Telefonla Tehdidin İspatı

Telefonla Tehdidin İspatı

Günümüzde iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte suç tipleri de şekil değiştirmiş ve dijitalleşmiştir. Eskiden sadece yüz yüze işlenen tehdit suçları, artık cep telefonları, anlık mesajlaşma uygulamaları ve sosyal medya üzerinden sıklıkla işlenmektedir. Bir kişinin huzurunu kaçıran, iç sükununu bozan ve güvenlik endişesi yaratan bu eylemler karşısında mağdurların en çok zorlandığı konu ise Telefonla Tehdidin İspatı sürecidir. Hukuk sistemimizde “iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir” kuralı geçerli olduğundan, tehdide maruz kalan kişinin elinde somut delillerin olması hayati önem taşır. Bu kapsamlı rehber, telefon yoluyla tehdit edilen kişilerin haklarını nasıl arayacağını, hangi delillerin mahkemede geçerli olduğunu ve sürecin nasıl işlediğini potansiyel mağdurlar için detaylandırmaktadır.

Türk Ceza Kanunu Kapsamında Tehdit Suçunun Tanımı ve Unsurları

Türk Ceza Kanunu madde 106 ile düzenlenen tehdit suçu, bir başkasını kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle korkutmaktır. Suçun oluşması için failin bu sözleri söylemesi ve mağdurun bu sözlerden haberdar olması yeterlidir; failin tehdidi gerçekleştirip gerçekleştirmemesi suçun oluşumunu engellemez. Burada korunan hukuki yarar, kişinin karar verme özgürlüğü ve iç huzurudur.

Telefonla işlenen tehdit suçlarında ise fail ile mağdur karşı karşıya değildir. Bu durum, failin tespitini ve suçun ispatını teknik bir prosedüre dönüştürür. Özellikle ölümle tehdit veya vücut bütünlüğüne yönelik tehditler (örneğin “seni öldüreceğim”, “bacaklarını kıracağım” gibi) TCK 106/1-1. cümle kapsamında değerlendirilir ve cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapistir. Malvarlığına yönelik tehditler ise şikayete tabidir. Ancak hangi tür olursa olsun, mahkeme önünde failin cezalandırılabilmesi için Telefonla Tehdidin İspatı şarttır.

İspat Aracısı Olarak HTS Kayıtlarının Önemi

Telefonla tehdit davalarında savcılık makamının başvurduğu ilk ve en temel delil toplama yöntemi HTS (Haberleşme Trafik Sistemi) kayıtlarının celbidir. Birçok mağdur, HTS kayıtlarında konuşma içeriklerinin de yer aldığını düşünür ancak bu yaygın bir yanlıştır. HTS kayıtları; arayan numara, aranan numara, arama tarihi, saati, konuşma süresi ve sinyal alınan baz istasyonu bilgisini içerir ancak ses kayıtlarını barındırmaz.   

Yine de HTS kayıtları, Telefonla Tehdidin İspatı noktasında kritik bir “karine” yani belirti delilidir. Örneğin fail “Ben onu hiç aramadım” şeklinde bir savunma yaparsa, HTS kayıtları failin yalanını ortaya çıkarır. Ayrıca gecenin geç saatlerinde yapılan aramalar, günde onlarca kez yapılan ısrarlı çağrılar veya mağdurun “Beni şu saatte aradı ve tehdit etti” beyanının HTS saatiyle örtüşmesi, mahkeme nezdinde mağdurun anlatımını güçlendirir. Bu nedenle savcılığa suç duyurusunda bulunulurken, tahmini arama saatlerinin belirtilmesi HTS incelemesini kolaylaştıracaktır.   

İzinsiz Ses Kayıtlarının Delil Olarak Kullanılabilirliği

Tehdit suçlarında en tartışmalı konu, mağdurun tehdit anında aldığı ses kayıtlarıdır. Türk Ceza Kanunu’na göre kişilerin arasındaki konuşmaların izinsiz kayda alınması suçtur (TCK m. 133). Ancak Yargıtay, tehdit ve hakaret gibi ani gelişen ve başka türlü ispat imkanı bulunmayan durumlarda alınan ses kayıtlarını hukuka uygun delil olarak kabul etmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili dairelerin yerleşik içtihatlarına göre, kişi kendisine veya yakınlarına yönelen haksız bir saldırıyı (tehdidi) o anda yetkili makamlara sunmak amacıyla kayıt altına alırsa bu eylem suç oluşturmaz ve elde edilen kayıt delil sayılır. Buradaki kilit nokta “ani gelişen durum”dur. Eğer kişi, karşısındakini kışkırtarak konuşturmak için planlı bir tuzak kurup kayıt alırsa bu hukuka aykırıdır. Ancak telefon görüşmesi sırasında aniden başlayan bir tehdit eylemi karşısında, mağdurun Telefonla Tehdidin İspatı amacıyla o an kayıt tuşuna basması veya başka bir cihazla sesi kaydetmesi meşru müdafaa kapsamında değerlendirilir ve mahkumiyete esas alınır.   

WhatsApp ve Mesajlaşma Uygulamalarındaki Yazışmaların Delil Değeri

Günümüzde tehditler sadece sesli aramalarla değil, sıklıkla WhatsApp, Telegram, Instagram veya SMS yoluyla da yapılmaktadır. “Söz uçar yazı kalır” prensibi gereği, yazılı tehditlerin ispatı sesli tehditlere göre daha kolay gibi görünse de dijital delillerin manipüle edilebilirliği mahkemeleri titiz davranmaya itmektedir. Yargıtay kararlarına göre, sadece bir ekran görüntüsü (screenshot) almak bazen tek başına yeterli görülmeyebilir, çünkü dijital görseller üzerinde oynama yapılması mümkündür.   

Bu aşamada Telefonla Tehdidin İspatı için mağdurun mesajları silmemesi hayati önem taşır. Mahkeme veya savcılık aşamasında telefon üzerinde yapılacak bir bilirkişi incelemesi veya siber suçlar bürosunun raporu, mesajın o tarihte, o numaradan geldiğini ve cihazın veri tabanında (log kayıtlarında) mevcut olduğunu teyit eder. Eğer mesajlar silinmişse, WhatsApp gibi uçtan uca şifreli uygulamaların içeriklerini operatörden istemek mümkün değildir; ancak telefonun yedeklerinden veya “cloud” (bulut) hesaplarından veri kurtarma yazılımlarıyla geri getirilmesi ihtimal dahilindedir. Ayrıca noter kanalıyla yapılan “e-tespit” işlemi de mesajların varlığını resmi bir tutanağa bağladığı için ispat gücünü artırır.   

Tanık Beyanları ve Hoparlörden Duyum Tanıklığı

Telefon görüşmeleri doğası gereği iki kişi arasında geçer. Ancak tehdit anında mağdurun yanında bulunan kişilerin tanıklığı, ispat sürecinde büyük rol oynar. Özellikle tehdit içeren telefon görüşmesi sırasında mağdurun telefonu hoparlöre (speaker) alarak yanındakilere dinletmesi durumunda, bu kişilerin mahkemede vereceği ifadeler doğrudan delil niteliği taşır.   

Yargıtay, “duyum tanıklığı” kavramını tehdit suçlarında geniş yorumlamaktadır. Sadece hoparlörden duyanlar değil, telefon kapandıktan hemen sonra mağdurun korku ve panik halini gören, mağdurun “Beni az önce ölümle tehdit etti” şeklindeki ilk heyecanlı beyanını duyan kişilerin tanıklığı da mahkeme heyetinin kanaat oluşturmasında etkilidir. Dolayısıyla Telefonla Tehdidin İspatı sürecinde, olaya şahit olan veya olay sonrası mağdurun psikolojik durumunu gözlemleyen herkesin tanık olarak bildirilmesi gerekmektedir.   

Tehdit Suçunda Soruşturma Usulü ve Şikayet Süreleri

Tehdit suçunun soruşturulması, tehdidin niteliğine göre farklılık gösterir. Eğer tehdit “yaşam hakkına” veya “vücut dokunulmazlığına” yönelikse (örneğin “seni vururum”, “seni sakat bırakırım”), bu suç şikayete tabi değildir. Savcılık haberdar olduğu anda re’sen (kendiliğinden) soruşturma başlatır. Mağdur şikayetinden vazgeçse bile kamu davası devam eder. Bu tür suçlarda dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Ancak tehdit “malvarlığına” yönelikse (örneğin “arabanı çizerim”, “camını kırarım”) veya “sair bir kötülük” içeriyorsa, soruşturma mağdurun şikayetine bağlıdır. Mağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayetçi olmazsa soruşturma yapılamaz. Bu süre hak düşürücü bir süredir. Telefonla Tehdidin İspatı ne kadar güçlü olursa olsun, süresinde şikayet yapılmamışsa (malvarlığı tehdidi için) fail ceza almaz. Şikayet dilekçesinde olayın gelişimi, şüphelinin kimlik bilgileri ve varsa deliller detaylıca anlatılmalı, etkin bir soruşturma için profesyonel hukuki destek alınmalıdır.   

Uzlaştırma Kurumu ve Sürecin İşleyişi

Türk Ceza Kanunu’na göre, basit tehdit suçu (TCK 106/1) uzlaştırma kapsamındadır. Soruşturma aşamasında savcı, yeterli şüphe oluştuğuna kanaat getirirse dosyayı Uzlaştırma Bürosu’na gönderir. Burada tarafsız bir uzlaştırmacı, fail ve mağduru görüştürür. Eğer tarafler anlaşırsa dava açılmaz.

Uzlaşma görüşmelerinde mağdur, failden özür dilemesini, bir kuruma (örneğin Mehmetçik Vakfı’na) bağış yapmasını veya maddi/manevi bir edimi yerine getirmesini isteyebilir. Ancak silahla tehdit, birden fazla kişiyle tehdit veya suç örgütü korkutucu gücüyle tehdit gibi “nitelikli haller” (TCK 106/2) uzlaştırma kapsamında değildir. Bu durumlarda Telefonla Tehdidin İspatı sağlanırsa doğrudan Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılama yapılır ve fail hapis cezası ile karşı karşıya kalır.

Manevi Tazminat Hakkı ve Koruma Tedbirleri

Tehdit suçu sadece ceza davasının konusu değildir; aynı zamanda mağdurun kişilik haklarına yapılmış ağır bir saldırıdır. Tehdit nedeniyle korku yaşayan, psikolojisi bozulan, evden çıkamayan veya işini değiştirmek zorunda kalan mağdur, fail aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesi’nde manevi tazminat davası açabilir. Ceza mahkemesinden çıkan mahkumiyet kararı, tazminat davasında en güçlü delildir.

Ayrıca, tehdidin devam etmesi ihtimaline karşı 6284 sayılı Kanun kapsamında Aile Mahkemesi’nden “koruma tedbiri” talep edilebilir. Bu karar ile faile, mağduru iletişim araçlarıyla (telefon, WhatsApp vb.) rahatsız etmemesi yönünde yasak getirilir. Yasağın ihlali halinde fail “tazyik hapsi” ile cezalandırılır. Dolayısıyla Telefonla Tehdidin İspatı, sadece failin ceza almasını sağlamaz, aynı zamanda mağdurun tazminat almasının ve yasal koruma kalkanı altına girmesinin de önünü açar.

Failin Savunma Stratejileri: Öfke Hali ve Karşılıklı Hakaret

Yargılama aşamasında sanıklar genellikle “O an çok sinirliydim, öfkeyle söyledim, kastım yoktu” şeklinde savunma yaparlar. Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre “öfke, suç kastını ortadan kaldırmaz”. Kişinin sinirli olması, tehdit suçunun oluşumuna engel değildir.

Bir diğer savunma ise “karşılıklı hakaret/tehdit” iddiasıdır. Eğer taraflar karşılıklı olarak birbirlerine hakaret veya tehdit etmişlerse, mahkeme “haksız tahrik” hükümlerini uygulayarak cezada indirime gidebilir veya ceza vermekten vazgeçebilir (TCK 129). Bu noktada Telefonla Tehdidin İspatı kadar, tehdidi başlatan ilk hareketin kimden geldiğinin ispatı da önem kazanır. HTS kayıtları ve tanık beyanları, ilk aramanın kim tarafından yapıldığını ve tartışmanın kim tarafından başlatıldığını ortaya koymakta belirleyicidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Telefon konuşmasını kaydetmek suç mudur? 

Genel kural olarak izinsiz ses kaydı suçtur. Ancak Yargıtay, tehdit veya hakaret gibi ani gelişen ve kanıtlanması başka türlü mümkün olmayan durumlarda alınan kayıtları hukuka uygun delil saymaktadır.

WhatsApp mesajlarını sildim, geri gelir mi? 

Silinen mesajları savcılık kanalıyla WhatsApp şirketinden istemek mümkün değildir. Ancak telefonunuzun fiziksel incelemesiyle (siber suçlar/bilirkişi) veya yedeklemeler üzerinden geri getirilmesi teknik olarak mümkün olabilir.

HTS kayıtlarında ne konuştuğumuz çıkar mı? 

Hayır. HTS kayıtları sadece kimin kimi, ne zaman, nereden ve ne kadar süreyle aradığını gösterir. Konuşma içeriği bu kayıtlarda yer almaz.

Tehdit eden kişi numarasını gizlerse ne olur? 

Gizli numaradan yapılan aramalar savcılık tarafından operatörden istenerek tespit edilebilir. Gizli numara kullanılması, tehdit suçunun nitelikli hali sayılamasa da failin kimliğini saklama çabası suç kastını gösterir.

Tehdit davası ne kadar sürer? 

Soruşturma ve kovuşturma aşamaları, mahkemenin iş yoğunluğuna ve delillerin toplanma hızına göre değişmekle birlikte ortalama 1-2 yıl sürebilir.

Tehdit mesajının ekran görüntüsü (screenshot) delil olur mu? 

Ekran görüntüleri delil başlangıcıdır ancak tek başına yeterli olmayabilir. Telefon incelemesi, tanık beyanı veya HTS kayıtlarıyla desteklenmesi gerekir.

“Seni mahkemeye vereceğim” demek tehdit midir? 

Hayır. Yasal bir hakkın kullanılacağının bildirilmesi (dava açmak, şikayet etmek vb.) tehdit suçu oluşturmaz. Tehdit, haksız bir saldırı bildirimini gerektirir.

Sonuç

Telefonla işlenen tehdit suçları, mağdurun hayatını kabusa çevirebilen ve ciddiyetle takip edilmesi gereken eylemlerdir. İspat zorluğu gibi görünse de, teknolojinin bıraktığı dijital ayak izleri, HTS kayıtları ve Yargıtay’ın mağdur lehine yorumladığı ses kaydı kararları sayesinde faillerin cezalandırılması mümkündür. Unutulmamalıdır ki, ceza yargılamasında usul, esastan önce gelir. Delillerin hukuka uygun toplanması, şikayet sürelerinin kaçırılmaması ve dosyanın sağlam temellere oturtulması için sürecin başından itibaren uzman bir hukukçu ile hareket etmek elzemdir.

Telefonla Tehdidin İspatı konusunda hak kaybına uğramamak, maddi ve manevi tazminat haklarınızı eksiksiz kullanabilmek için ceza hukuku alanında deneyimli bir avukattan destek almanız önerilir. Özellikle büyükşehirlerdeki karmaşık adli süreçlerde, Avukat İstanbul araması yaparak ulaşacağınız uzmanlar, dosyanızın seyrini değiştirebilir. Adalet, sadece haklı olanın değil, hakkını hukuka uygun yöntemlerle arayanın yanındadır. Hukuki mücadelelerinizde profesyonel destek almak için Avukat İstanbul bölgesindeki yetkin hukuk bürolarıyla iletişime geçebilirsiniz.

Bu Yazıyı Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir