Nikahsız Birlikteliklerin Hukuki Niteliği ve Genel Çerçeve
Günümüz modern toplum yapısında, çiftlerin resmi nikah akdi yapmaksızın ortak bir hayat sürdükleri, aynı evi paylaştıkları ve ekonomik geleceklerini birleştirdikleri “fiili birliktelikler” giderek yaygınlaşmaktadır. Toplumda “imam nikahlı eş” veya “hayat arkadaşlığı” olarak da adlandırılan bu durum, ilişki yolunda giderken bir sorun teşkil etmese de, ayrılık gündeme geldiğinde Nikahsız Birliktelikte Mal Paylaşımı konusu çiftlerin karşısına çıkan en büyük hukuki problem olmaktadır. Türk Medeni Kanunu, resmi evlilik birliği içerisindeki eşler için “Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi” gibi koruyucu ve detaylı düzenlemeler getirmişken, evlilik dışı birliktelikleri bilinçli olarak aile hukuku mevzuatının dışında tutmuştur. Bu durum, yıllarını ve emeğini bu birlikteliğe vermiş taraf için ciddi bir hak kaybı riski doğurmaktadır.
Hukuk sistemimizde Nikahsız Birliktelikte Mal Paylaşımı talepleri, Aile Mahkemelerinin görev alanına giren boşanma davaları ile karıştırılmamalıdır. Yargıtay, bu tür ilişkileri “aile hukuku” kapsamında değil, Borçlar Hukuku genel hükümleri çerçevesinde değerlendirmektedir. Yüksek mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, resmi nikah olmaksızın bir araya gelen ve ekonomik güçlerini birleştiren çiftlerin arasındaki ilişki, hukuken “Adi Ortaklık” olarak nitelendirilmektedir. Bu tanımlama, davanın açılacağı mahkemeden uygulanacak ispat kurallarına, zamanaşımı sürelerinden talep edilebilecek tazminat türlerine kadar tüm hukuki süreci kökünden değiştirmektedir. Dolayısıyla, ayrılık sürecinde hak iddia eden tarafın duygusal argümanlardan ziyade, “ortaklık”, “sermaye”, “emek” ve “kazanç” gibi ticari ve borçlar hukukuna özgü kavramlarla hareket etmesi gerekmektedir.
Nikahsız Birliktelikte Mal Paylaşımı İçin Adi Ortaklık Esasları
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ışığında, Nikahsız Birliktelikte Mal Paylaşımı davaları, Türk Borçlar Kanunu’nun 620. maddesi ve devamında düzenlenen adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi hükümlerine göre görülmektedir. Adi ortaklık, iki veya daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Birlikte yaşayan çiftlerin, aynı çatı altında hayatın zorluklarını göğüslemeleri, kira, fatura, mutfak masrafı gibi giderleri ortaklaşa karşılamaları ve geleceğe yönelik birikim yapmaları, aralarında “zımni” (örtülü) bir ortaklık sözleşmesi kurulduğunun göstergesidir.
Ancak burada kritik bir ayrım bulunmaktadır: Her nikahsız birliktelik otomatik olarak adi ortaklık sayılmaz. Sadece duygusal birliktelik yaşanması, taraflar arasında mal paylaşımını gerektirecek bir ekonomik bütünleşme olduğu anlamına gelmez. Nikahsız Birliktelikte Mal Paylaşımı talep edebilmek için, davacı tarafın o malın edinilmesine somut bir katkı sağladığını ispatlaması şarttır. Bu katkı; nakit para vermek, kredi çekmek, takılarını bozdurmak şeklinde maddi olabileceği gibi; inşaatta çalışmak, işletmeyi yönetmek gibi emek yoluyla da olabilir. Resmi evlilikteki gibi “evlilik içinde alınan her şey ortaktır” karinesi burada işlemez. Tapu veya ruhsat kimin üzerineyse mal hukuken onundur; diğer tarafın hak iddia edebilmesi için “o malda benim de param/emeğim var” diyerek ispat yükünü yerine getirmesi gerekir.
İspat Hukuku Açısından Banka Kayıtları ve Para Transferleri
Bu davaların kaderini belirleyen en önemli unsur delillerdir. Özellikle banka kayıtları ve dekontlar, Nikahsız Birliktelikte Mal Paylaşımı süreçlerinde hayati rol oynar. Taraflar genellikle ilişki iyiyken birbirlerine güvene dayalı olarak para gönderirler. Ancak ayrılık sonrası bu paraların niteliği tartışma konusu olur. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, açıklama kısmı boş bırakılarak gönderilen havaleler, kural olarak “mevcut bir borcun ödenmesi” amacıyla yapılmış sayılır. Yani siz partnerinize ev alması için borç verdiğinizi veya ortaklığa sermaye koyduğunuzu iddia etseniz bile, dekontta açıklama yoksa mahkeme bunu “daha önceki bir borcunuzu ödediniz” şeklinde yorumlayabilir.
Bu karineyi çürütmek, parayı gönderen (davacı) tarafa düşer. Eğer parayı gönderirken açıklama kısmına “ev alımı için avans”, “ortaklık payı” veya “araç bedeli” gibi bir ibare yazılmamışsa, ispat yükü ağırlaşır. Bu durumda tanık beyanları, WhatsApp yazışmaları, e-postalar ve diğer yan delillerle paranın gönderiliş amacının ispatlanması gerekir. Ayrıca Sebepsiz Zenginleşme hükümleri de bu noktada devreye girebilir. Türk Borçlar Kanunu madde 77 uyarınca, haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen tarafın, bu zenginleşmeyi iade etmesi gerekir. Eğer bir taraf, diğerinin gönderdiği paralarla kendi üzerine mal yapmış ve ilişki bitince bunu geri vermiyorsa, sebepsiz zenginleşme davası açılarak bu bedelin güncel değeriyle iadesi istenebilir.
Görevli Mahkeme: Asliye Hukuk Mahkemesi Gerçeği
Hukuki süreçte yapılan en büyük hatalardan biri, davanın yanlış mahkemede açılmasıdır. Vatandaşlar, yaşadıkları ilişkiyi bir aile birliği olarak gördükleri için Nikahsız Birliktelikte Mal Paylaşımı taleplerini Aile Mahkemelerine yöneltme eğilimindedir. Ancak Yargıtay bu konuda son derece katı bir tutum sergilemektedir. Taraflar arasında resmi bir nikah akdi bulunmadığından, uyuşmazlık Aile Mahkemesinin görev alanına girmez. Bu davalarda münhasıran görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi‘dir.
Davanın Aile Mahkemesinde açılması, mahkemenin “görevsizlik kararı” vermesine ve dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi sürecinde aylarca zaman kaybedilmesine neden olur. Bu süre zarfında mal kaçırma riskleri artabilir. Ayrıca Aile Mahkemesi harçları ile Asliye Hukuk Mahkemesi harçları ve yargılama usulleri farklılık gösterebilir. Özellikle “Nişanlılık” ile “Nikahsız Birliktelik” kavramları karıştırılmamalıdır. Nişanlılık, evlenme vaadiyle yapılan bir aile hukuku sözleşmesidir; ancak nişanlı çiftler birlikte yaşamaya başlayıp ortak mal edindiklerinde, Yargıtay yine Borçlar Kanunu’nun adi ortaklık hükümlerine işaret ederek Asliye Hukuk Mahkemesini görevli kılmaktadır.
Taşınır ve Taşınmaz Malların Mülkiyet Sorunu
Birliktelik süresince alınan ev, arsa, yazlık veya otomobil gibi malların tapu ve ruhsat kayıtları kimin üzerindeyse, mülkiyet karinesi o kişi lehinedir. Nikahsız Birliktelikte Mal Paylaşımı davası açan taraf, genellikle tapu iptali ve tescil talebinde bulunmak istese de, Yargıtay uygulamalarında bu talep çok istisnai hallerde (muvazaa, inançlı işlem gibi) kabul görmektedir. Mahkemeler genellikle mülkiyetin devri yerine, davacının sağladığı katkının parasal karşılığının (Tazminat veya Alacak) ödenmesine hükmeder.
Örneğin, çiftlerin birlikte kredi çekerek aldıkları ancak erkeğin üzerine kayıtlı olan bir evde, kadın da kredi taksitlerini ödemişse; kadın ödediği bedelleri faiziyle ve evin güncel değeri üzerinden hesaplanacak “değer artış payı” ile geri isteyebilir. Burada “denkleştirici adalet” ilkesi gereği, paranın alım gücündeki azalma ve taşınmazın reel değer artışı dikkate alınarak bilirkişi marifetiyle karmaşık bir hesaplama yapılır. Eğer tapudaki malik, evi üçüncü bir kişiye devrederek mal kaçırmaya çalışırsa, bu devrin muvazaalı (danışıklı) olduğu iddiasıyla tapu iptali davası açılabilir. Ancak bu durumda iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları da gözetileceğinden ispat yükü oldukça ağırdır.
Ziynet Eşyaları ve Altınların İadesinde 2024 Yargıtay Kriterleri
Düğün veya düğün benzeri törenlerle bir araya gelen nikahsız çiftlerde, takılan altınların akıbeti büyük önem taşır. Nikahsız Birliktelikte Mal Paylaşımı kapsamında değerlendirilen ziynet eşyaları konusunda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024 yılında içtihat değişikliğine gitmiştir. Eskiden “kadına takılan da erkeğe takılan da kadına aittir” görüşü hakimken, yeni ilke kararıyla birlikte paylaşım şu esaslara göre yapılmaktadır:
- Kadına Takılanlar: Kadına aittir.
- Erkeğe Takılanlar: Erkeğe aittir.
- Kadına Özgü Ziynetler: Erkeğe takılmış olsa bile (örneğin erkeğin yakasına takılan bilezik, kolye, küpe) doğası gereği kadına özgü olduğundan kadına ait sayılır.
- Sandığa Atılanlar: Tarafların ortak kabulü veya yöresel örf ve adete göre belirlenir, aksi halde paylı mülkiyet (yarı yarıya) esas alınabilir.
Bu yeni kriterler, nikahsız çiftlerin ayrılığında da emsal teşkil etmektedir. Eğer altınlar bozdurularak erkeğin üzerine araba veya ev alındıysa, kadın bu altınların bedelini ispatlamak suretiyle Nikahsız Birliktelikte Mal Paylaşımı davasında talep edebilir. Altınların gramajı, ayarı ve adedi, düğün videoları ve fotoğrafların bilirkişi tarafından incelenmesiyle tespit edilir.
Tazminat, Nafaka ve Miras Hukuku Boyutu
Resmi nikahın yokluğu, miras ve nafaka konularında en keskin sonuçlarını doğurur. Partnerlerden biri vefat ettiğinde, diğeri yasal mirasçı olamaz. Türk Medeni Kanunu mirasçılığı sadece kan bağına ve resmi nikaha dayandırmıştır. Vefat eden partnerin tüm mirası, çocuklarına, anne-babasına veya kardeşlerine kalır; birlikte yaşanan partnere hiçbir pay düşmez. Vasiyetname düzenlenerek belirli oranda (saklı paylar ihlal edilmeden) miras bırakılması mümkündür, ancak bu da nadiren yapılan bir işlemdir.
Benzer şekilde, ayrılık sonrası yoksulluk nafakası talep edilemez. Nafaka yükümlülüğü sadece resmi evlilikler için öngörülmüştür. Ancak müşterek çocuklar varsa, çocuklar için iştirak nafakası babadan her zaman talep edilebilir.
Önemli İstisna: Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Miras hakkının olmamasına rağmen, Yargıtay nikahsız eşi “Destek” kavramı içinde değerlendirmektedir. Eğer partnerlerden biri trafik kazası veya iş kazası sonucu vefat ederse, sağ kalan partner, ölenin kendisine maddi destek sağladığını ispatlayarak sigorta şirketinden veya kusurlu taraftan Destekten Yoksun Kalma Tazminatı isteyebilir. Bu hak, mirasçılık sıfatından bağımsızdır ve Borçlar Hukuku kaynaklıdır.
Zamanaşımı Süreleri
Nikahsız Birliktelikte Mal Paylaşımı davalarında zamanaşımı süresi, davanın hukuki niteliğine göre değişir.
- Adi Ortaklığın Tasfiyesi Davası: Ortaklığın sona erdiği (ayrılık tarihinden) itibaren 10 yıldır.
- Sebepsiz Zenginleşme Davası: Hakkın öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl, her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıldır.
- Ziynet Eşyası İadesi: Aynen iade (eşyanın kendisi) isteniyorsa zamanaşımı yoktur (istihkak davası), ancak bedeli isteniyorsa 10 yıllık zamanaşımı uygulanır. Hak kaybına uğramamak için bu sürelerin kaçırılmaması ve davanın doğru hukuki niteleme ile açılması elzemdir.
Karşılaştırmalı Analiz Tablosu
Aşağıdaki tablo, Nikahsız Birliktelikte Mal Paylaşımı ile resmi evlilikteki paylaşım arasındaki temel farkları özetlemektedir:
| Hukuki Konu | Resmi Evlilik (Aile Hukuku) | Nikahsız Birliktelik (Borçlar Hukuku) |
| Görevli Mahkeme | Aile Mahkemesi | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Paylaşım Oranı | Edinilmiş Mallarda Yarı Yarıya (%50) | İspatlanan Katkı/Sermaye Oranında |
| İspat Yükü | Edinilmiş mal karinesi vardır (Kolay) | Katkı sağlayan ispatlamak zorundadır (Zor) |
| Miras Hakkı | Eş yasal mirasçıdır | Miras hakkı yoktur (Vasiyetname hariç) |
| Nafaka | Yoksulluk ve Tedbir Nafakası vardır | Eş için nafaka yoktur (Çocuklar hariç) |
| Zamanaşımı | Boşanmadan itibaren 10 yıl | Ayrılıktan itibaren 10 yıl |
| Ölüm Tazminatı | Destekten Yoksun Kalma Tazminatı | Destekten Yoksun Kalma Tazminatı (İspatla) |
Sonuç
Nikahsız birliktelikler, hukuki koruma kalkanının zayıf olduğu, riskli alanlardır. Yargıtay’ın konuyu “Adi Ortaklık” ve “Sebepsiz Zenginleşme” çerçevesinde ele alması, Nikahsız Birliktelikte Mal Paylaşımı davalarını son derece teknik, ispatı zor ve uzmanlık gerektiren bir hale getirmektedir. Banka dekontlarındaki tek bir kelime eksikliği veya davanın yanlış mahkemede açılması, yılların birikiminin kaybedilmesine yol açabilir. Bu davalar, boşanma davalarından tamamen farklı usul kurallarına tabidir ve genel mahkemelerin katı şekil şartlarıyla yürütülür.
Bu nedenle, haklılığınızı ispatlayabilmek, delillerinizi (tanık, dekont, fatura, fotoğraf) doğru hukuki zemine oturtabilmek ve zamanaşımı sürelerini kaçırmamak için mutlaka profesyonel hukuki destek almanız gerekmektedir. Özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde bu tür davaların yoğunluğu ve karmaşıklığı göz önüne alındığında, sürecin uzman bir Avukat İstanbul desteğiyle yürütülmesi hayati önem taşır. Hak kaybı yaşamamak ve emeğinizin karşılığını alabilmek için, bu alanda deneyimli bir Avukat İstanbul bürosuna başvurarak hukuki yol haritanızı çizmeniz en doğru adım olacaktır.
Sık Sorulan Sorular
Nikahsız yaşadığım eşimden ayrıldım, mal paylaşımı davası açabilir miyim?
Evet açabilirsiniz. Ancak bu dava “Boşanmada Mal Paylaşımı” değil, Borçlar Kanunu’na göre “Adi Ortaklığın Tasfiyesi” veya “Sebepsiz Zenginleşme” davası olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır. Nikahsız Birliktelikte Mal Paylaşımı için o mala yaptığınız maddi katkıyı belgelemeniz gerekir.
Birlikte yaşarken kredi çekip ev aldık ama tapu eşimin üzerine, hak iddia edebilir miyim?
Evet. Kredi ödemelerini sizin yaptığınızı veya peşinatı sizin verdiğinizi banka kayıtlarıyla ispatlarsanız, ödediğiniz bedeli “değer artış payı” ile birlikte geri talep edebilirsiniz. Tapu iptali çok zordur ancak paranızı faiziyle geri almanız mümkündür.
Bankadan para gönderirken açıklama yazmadım, paramı geri alabilir miyim?
Açıklamasız gönderilen paralar Yargıtay tarafından “borç ödemesi” sayıldığı için işiniz zorlaşır. Ancak bu paranın borç olmadığını, ortak bir yatırım (ev, araba) için gönderildiğini tanık, WhatsApp yazışmaları veya başka yan delillerle ispatlamanız durumunda hakkınızı alabilirsiniz.
İmam nikahlı eşimin vefatı durumunda mirasçı olabilir miyim?
Hayır, resmi nikah olmadığı sürece yasal mirasçı olamazsınız. Ancak eşiniz vefat etmeden önce lehinize bir vasiyetname düzenlediyse mirasın belirli bir kısmını alabilirsiniz. Ayrıca trafik/iş kazası sonucu ölüm varsa “Destekten Yoksun Kalma Tazminatı” alabilirsiniz.
Ayrıldığım partnerimden kendim için nafaka isteyebilir miyim?
Hayır. Türk Medeni Kanunu’na göre yoksulluk nafakası sadece resmi evliliklerde geçerlidir. Ancak müşterek çocuğunuz varsa, çocuk için “İştirak Nafakası” talep edebilirsiniz.
Sevgiliyken alınan hediyeler veya takılar geri istenebilir mi?
Alışılmışın dışındaki (fahiş değerli) hediyeler, evlenme vaadiyle verilmişse ve evlilik gerçekleşmemişse geri istenebilir. Ziynet eşyalarında ise 2024 Yargıtay kararlarına göre; kadına özgü takılar (bilezik, küpe) kadında kalır, erkeğe takılanlar erkekte kalır.
Nikahsız Birliktelikte Mal Paylaşımı davasını nerede açmalıyım?
Bu davalarda görevli mahkeme kesinlikle Aile Mahkemesi değil, Asliye Hukuk Mahkemesidir. Davalının yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmalıdır.
Aldatıldım, nikahsız eşimin sevgilisinden tazminat isteyebilir miyim?
Hayır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereği, resmi evliliklerde bile aldatılan eş üçüncü kişiden (sevgiliden) manevi tazminat isteyemezken, nikahsız birlikteliklerde bu talep hukuken mümkün değildir.





