Kasten yaralama, hukuk düzenimiz tarafından korunan en temel değerlerden biri olan vücut bütünlüğüne ve kişi dokunulmazlığına yönelik gerçekleştirilen ağır bir saldırıdır. Bu eylem, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil etmekle birlikte, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu perspektifinden bakıldığında bir haksız fiil niteliği taşımaktadır. Bireyin fiziksel, ruhsal ve sinirsel sağlığına yönelik her türlü kasıtlı müdahale, mağdurun yaşam kalitesini düşürmekte, onu derin bir elem ve ızdırap içine sürüklemektedir. Hukuk sistemi, mağdurun yaşadığı bu travmatik sürecin etkilerini tamamen ortadan kaldıramasa da, manevi tazminat kurumu aracılığıyla kişinin bozulan manevi dengesini yeniden tesis etmeyi amaçlar. Bu süreçte mağdurların en çok merak ettiği hususların başında kasten yaralamada manevi tazminat miktarı ve bunun nasıl hesaplandığı gelmektedir.
Manevi tazminatın hukukumuzdaki işlevi sadece bir telafi aracı olmakla sınırlı değildir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre manevi tazminat, aynı zamanda haksız fiili işleyen kişi üzerinde caydırıcı bir etki yaratmayı hedefleyen, kendine özgü bir tatmin aracıdır. Kasten yaralama suçlarında failin eylemi bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi, yani “kast” unsurunun varlığı, tazminat hukukunda kusur sorumluluğunun en ağır halini oluşturur. Trafik kazası gibi taksirli eylemlere kıyasla, kasten yaralamada mağdurun onuru ve kişilik hakları doğrudan hedef alındığından, hükmedilecek tazminatın mağdurda tam bir tatmin duygusu oluşturması gerekir.1
Kasten Yaralamada Manevi Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?
Kasten yaralama davalarında tazminatın matematiksel bir formülle, kuruşu kuruşuna hesaplanması mümkün değildir. Her olay kendi içinde nevi şahsına münhasır özellikler taşır ve hakim, somut olayın tüm dinamiklerini bir bütün olarak değerlendirerek karar verir. Yargıtay kararları incelendiğinde, kasten yaralamada manevi tazminat miktarı belirlenirken rol oynayan en önemli parametrelerin başında tarafların sosyal ve ekonomik durumları gelmektedir. Mahkeme, dava sürecinde kolluk kuvvetleri aracılığıyla tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırmasını titizlikle yaptırır. Bu araştırmada tarafların aylık gelirleri, üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmaz mal varlıkları tespit edilir. Buradaki temel amaç, belirlenecek tazminatın failin ödeme gücü ile orantılı olmasıdır.2
Bir diğer kritik belirleyici unsur, yaralanmanın niteliği ve ağırlığıdır. Adli Tıp Kurumu veya tam teşekküllü hastanelerden alınan kati hekim raporları, yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceğini, kemik kırığına yol açıp açmadığını veya kalıcı bir hasar bırakıp bırakmadığını ortaya koyar. Hakim, kasten yaralamada manevi tazminat miktarı takdir ederken, mağdurun çektiği fiziksel acıyı ve tedavi sürecinin zorluğunu temel ölçüt olarak alır. Örneğin, hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanan veya yoğun bakımda tedavi gören bir mağdurun alacağı tazminat, basit bir darp olayına göre çok daha yüksek olacaktır.
Olayın oluş şekli ve failin kastının yoğunluğu da tazminat miktarını doğrudan etkiler. Saldırının toplum içinde, herkesin gözü önünde, mağduru küçük düşürecek şekilde gerçekleştirilmesi veya silah gibi tehlikeli aletlerle yapılması, manevi zararın boyutunu artıran etkenlerdir. Ayrıca failin eylemi planlayarak yapması veya canavarca hisle hareket etmesi gibi durumlar, kastın yoğunluğunu gösterir ve tazminatın üst sınırdan belirlenmesini gerektirir.
Yaralanma Derecesine Göre Tahmini Tazminat Aralıkları
Hukuk pratiğinde kesin rakamlar vermek yanıltıcı olabilmekle birlikte, Yargıtay’ın onadığı kararlar ve yerel mahkeme uygulamaları ışığında, yaralanma türlerine göre belirli tazminat aralıklarından söz etmek mümkündür. Aşağıdaki tablo, güncel ekonomik koşullar dikkate alınarak, kasten yaralamada manevi tazminat miktarı hakkında genel bir fikir vermesi amacıyla hazırlanmıştır.
| Yaralanma Türü ve Niteliği | Tahmini Manevi Tazminat Aralığı | Değerlendirme Kriterleri |
| Basit Tıbbi Müdahale (BTM) ile Giderilebilir | 5.000 TL – 40.000 TL | Kalıcı iz yok, kısa süreli acı, ayakta tedavi. Olayın oluş şekli ve hakaret varlığı miktarı artırabilir. |
| Orta Dereceli Yaralanmalar (Kırık/Çıkık) | 50.000 TL – 150.000 TL | Kemik kırığı, uzun tedavi süreci, geçici iş gücü kaybı, hastanede yatış gerekliliği. |
| Ağır Bedensel Hasar ve Uzuv Kaybı | 150.000 TL – 1.000.000 TL+ | Organ kaybı, yürüme yetisi kaybı, kalıcı sakatlık. Genç yaşta olma tazminatı artırır. |
| Çehrede Sabit İz (Kalıcı Estetik Hasar) | 100.000 TL – 500.000 TL+ | Yüzde kalıcı iz kalması, kişinin sosyal yaşamını ve psikolojisini ömür boyu etkiler. |
| Hayati Tehlike ve Yoğun Bakım Süreci | 100.000 TL – 300.000 TL | Ölümden dönme korkusu, travma sonrası stres bozukluğu, uzun süreli rehabilitasyon. |
Ağır Bedensel Zarar Kavramı ve Yakınların Tazminat Hakkı
Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesinin 2. fıkrası, tazminat hukukunda devrim niteliğinde bir düzenleme getirerek, ağır bedensel zarar durumunda mağdurun yakınlarına da manevi tazminat talep etme hakkı tanımıştır. Normal şartlarda, bir haksız fiilden dolayı sadece doğrudan zarar gören kişi tazminat isteyebilirken, yasa koyucu “ağır bedensel zarar” halini bu kuralın istisnası olarak düzenlemiştir. Ağır bedensel zarar kavramı; bir uzvun tamamen yitirilmesi, vücut bütünlüğünün önemli ölçüde bozulması, bitkisel hayata girilmesi veya ömür boyu başkasının bakımına muhtaç hale gelinmesi gibi durumları ifade eder.
Bu tür vahim durumlarda, yaralanan kişinin annesi, babası, eşi, çocukları ve nişanlısı gibi yakınları da olaydan derin bir üzüntü duymakta ve manevi dünyaları sarsılmaktadır. Yargıtay, bu hükmün uygulanabilmesi için yaralanmanın sıradan bir kırık veya geçici bir rahatsızlık olmamasını, mağdurun ve ailesinin hayat akışını köklü biçimde değiştirecek ağırlıkta olmasını şart koşmaktadır. Yakınların talep edeceği tazminat miktarı belirlenirken, olayın aile üzerindeki etkisi ve yakınlık derecesi göz önünde bulundurulur.3
Ceza Yargılamasının Hukuk Davasına Etkisi ve HAGB Sorunsalı
Kasten yaralama eylemi aynı zamanda bir suç olduğundan, fail hakkında Asliye Ceza Mahkemesi veya duruma göre Ağır Ceza Mahkemesinde bir kamu davası açılır. Hukuk mahkemesinde görülen tazminat davası ile ceza davası birbirinden bağımsız süreçler olsa da, aralarında güçlü bir etkileşim bulunmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca, hukuk hakimi ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değildir; yani ceza mahkemesinde delil yetersizliğinden beraat eden bir sanık, hukuk mahkemesinde tazminat ödemeye mahkum edilebilir. Bununla birlikte, ceza mahkemesinin “maddi olgulara” ilişkin tespiti hukuk hakimini bağlar.
Uygulamada sıkça karşılaşılan en önemli husus, “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” (HAGB) kararlarıdır. Ceza mahkemesi, sanığın sabıkasız olması ve zararı giderme eğilimi göstermesi gibi nedenlerle, verdiği hapis cezasını HAGB kararına çevirebilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, HAGB kararı kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü niteliğinde olmadığından hukuk hakimini bağlamaz. Hukuk hakimi, ceza dosyasındaki delilleri, tanık beyanlarını ve raporları serbestçe değerlendirerek, sanık HAGB almış olsa bile onu tazminat ödemeye mahkum edebilir. Bu durum, ceza hukukunun “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi ile özel hukukun “kusur sorumluluğu” ilkesi arasındaki farktan kaynaklanmaktadır.4
Yüzde Sabit İz ve Kasten Yaralamada Manevi Tazminat Miktarı
Kasten yaralama fiillerinin en ağır sonuçlarından biri, mağdurun yüzünde kalıcı bir iz (sabit eser) bırakılmasıdır. Yüz, bireyin toplum içindeki vitrini ve iletişim aracı olduğundan, burada meydana gelen kalıcı değişiklikler kişiyi derin bir psikolojik bunalıma sürükleyebilir. Türk Ceza Kanunu’nda yüzde sabit iz, kasten yaralama suçunun nitelikli hali olarak düzenlenmiş ve cezanın artırılması nedeni sayılmıştır. Yüzde sabit iz kalması, kasten yaralamada manevi tazminat miktarı hesaplamasında hakimin takdirini artıran en güçlü unsurlardan biridir.
Yargıtay uygulamalarında, yüzde sabit izin varlığı halinde hakim, izin belirginliğini, kişinin yaşı, cinsiyeti ve sosyal konumu ile birlikte değerlendirir. Örneğin, görselliğin ön planda olduğu bir mesleği icra eden veya evlenme çağındaki genç bir bireyin yüzünde oluşan kesik izi için hükmedilecek tazminat, ileri yaştaki bir bireye göre daha yüksek olacaktır. Mahkeme, izin niteliğini tespit etmek için mağduru bizzat duruşmada gözlemleyebileceği gibi, çekilen fotoğraflar üzerinden veya Adli Tıp uzmanı bilirkişi marifetiyle de inceleme yaptırabilir.
Dava Zamanaşımı Süreleri ve Uzamış Zamanaşımı Avantajı
Tazminat davalarında hak kaybı yaşanmaması için zamanaşımı sürelerine riayet edilmesi hayati önem taşır. Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesine göre, haksız fiilden doğan tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Ancak kasten yaralama eylemi bir suç teşkil ettiğinden, mağdurlar için çok daha avantajlı olan “uzamış ceza zamanaşımı” süreleri devreye girmektedir.
Kanun koyucu, suç teşkil eden fiillerde mağduru korumak adına, ceza davası zamanaşımı süresinin tazminat davasında da uygulanmasını öngörmüştür. Eğer Türk Ceza Kanunu’nda o suç için öngörülen dava zamanaşımı süresi, Borçlar Kanunu’ndaki 2 veya 10 yıllık sürelerden daha uzun ise, tazminat davasında da bu uzun süreler uygulanır. Kasten yaralama suçunun niteliğine göre bu süreler 8 yıldan başlayıp 20 yıla kadar çıkabilmektedir. Bu düzenleme sayesinde, olayın üzerinden yıllar geçse veya ceza davası uzun sürse bile mağdurun tazminat talep etme hakkı saklı kalır.
Kasten Yaralama ve Trafik Kazası Tazminat Farklılıkları
Hukuk sistemimizde bedensel zararların tazmini konusunda en sık karşılaşılan iki alan trafik kazaları ve kasten yaralama eylemleridir. Her ne kadar sonuçları benzer olsa da, hukuki nitelikleri ve tazminat belirleme kriterleri açısından aralarında temel farklar bulunur. Trafik kazaları “taksirle” yani dikkatsizlik sonucu işlenen fiillerdir. Kasten yaralama ise failin bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiği bir suçtur.
Bu ayrım, tazminat miktarında belirleyici bir rol oynar. Yargıtay, taksirli eylemlerde failin amacının zarar vermek olmadığını gözeterek tazminat miktarını daha ılımlı tutarken, trafik kazalarından farklı olarak kasten yaralamada manevi tazminat miktarı failin kötü niyeti nedeniyle genellikle daha yüksek belirlenir. Örneğin, aynı oranda ayağı kırılan iki mağdurdan, sopayla dövülerek ayağı kırılan kişi, trafik kazasında yaralanan kişiye göre daha yüksek manevi tazminat alabilir. Çünkü ikinci olayda sadece bedensel bütünlük değil, kişinin onuru ve güvenlik duygusu da kasten ihlal edilmiştir.6
Sonuç
Kasten yaralama, bireyin hem fiziksel varlığına hem de ruhsal bütünlüğüne yönelik ağır bir saldırıdır ve hukuk düzenimiz bu saldırının yarattığı tahribatı gidermek için manevi tazminat mekanizmasını devreye sokmuştur. Adalet arayışında en önemli hususlardan biri, mağdurun yaşadığı acıyı tam anlamıyla karşılayacak hakkaniyete uygun bir kasten yaralamada manevi tazminat miktarı elde etmektir. Yargıtay’ın güncel içtihatları, manevi tazminatın sembolik bir rakamdan öte, mağdurun acılarını gerçekten hafifletecek ve faili caydıracak bir tatmin aracı olması gerektiği yönündedir.
Bu hukuki süreçte, ceza davası ile hukuk davası arasındaki etkileşimi doğru yönetmek, zamanaşımı sürelerini kaçırmamak ve zararın boyutunu somut delillerle ispatlamak büyük önem taşır. Hak arama mücadelesinde yapılacak usul hataları, haklıyken haksız duruma düşülmesine yol açabilir. Bu nedenle, sürecin en başından itibaren uzman bir Avukat İstanbul bölgesinde ve çevresinde hukuki süreci titizlikle takip edecek profesyonel bir destek almak, mağduriyetin giderilmesi adına en doğru adım olacaktır. Adalet, sadece suçlunun cezalandırılması değil, mağdurun uğradığı zararların eksiksiz tazmin edilmesiyle tecelli eder. Bu kapsamlı süreç, tecrübeli bir Avukat İstanbul yargı çevresindeki emsal kararlara hakim bir hukukçu ile başarıyla yürütülebilir.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
1. Kasten yaralamada manevi tazminat miktarı ne kadardır?
Tazminat miktarı sabit bir tarifeye bağlı olmayıp; yaralanmanın ağırlığına, tarafların ekonomik durumuna ve olayın özelliklerine göre hakim tarafından belirlenir. Basit yaralamalarda 5.000 TL ile 40.000 TL arası değişebilirken, kalıcı hasarlı durumlarda bu miktar çok daha yüksek seviyelere çıkabilmektedir.
2. Karşı tarafın hiç parası yoksa tazminatımı nasıl alırım?
Mahkeme tazminata hükmetse bile, karşı tarafın üzerine kayıtlı mal varlığı yoksa tahsilat o an için zor olabilir. Ancak alınan mahkeme ilamı 10 yıl boyunca geçerlidir. Failin gelecekte işe girmesi, miras yoluyla mal edinmesi veya banka hesabına para gelmesi durumunda icra yoluyla tahsilat yapılabilir.
3. Ceza davasında karşı taraf beraat etti veya HAGB aldı, tazminat davası açabilir miyim?
Evet, açabilirsiniz. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin delil yetersizliğinden verdiği beraat kararı veya HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) kararı ile bağlı değildir. Kusurunuzu ve zararınızı hukuk mahkemesinde ispatlayarak tazminat kazanabilirsiniz.
4. Kavgayı başlatan taraf ben isem yine de tazminat alabilir miyim?
Eğer olayda sizin de kusurunuz varsa (örneğin ilk hakareti siz ettiyseniz), mahkeme “müterafik kusur” indirimi uygular. Bu durumda tazminat miktarı düşer, ancak karşı tarafın tepkisi orantısız ise (örneğin tokata karşılık bıçaklama) yine de tazminat almanız mümkündür.
5. Tazminat davası açmak için ne kadar sürem var?
Genel kural olarak faili ve zararı öğrendikten sonra 2 yıl içinde dava açmalısınız. Ancak kasten yaralama suç olduğu için, daha uzun olan ceza zamanaşımı süreleri (8 yıl, 15 yıl gibi) uygulanır. Bu süreler içinde dava açma hakkınız saklıdır.





