntüleri sonsuza kadar saklamaz. Sistemler “döngüsel kayıt” prensibiyle çalışır; yani hard disk dolduğunda sistem otomatik olarak en eski kaydı siler ve üzerine yeni görüntüyü yazar. Bu teknik zorunluluk, hukuki süreçlerdeki zamanaşımından çok daha acımasız bir “veri aşımı” süresi yaratır. Vatandaşların Mobese Kaydı Nasıl İstenir? sorusuna cevap ararken bilmeleri gereken en önemli teknik detay, her kurumun farklı saklama politikası olduğudur. Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki KGYS (Mobese) kayıtları genellikle 30 gün saklanmakla birlikte, hareketliliğin çok yoğun olduğu bölgelerde bu süre 15 güne kadar düşebilmektedir.

Özel sektör ve şahıs kameralarında durum daha da vahimdir. Apartman ve site yönetimleri genellikle maliyeti düşürmek için düşük kapasiteli diskler kullanır ve bu da kayıtların 7 ile 15 gün arasında silinmesine neden olur. Bir marketin veya iş yerinin kamerası ise ortalama 15-30 gün kayıt tutar. Bankalar ve ATM kameraları, güvenlik standartları gereği 2 aya kadar kayıt saklayabilirken, benzin istasyonlarında da benzer süreler geçerlidir. Eğer bir vatandaş, olaydan 20 gün sonra Mobese Kaydı Nasıl İstenir? diye araştırmaya başlarsa, olayın gerçekleştiği apartmanın kayıtlarını çoktan kaybetmiş olabilir. Üzerine veri yazılan bir hard diskten görüntü kurtarmak, laboratuvar ortamında dahi çok zor ve maliyetli bir işlemdir; çoğu zaman da imkansızdır. Bu nedenle hukuki başvuruların “vakit kaybetmeksizin” yapılması, dilekçelerin “ivedi” kaydıyla işleme konulması ve elden takip edilmesi gerekir.

Trafik İdari Para Cezalarına İtirazda Görüntülerin Rolü

Sürücülerin en sık karşılaştığı sorunlardan biri de gıyaplarında kesilen trafik cezalarıdır. Kırmızı ışık ihlali, hatalı park, emniyet şeridi ihlali veya hız sınırı aşımı gibi nedenlerle plakaya yazılan cezalar, tebligatla eve geldiğinde sürücüler genellikle itiraz etmek isterler. İtiraz makamı olan Sulh Ceza Hakimliği, idarenin işlemini denetlerken somut delillere bakar. Fahri trafik müfettişlerinin veya trafik polislerinin tuttuğu tutanaklar, aksi ispat edilene kadar geçerli olsa da, kamera kayıtları bu tutanakları çürütebilen en güçlü delillerdir. Haksız bir cezayla karşılaşan sürücü, Mobese Kaydı Nasıl İstenir? diye düşünerek, cezanın yazıldığı anı gösteren görüntülerin dosyaya celbini talep edebilir.

İtiraz dilekçesinde, ceza tutanağının saati ve yeri belirtilerek, o noktayı gören EDS veya KGYS kameralarının incelenmesi istenmelidir. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, devlet vatandaşa kestiği cezayı somut delillerle (fotoğraf veya video) ispatlamakla yükümlüdür. Eğer mahkeme Emniyet’ten görüntüleri istediğinde “görüntü yok” cevabı gelirse veya gelen görüntülerde ihlal net olarak görülmüyorsa, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin idare hukukundaki görünümü gereği ceza iptal edilir. Ancak bu süreçte dilekçenin hukuki dili ve talebin netliği çok önemlidir. Sadece “ben yapmadım” demek yerine, “İhlal iddiasının somut delillerle ispatlanmasını ve Mobese Kaydı Nasıl İstenir? prosedürüne uygun olarak ilgili görüntülerin celbini talep ediyorum” şeklinde bir savunma stratejisi geliştirmek, cezanın iptal edilme ihtimalini artırır.

İstanbul Kaza Haritası ve Bölgesel Yetki Kuralları

İstanbul, yirmi milyona yaklaşan nüfusu ve devasa araç trafiğiyle kazaların en yoğun yaşandığı şehirdir. İstatistiklere göre 2024-2025 döneminde D-100 Karayolu üzerindeki Haramidere mevkii, TEM Otoyolu Mahmutbey Gişeler bölgesi, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü katılımları ile Avcılar ve Beylikdüzü hatları kazaların en sık görüldüğü “kara noktalar” olarak öne çıkmaktadır. Bu bölgeler, Emniyet’in KGYS kameralarıyla 7/24 izlenmektedir. Ancak İstanbul’un idari yapısının karmaşıklığı, hukuki başvurularda yetki sorunlarını da beraberinde getirir. Beylikdüzü’nde gerçekleşen bir kaza için Büyükçekmece Adliyesi yetkiliyken, hemen yanı başındaki Avcılar’da gerçekleşen kaza için Küçükçekmece Adliyesi yetkili olmaktadır. Yanlış adliyeye yapılan başvuru, dosyanın yetkisizlik kararıyla dolaşmasına ve bu sırada kayıtların silinmesine neden olur. Bu coğrafi ve hukuki karmaşa içinde Mobese Kaydı Nasıl İstenir? sorusunun cevabı, olayın tam konumuna göre değişmektedir.

Ayrıca İstanbul’da sadece Emniyet değil, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), İETT, Metro İstanbul A.Ş. gibi kurumların da kendi kamera ağları vardır. Bir metrobüs kazasında muhatap Emniyet değil İETT Genel Müdürlüğü iken, metro istasyonundaki bir hırsızlık olayında Metro İstanbul A.Ş. muhatap alınmalıdır. Her kurumun başvuru usulü ve hukuk müşavirliği farklıdır. Örneğin İBB kameraları “İstanbul’u Seyret” projesi kapsamında olsa da, geriye dönük kayıtlar halka açık değildir ve savcılık talebi gerektirir. Vatandaşların bu kurumlar arasındaki yetki ayrımını bilmesi zordur. Yanlış kuruma yazılan dilekçeler zaman kaybı yaratır. Bu nedenle, olayın gerçekleştiği lokasyondaki kamera tipini (KGYS mi, İBB mi, özel mi) doğru analiz etmek ve başvuruyu doğrudan yetkili merciye yönlendirmek, Mobese Kaydı Nasıl İstenir? sürecinin başarısı için hayati önem taşır.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Çerçevesinde Erişim Engelleri

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte artan izleme olanakları, “özel hayatın gizliliği” tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. Türk hukukunda Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), kişilerin görüntülerinin izinsiz kaydedilmesini ve paylaşılmasını yasaklar. Bu kanun maddeleri, vatandaşların kamera kayıtlarına doğrudan erişiminin önündeki en büyük yasal engeldir. Bir site yöneticisine veya mağaza sahibine gidip “görüntüleri izlemek istiyorum” dediğinizde alacağınız “yasak” cevabının hukuki dayanağı budur. Özel hayatın gizliliği ile maddi gerçeğin ortaya çıkarılması arasındaki dengeyi sadece yargı makamları kurabilir. Bu yüzden Mobese Kaydı Nasıl İstenir? sorusunun cevabı, kişisel başvurularda değil, resmi makamların gücünde yatar.

Kamera görüntüleri, sadece suçu işleyen kişiyi değil, o sırada oradan geçen masum vatandaşları da kaydettiği için, bu görüntülerin ham haliyle bir şahsa verilmesi KVKK ihlali sayılabilir. Savcılıklar ve mahkemeler, görüntüleri talep ederken bu dengeyi gözetir ve görüntülerin sadece soruşturma dosyası kapsamında, yetkili kişilerce (bilirkişiler, taraf avukatları) incelenmesini sağlar. Sosyal medyada suçluyu ifşa etmek amacıyla görüntülerin yayılması ise TCK 136. madde uyarınca “Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme” suçunu oluşturur. Dolayısıyla hak ararken suçlu duruma düşmemek için, kayıtların elde edilmesi ve kullanılması süreçlerinin tamamen yasal sınırlar içinde kalması şarttır. Hukuka aykırı elde edilen deliller (örneğin zorla alınan veya izinsiz çekilen görüntüler), mahkemelerde delil olarak kullanılamayacağı gibi, elde eden kişi hakkında da cezai işlem başlatılmasına neden olabilir.

Profesyonel Hukuki Temsilin Sürece Katkısı

Tüm bu anlatılanlar ışığında, kamera kayıtlarına erişim sürecinin basit bir bürokratik işlem olmadığı, aksine teknik bilgi, hukuki yetkinlik ve zaman yönetimi gerektiren profesyonel bir iş olduğu açıktır. Vatandaşlar haklı oldukları davalarda, sadece usul hataları yaptıkları veya süreyi kaçırdıkları için ispat imkanını kaybedebilmektedir. Bir avukatın sürece dahil olması, sadece doğru dilekçeyi yazmak anlamına gelmez; aynı zamanda olayın gerçekleştiği bölgedeki kamera altyapısının analizi, doğru mahkemenin tespiti, müzekkerelerin elden takibi ve gelen bilirkişi raporlarının teknik analizi gibi bir dizi stratejik hamleyi de kapsar. Mobese Kaydı Nasıl İstenir? diye araştırma yapan bir kişi, aslında adaletin tecellisi için en önemli parçayı aramaktadır.

Profesyonel bir hukukçu, dosyanın seyrini değiştirecek olan o “10 saniyelik” görüntüyü bulup çıkarmak için adeta bir dedektif gibi çalışır. Hangi kameranın açısının olayı daha iyi göreceğini, hangi kurumun arşivinin ne kadar sürede silindiğini ve silinen verilerin kurtarılma ihtimalini değerlendirir. Ayrıca, savcılık veya mahkeme kalemleriyle kurulan doğru iletişim, bürokratik çarkların daha hızlı dönmesini sağlar. Unutulmamalıdır ki, hukukta “haklı olmak” yetmez, “haklı olduğunu ispatlamak” gerekir. İspatın en güçlü aracı olan kamera kayıtlarına ulaşmak ise ancak doğru anahtarın kullanılmasıyla mümkündür.

Mobese Kaydı Nasıl İstenir? Sonuç

Adalet arayışında olan bireyler için MOBESE ve güvenlik kamerası kayıtları, karanlıkta kalan gerçekleri aydınlatan en güçlü fenerdir. İster bir trafik kazası olsun, ister adli bir vaka, olayın oluş şeklini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren bu dijital tanıklar, yargılamanın sonucunu doğrudan belirleme gücüne sahiptir. Ancak bu gücü kullanabilmek, hızla akıp giden zamana ve karmaşık hukuki prosedürlere karşı verilen bir yarışı kazanmaya bağlıdır. Kayıtların silinme sürelerinin kısalığı, yetki karmaşası ve KVKK engelleri, bireysel başvuruları çoğu zaman sonuçsuz bırakmaktadır. Bu nedenle Mobese Kaydı Nasıl İstenir? sorusu, aslında hukuki bir stratejinin başlangıç noktasıdır.

Bu zorlu süreçte hak kaybına uğramamak, delillerin karartılmasını önlemek ve maddi gerçeği ortaya çıkarmak adına, alanında uzman bir Avukat İstanbul bölgesindeki karmaşık adli yapıyı ve işleyişi bilerek size en doğru yolu gösterecektir. Unutmayın ki, zamanında atılmayan adımlar ve alınmayan tedbirler, ileride telafisi mümkün olmayan zararlara yol açabilir. Hukuki mücadelenizde güçlü durmak ve somut delillere dayanmak için profesyonel bir Avukat İstanbul ve çevresinde size destek olmaya hazırdır.

Mobese Kaydı Nasıl İstenir? Sık Sorulan Sorular

MOBESE kayıtlarını e-Devlet üzerinden izleyebilir miyim? 

Hayır, MOBESE ve KGYS kayıtları kamu güvenliği ve kişisel verilerin gizliliği nedeniyle halka açık değildir ve e-Devlet üzerinden izlenemez. Bu kayıtlara sadece savcılık veya mahkeme kararıyla erişilebilir.

Kaza yaptığım yerdeki apartman yöneticisi görüntüleri bana vermiyor, ne yapmalıyım? 

Apartman yöneticilerinin görüntüleri üçüncü şahıslarla paylaşmama yükümlülüğü vardır (KVKK). Bu durumda yöneticinin tavrı hukuka uygundur. Yapmanız gereken, vakit kaybetmeden savcılığa veya mahkemeye başvurarak, görüntülerin polis marifetiyle alınmasını talep etmektir.

Görüntüler silinmişse geri getirmek mümkün müdür? 

Güvenlik kamerası sistemleri, disk dolduğunda eski kaydın üzerine yeni kayıt yaparak çalışır. Üzerine veri yazılan (overwrite) bir diskten görüntü kurtarmak teknik olarak neredeyse imkansızdır ve çok yüksek maliyetlidir. Bu yüzden kayıtlar silinmeden talep etmek hayati önem taşır.

Delil Tespiti davası ne kadar sürer? 

Delil tespiti teknik olarak bir dava değil, “Değişik İş” türünde bir çekişmesiz yargı işidir. Genellikle duruşma yapılmadan, dosya üzerinden 1 ile 3 gün içinde karar verilir ve kolluk kuvvetleri hemen görüntüleri almaya gider. En hızlı yöntem budur.

Trafik cezasında fotoğraf var ama video yok, itiraz edebilir miyim?

Evet, fotoğraflar olayın sadece bir anını gösterir ve bazen yanıltıcı olabilir. Video kaydı ise olayın akışını, zorunluluk hallerini veya ihlalin gerçekleşmediğini ispatlayabilir. Sulh Ceza Hakimliğine başvurarak video kayıtlarının incelenmesini talep edebilirsiniz.

Avukat tutmak zorunda mıyım? 

Türk hukukunda avukat tutma zorunluluğu yoktur. Ancak kamera kaydı isteme süreci, katı süreleri ve teknik usulleri olan bir işlemdir. Yapılacak küçük bir hata veya gecikme, kayıtların silinmesine ve davanın kaybedilmesine yol açabilir. Bu riski almamak için profesyonel destek önerilir.

Bu Yazıyı Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

Hakkımızda

Bize Ulaşın

Baştürk Hukuk Bürosu olarak tüm sorularınıza cevap vermekteyiz.