Günümüz teknolojisinde akıllı telefonların ve kayıt cihazlarının yaygınlaşmasıyla birlikte özel hayatın gizliliği kavramı hiç olmadığı kadar hassas bir noktaya taşınmıştır. İkili ilişkilerde yaşanan güven sorunları, ticari anlaşmazlıklar veya boşanma aşamasındaki gerginlikler bireyleri fevri hareket ederek karşı tarafın sesini veya görüntüsünü kaydetmeye itebilmektedir. Ancak Türk Ceza Kanunu kapsamında Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması eylemi ciddi yaptırımları olan bir suçtur. İstanbul gibi metropollerde hukuki ihtilafların yoğunluğu göz önüne alındığında, bu suç tipiyle ilgili soruşturmaların sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu makalede, bir ceza avukatı perspektifiyle sürecin nasıl işlediğini, delil niteliğini ve yasal haklarınızı detaylıca inceleyeceğiz.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçunun Tanımı
Türk Ceza Kanunu madde 133 ile düzenlenen bu suç tipi, bireylerin kendi aralarında gerçekleştirdikleri ve başkalarının duymasını istemedikleri konuşmaların korunmasını amaçlar. Kanun koyucu burada sözün gizliliğini esas almıştır. Bir ortamda yapılan konuşmanın Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması suçu kapsamında değerlendirilebilmesi için konuşmanın aleni olmaması gerekir. Aleni olmayan konuşma, herkesin duyabileceği açık bir alanda yapılmayan veya tarafların gizli kalması iradesiyle gerçekleştirdikleri iletişimdir. Bu suçun oluşması için konuşmanın tarafı olmayan bir üçüncü kişinin, özel bir alet veya cihaz kullanarak bu konuşmayı dinlemesi ya da kaydetmesi gerekmektedir. Örneğin bir kafede yan masada oturan kişilerin fısıltıyla yaptıkları konuşmayı masanın altına yerleştirilen bir cihazla kaydetmek bu suçu oluşturur.
Suçun bir diğer görünüm şekli ise konuşmaya katılan kişilerden birinin yaptığı kayıttır. Kanun burada “söyleşi” kavramını kullanmaktadır. Yargıtay uygulamalarına göre söyleşi, en az üç veya daha fazla kişinin katıldığı toplantı veya toplu konuşmalardır. Eğer bir kişi katıldığı ve aleni olmayan bir söyleşiyi diğer katılımcıların rızası olmadan kaydederse yine bu madde kapsamında cezalandırılır. Burada dikkat edilmesi gereken en kritik husus rızanın varlığıdır. Kayıt işleminin hukuka uygun sayılabilmesi için ortamdaki herkesin bu kayıttan haberdar olması ve onay vermesi şarttır. Aksi takdirde eylem, özel hayatın gizli alanına müdahale olarak kabul edilir ve cezai yaptırım gerektirir.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçunun Cezası
Yargılama sürecinde sanıkların en çok merak ettiği husus hapis cezası riskidir. TCK 133. maddeye göre Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması suçunu işleyen kişi, eğer konuşmanın tarafı olmayan bir üçüncü kişi ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile yargılanır. Bu ceza miktarı, suçun ağırlığını ve kanun koyucunun mahremiyete verdiği önemi göstermektedir. Eğer fail konuşmanın tarafı ise ve katıldığı bir söyleşiyi izinsiz kaydettiyse bu durumda verilecek ceza altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Görüldüğü üzere konuşmanın tarafı olmak fail lehine daha az cezayı gerektiren bir durum olsa da eylemin suç olma vasfını ortadan kaldırmaz.
Bu suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hali ise elde edilen verilerin ifşa edilmesidir. Kaydedilen seslerin veya görüntülerin başkalarına dinletilmesi, gönderilmesi veya internet ortamında yayılması durumunda ceza miktarı artar. Özellikle bu verilerin basın ve yayın yoluyla, örneğin sosyal medya üzerinden paylaşılması durumunda verilecek ceza yine iki yıldan beş yıla kadar hapistir ancak mahkeme alt sınırdan uzaklaşarak ceza tayin edebilir. Ayrıca suçun kamu görevlisi tarafından görevinin verdiği yetki kötüye kullanılarak veya belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır.
Boşanma Davalarında İzinsiz Ses Kaydı Kullanımı
Hukuk bürolarına en sık gelen sorulardan biri boşanma davalarında eşin sesinin gizlice kaydedilmesinin delil olup olmayacağıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ceza daireleri son yıllarda bu konuda oldukça katı bir tutum sergilemektedir. Eşlerin aynı evi paylaşması, birbirlerinin her türlü özel alanına müdahale edebilecekleri veya sürekli kayıt yapabilecekleri anlamına gelmez. Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması eylemi eşler arasında gerçekleşse bile suç teşkil edebilir. Özellikle sistematik bir şekilde, eşin açığını yakalamak amacıyla eve yerleştirilen gizli ses kayıt cihazları veya casus yazılımlarla elde edilen deliller hukuka aykırı kabul edilir.
Mahkemeler, boşanma davalarında “zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir” ilkesi gereği hukuka aykırı elde edilen bu kayıtları hükme esas almazlar. Yani bu kayıtlarla eşinizin sadakatsizliğini ispatlasanız bile hakim bu delili yok sayar ve boşanma kararını buna dayandırmaz. Daha da önemlisi, bu kayıtları mahkemeye sunan eş hakkında karşı tarafın şikayeti üzerine ceza davası açılabilir. Ancak Yargıtay’ın “ani gelişen durum” istisnası mevcuttur. Eğer eşiniz size o anda hakaret ediyorsa veya şiddet uyguluyorsa ve o an bunu ispatlayacak başka bir delil elde etme imkanınız yoksa, o anlık alınan kayıtlar bazı durumlarda mahkemece kabul edilebilir. Bu ince ayrım profesyonel bir hukuki değerlendirme gerektirir.
İş Hukukunda ve Mobbing İspatında Ses Kaydı
İş hayatında çalışanların maruz kaldığı mobbing, hakaret veya tehdit gibi eylemlerin ispatı oldukça zordur çünkü bu eylemler genellikle kapalı kapılar ardında ve şahitsiz ortamlarda gerçekleşir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçinin işvereni veya amiriyle yaptığı görüşmeyi kaydetmesini belirli şartlar altında haklı bulabilmektedir. Burada temel kriter yine “başka türlü ispat etme imkanının bulunmaması” halidir. İşçi, kendisine yönelik sistematik baskıyı kanıtlamak için o an gelişen bir tartışmayı kaydettiyse, bu kayıt iş mahkemesinde lehe delil olarak kullanılabilir.
Ancak bu durum işçiye işyerinde sürekli elinde kayıt cihazıyla dolaşma hakkı vermez. İşyeri sırlarını, diğer çalışanların özel konuşmalarını veya işle ilgili ticari bilgileri içeren genel nitelikli kayıtlar Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması suçu kapsamına girebilir ve işveren için haklı fesih nedeni oluşturabilir. Hatta işveren bu kayıtları yapan işçi hakkında Savcılığa suç duyurusunda bulunabilir. Dolayısıyla iş hukukundaki bu istisna çok dar yorumlanmalı ve sadece mağduriyetin ispatı amacıyla sınırlı tutulmalıdır. Kaydın içeriği sadece mobbingi ispatlamalı, üçüncü kişilerin özel hayatını ifşa etmemelidir.
Hukuka Uygunluk Nedenleri ve Meşru Müdafaa
Türk hukuk sisteminde her izinsiz kayıt suç olarak değerlendirilmez. Ceza Genel Kurulu kararları ışığında, kişinin kendisine veya yakınlarına yönelen haksız bir saldırıyı defetmek veya ispatlamak amacıyla yaptığı kayıtlar hukuka uygun sayılabilir. Bu duruma meşru müdafaa benzeri bir haklılık nedeni denir. Örneğin bir kişinin telefonda tehdit edilmesi, şantaja maruz kalması veya rüşvet istenmesi durumunda aldığı ses kaydı Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması suçunu oluşturmaz.
Bu hukuka uygunluk nedeninin geçerli olabilmesi için olayın “ani gelişen” bir olay olması gerekir. Kişi, karşı tarafı tuzağa düşürmek için planlı bir şekilde ortam hazırlamış, tahrik ederek suç işlemesini sağlamış ve bunu kaydetmişse, bu kayıt hukuka aykırıdır. Yargıtay, kurgulanmış ve yönlendirilmiş kayıtları delil olarak kabul etmediği gibi, bu kaydı yapan kişiyi de cezalandırma yoluna gitmektedir. Hukuka uygunluktan bahsedebilmek için mağdurun o anda yetkili makamlara başvurma imkanının olmaması ve kaydın sadece yetkili makamlara sunulmak üzere alınmış olması, yani ifşa edilmemesi gerekmektedir.
Soruşturma Usulü Şikayet Süresi ve Zamanaşımı
Bu suçun takibi kural olarak şikayete bağlıdır. Mağdur, suçun işlendiğini ve failini öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikayetçi olmazsa soruşturma yapılamaz. Şikayet süresinin kaçırılması durumunda, suç ne kadar sabit olursa olsun savcılık takipsizlik kararı verir. Bu nedenle Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması suçuyla karşı karşıya kalan mağdurların hak düşürücü süreleri geçirmeden harekete geçmesi hayati önem taşır. Ancak suçun nitelikli halleri veya kamu görevlisi tarafından işlenmesi durumunda şikayet şartı aranmaksızın resen soruşturma yapılabilen istisnai haller de mevcuttur.
Dava zamanaşımı süresi ise sekiz yıldır. Şikayet üzerine başlayan soruşturma sürecinde savcılık, dijital materyalleri incelemek üzere bilirkişiye gönderir ve kayıtların orijinal olup olmadığı, montaj içerip içermediği tespit edilir. Eğer taraflar arasında bir uzlaşma zemini varsa, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Uzlaştırma, failin mağdurun zararını gidermesi veya özür dilemesi karşılığında davanın kapanmasını sağlayan bir yoldur. Uzlaşma sağlanamazsa Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılır.
Manevi Tazminat Davası ve Kişilik Hakları
Ceza davasının yanı sıra, izinsiz ses veya görüntü kaydı alınan kişi, kişilik haklarının saldırıya uğradığı gerekçesiyle manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir. Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması sadece bir suç değil, aynı zamanda Borçlar Kanunu anlamında bir haksız fiildir. Mağdur, bu kayıt nedeniyle yaşadığı stresi, toplum içindeki itibar kaybını ve duyduğu üzüntüyü tazminat yoluyla gidermeyi talep edebilir.
Tazminat miktarını belirleyen en önemli unsur, kaydın içeriği ve ifşa edilip edilmediğidir. Sadece kaydedilip bir kenarda tutulan bir konuşma ile internette yayınlanıp binlerce kişiye ulaşan bir kaydın yaratacağı manevi zarar aynı değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği durumlarda caydırıcı tazminat miktarlarına hükmedilmesi gerektiğini belirtmektedir. Ceza davasından çıkacak mahkumiyet kararı veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, tazminat davasında delil olarak kullanılır ve davacının elini güçlendirir.
İkili Görüşmelerde Hukuki Nüanslar
Toplumda en çok karıştırılan konulardan biri de iki kişi arasındaki birebir görüşmelerin kaydedilmesidir. Yargıtay içtihatlarına göre, iki kişinin yüz yüze yaptığı konuşmayı taraflardan birinin kaydetmesi TCK 133 kapsamında suç değildir, çünkü ortada üç kişilik bir “söyleşi” yoktur. Ancak bu eylem suç olmadığı anlamına gelmez. Eğer konuşmanın içeriği karşı tarafın özel hayatına, mahrem bilgilerine veya sırlarına ilişkinse, bu kez TCK 134. maddedeki Özel Hayatın Gizliliğini İhlal suçu oluşur.
Yani Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması maddesinden ceza almasanız bile, özel hayatın gizliliğinden ceza alabilirsiniz. Bu nedenle “konuşmanın tarafıyım, istediğim gibi kaydederim” düşüncesi hukuken son derece riskli ve yanlıştır. Her somut olay, konuşmanın içeriğine, yapıldığı yere ve kaydın amacına göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bu karmaşık hukuki yapıda, eylemin hangi madde kapsamına girdiğini tespit etmek uzmanlık gerektirir.
Sonuç
Teknolojinin sunduğu imkanlar hukuk karşısında sınırsız değildir. Bir anlık öfke veya şüphe ile yapılan izinsiz kayıtlar, kişiyi haklıyken haksız duruma düşürebilir ve hapis cezası ile karşı karşıya bırakabilir. TCK 133 ve bağlantılı maddeler, bireylerin iletişim özgürlüğünü ve mahremiyetini sıkı bir şekilde korumaktadır. İster bir boşanma davasında delil toplama amacı güdün, ister ticari bir anlaşmazlığı çözmeye çalışın, hukuka aykırı yollara başvurmak telafisi güç zararlar doğuracaktır.
Bu tür hassas süreçlerde atılacak her adımın hukuki sonuçları iyi hesaplanmalıdır. İstanbul gibi karmaşık ve dinamik bir hukuk çevresinde, haklarınızı korumak ve olası bir ceza tehdidinden kurtulmak için alanında uzman bir Avukat İstanbul desteği almak, sürecin lehinize sonuçlanması için en güvenli yoldur. Unutmayın ki usulüne uygun toplanmayan deliller sadece davanızı kaybetmenize neden olmaz, aynı zamanda sizi sanık sandalyesine oturtabilir. Profesyonel bir Avukat İstanbul ofisi ile çalışmak, hem özgürlüğünüzü hem de geleceğinizi güvence altına alacaktır.
Sık Sorulan Sorular
Eşimin telefon konuşmalarını gizlice kaydettim, boşanma davasında kullanabilir miyim?
Hayır, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre eşin rızası olmadan sistematik ve planlı şekilde alınan ses kayıtları hukuka aykırı delildir. Mahkeme bu delili kabul etmeyeceği gibi, hakkınızda özel hayatın gizliliğini ihlalden suç duyurusunda bulunulabilir.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması suçunda hapis cezası yatar mıyım?
Bu suçun cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir. Ancak sabıka kaydınız yoksa ve ceza miktarı belirli sınırların altında kalırsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme kararı verilebilir.
Bana hakaret eden kişiyi o anda ses kaydına alırsam suç olur mu?
Yargıtay, ani gelişen bir saldırı (hakaret, tehdit, şantaj) karşısında, kişinin başka türlü ispat imkanı yoksa ve o an kolluk güçlerine ulaşamıyorsa aldığı kaydı hukuka uygun saymaktadır. Bu durumda suç oluşmaz.
İşyerinde patronumun bana bağırmasını kaydettim, suçlu duruma düşer miyim?
Sadece size yönelik mobbing veya hakareti ispatlamak amacıyla ve o anlık alınan kayıtlar iş mahkemelerinde delil olarak kabul edilebilir. Ancak işyerindeki ticari sırları veya başkalarının konuşmalarını da içeren genel bir kayıt yaptıysanız suç işlemiş olursunuz.
Bu suç şikayete bağlı mıdır, şikayetimi geri çekersem dava düşer mi?
Evet, TCK 133 kapsamındaki suçlar şikayete tabidir. Soruşturma veya kovuşturma aşamasında şikayetten vazgeçerseniz dava düşer.
Zoom veya online toplantıları kaydetmek suç mudur?
Toplantıya katılan herkesin açık rızası olmadan yapılan kayıtlar TCK 133/2 kapsamında suçtur. Kayıt almadan önce tüm katılımcılara bildirimde bulunulmalı ve onayları alınmalıdır.





